Merkezi sinir sisteminde enfeksiyon hastalığı...

Kuru,

Merkezi Sinir Sistemi (MSS) enfeksiyonları acil müdahale edilmesi gereken bir hastalıktır. Çoğu zaman erken teşhis ve tedavi ile tam düzelme sağlanabiliyor. MSS enfeksiyonlarında beş tip klinik vaka vardır. Bunlar;

Menenjit (Beyin ve omurilik zarlarının iltihabı),
Ensefalit (Beyin dokusunun iltihabı),
Abse (Beyin dokusunda sinirli doku iltihabı),
Vaskülit (Damar İltihabı),
Bakteriyel Enfeksiyonlar,  
   Akut bakteriyel (pürülan) menejit,
   Spiroket Enfeksiyonlar,
   MSS Tüberkülozu,
   Mantar Enfeksiyonları, 
   Viral Enfeksiyonlar,
   Herpesvirüs Enfeksiyonlar,
   Yavaş virüs enfeksiyonları,

Hükümdara uygun biçimde...

Şehvar,

Çok, en çok, pek çok güzel...

Hüsna,
Çok, en çok, pek çok güzel.
Ahsen' in müennesidir. İyi zan. 
En güzel. Amel-i sâlih. Pek güzel. 
Cennet. İyi amel ve haslet. 
Cenab-ı Hakk'ı görmek ve Ona iman ve ubudiyetle şereflenmek.
Düşman üzerine fevz ve zafer bulmak, şehidlik.

Hüsna...

Erselik, Ersi, Erdişi,
Hermafrodit, Hünsa,
Kişide her iki cinse özgü örgenlerin ya da ruhsal niteliklerin bir arada bulunması. Dişi ve erkek üreme organlarını  birlikte taşıyan birey.

Hüviyet...

Kimlik,

Kuantım kuramı üzerine yaptığı araştırmalar ve elektronların dalga niteliğini buluşuyla tanınmış 1929' da Nobel ödülü' nü kazanmış Fransız Fizikçi...

Louis-Victor Pierre Raymond de Broglie 
(15 Ağustos 1892 - 19 Mart 1987), Nobel Ödülü sahibi Fransız fizikçi.

Broglie bir Fransız soylusunun ikinci oğluydu.Adını Normandiya’ nın küçük bir kasabasından alan Broglie ailesinden 17. yüzyıldan beri yüksek rütbeli subaylar, politikacılar ve diplomatlar yetişmiştir. Louis de Broglie ağabeyi Maurice gibi bilim adamlığını meslek seçerek ailesinin bu geleneğini bozdu. Paris Sorbon'da tarih eğitimi aldı.18 yaşındayken fiziğe başladı.Tarih ile ilgili bir konuda araştırma yapması istenmesine rağmen fizikte karar kıldı.Daha çok,maddenin hem parçacık hemde dalga özelliği taşıdığını söylediği parçacık-dalga ikilemi teorisi ile tanınır.1924'teki doktora tezinde bu teorisini elektron dalgaları ile (Einstein ve Planck'ın çalışmalarına dayanarak) ortaya koydu.Elektronun dalga doğası 1927 yılında Amerika'da C.J. Davisson , C.H. Kunsman ve L.H. Germer ile İskoçya'da G.P. Thomson tarafından deneysel olarak teyit edildi. 

1923 yılında Hamilton-Jacobi teorisinin yani parçacıklar üzerine uygulanabilen geometrik optik özellik gösterdiği düşüncesinden hareket ederek, dalga olayında çok sık ama mekanikte ender rastlanan kuantum sayıları ile kuantum penomeni üzerine çalışmıştır.


Doktorasından sonra Sorbon' da kaldı ve 1928 yılında Henri Poincare Enstitüsünde teorik fizik profesörü oldu. Emekli olduğu 1962 yılına kadar burada ders verdi. 1945 yılında Fransız Atom Enerjisi Komiserliği danışmanı oldu. Schrödinger dalga mekaniğini geliştirirken O'nun teorisini kullandı. Nobel fizik ödülünü 1929 yılında kazananmıştır. 


Modern fiziğe felsefi açıdan olan bakışını sergilediği bir çok popüler yayını oldu ; Bunlardan,
The New Physics -1939 , The Revolution in Physics - 1953 , Physics and Microphysics - 1960 ve New Perspectives in Physics - 1962.

Latince’ de Kuantum, tanecik manasına gelmektedir. Fizikte ise, bu kelime atom ve atomaltı seviyedeki tanecikleri tanımlamak için kullanılmaktadır.

Kuantum gerçekliği belirli (kesin) değil, istatistikseldir. Olgular ve olaylar (fenomenler) arasında nedensellik bağı değil, olasılık bağı vardır. İki olay arasındaki etkileşimde ya da bir olayın gelecekteki evriminde hangi sonuçların doğacağını değil, hangi sonuçların daha olası olduğunu kestirebiliriz. Ama kestirimlerimiz doğru olmayabilir. Her bir olaya bir neden arayan insanlar, yalnız düşünce dünyasında değil, gündelik yaşamda da sıkıcıdır. Onlar gerçekten çok sıkı ve sıkıcı deterministlerdir. İkinci sorun, kuantum nesnelerini gözleme için kullanacağımız ölçme düzenimiz. Kuantum gerçekliği, kısmen " gözlemcinin yarattığı bir gerçekliktir" . Evet, bu kitabın ciddi okurları gerçeklik olayını i yi düşünmeli. Kara deliklere adını koyan John Wheeler şöyle demişti: " Gözlemlenmiş bir fenomen olana kadar hiçbir fenomen, bir fenomen değildir".

Hiçbir süpermen, belirsizlik ilkesini aşamaz. Üzücü bir sonuç, ama böyle!

Niels Bohr, yalnızca bir fizikçi değildi, bir filozoftu, bir kompozitördü, yorumcuydu. Felsenin fiziğini değil, fiziğin felsefesini o yarattı. Fiziğin, daha doğrusu doğal bilimlerin sorunlarıyla insansal sorunlar arasında bağ kurmaktan kaçınmadı. Parçacık ve dalga özelliklerinin birlikteliğini " bütünlerlik" olarak yorumladı ve bunu yaşama uyguladı. Örneğin Sofokles' in Antigone adlı eserinde "topluma karşı görev" ile " ailesel görev" kavramları tamamlayıcı ( birbirini bütünleyen, tamamlayan) kavramlardı. Ama bunlar, aynı zamanda, birbirini dışlayan kavramlardı. Antigon, "iyi" bir yurttaştı. Kardeşi, kralı öldürmeye çalışırken öldürülmüştü. Kral ve topluma karşı görevi, kardeşini reddetmesini gerektiriyordu, kardeşi bir haindi! Yine de ailesel ve belki de dinsel duyguları onun vücudunu gömmesini ve anısına saygı gösterilmesini istiyordu. Bu örnek ne anlama geliyor? Biz, bir organizmanın moleküler yapısını öğrenmek için onu "öldürmeliyiz". Bu durumda biz ölü şeyin yapısını biliyor oluruz. Yaşayan bir organizmada yapıyı bilemeyiz. Çünkü " yapıyı belirleme hareketi, aynı zamanda organizmayı öldürür. Şüphesiz, molekül biyologlarının yaşamın moleküler temelini kurarken gösterdikleri gibi, bu son görüş tümüyle yanlıştır. Bu örneği verişimin nedeni, Bohr, kadar akıllı olsanız bile, bilimin ilkelerinin her zamanki uygulama alanları dışına uzatılmasının yüzeysel sonuçlar verebileceğini göstermektir

Üzüm suyu ve mısır unuyla yapılan bir çeşit pelte...

Pepeçura,

Karadenize özgü kokulu üzümden yapılan mayhoş bir muhallebi, ama aslında muhallebiyle hiç alakası yok.
2 kg kara üzüm, 1 su bardaği su eklenerek kaynatılır, süzgeçte ezilir, kabukları bırakılır. Meyva suyunun yarısı  ateşe konur, diğer yarısına 1,5 su bardaği mısır unu + 1/2 su bardağı nişasta katılıp iyice yedirilir,  kaynayan üzüm suyuna eklenir, kaynamasına yakın tadına bakılır isteğe göre  şeker eklenebilir. Küçük kaselere ya da kuplara sıcak sıcak dökelim. Buzdolabında iyice soğuyup, katılaşınca isterseniz bir tabağa ters çevirip,servis yapabilirsiniz. Dilerseniz pepeçuranın içine mevsim meyvelerinden küçük küçük doğrayabilirsiniz. 


Sofralarınız için gayet hafif, besleyici ve lezzetli bu tatlıyı,üzüm mevsimi geçmeden yapmayı unutmayın. Afiyetle,sevgiyle...

Üzerinden uyku sersemliliğini atmamış olan...

Mahmur,
Sarhoşluğun sebep olduğu sersemlik içinde olan.
Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan. 
Süzgün, dalgın bakışlı (göz).

Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan manilere verilen ad...

Okşama, 

Yörüklerde evlilik insan yaşamında önemli kararlardan biri olduğu ve pek çok insanın yaşamını etkileyeceği için üzerinde titizlikle durulan konuların başında gelir. Gelin adayının belirlenmesi, aranan özellikler, Yörüklerde yapılan evlilikler, dikkat edilen noktalar, belirlenen gelin adaylarını sınamak için yapılan sınavlar, evlilik yaşları, kız isteme, başlık (ağırlık), nişan ve düğün öncesi hazırlıklar (Pazar harcı, urba kesme, oku dağıtma, ekmek ve yemeklerin hazırlanışı), düğün günleri ve aşamaları sırasıyla (bayrak dikme, odun kesme, kınalık, yapılan eğlenceler, oynanan oyunlar vs.) aktarılmıştır. Düğünün en önemli kısımlarından birini oluşturan kına gecesi, kına gecesinde yapılan gelin okşaması ve söylenen yakımlardan da (türkü, mani) örnekler verilmiştir. Gelin alma kısmında gelin ve damat kıyafetleri, güvey okşama, gelini almaya gelen ahali, kız sağdıçlar, çehiz, gelin başı (tavuk ve kuş tüyünden yapılan başlıklar), sandığa oturma, keleş parası, gelinin evinden alınışı yer almaktadır. 

Günümüzde atla yapılan düğünlere rastlanmasa da biz elimizden geldiğince eski gelenekleri de vermeye çalıştık. Gelin ata bindirilip giderken müjdelik verilmesi, atın gelinin durumunu bildirdiğine dair inanış vs. gibi bilgiler de verilmektedir.  Gelinin Yeni Evine Gelişi ve Düğün Sonunda Yapılan Uygulamalar bölümüne geldiğimizde ise indirmelik, damat evine girişte yapılan uygulamalar (ip kesme, çömlek kırma, kapıya yağ çalma vs.), damadın saklanması, gelin okşaması ve söylenen maniler, dini nikah, gerdek gecesi ( sepet- kabak sallama, tüfek sıkma), söyletmelik, bürümcek, kayınpeder evinde yaşam ve yastık altı gibi konu başlıklarının yer aldığını görüyoruz. Aile içi ilişkiler ve akrabalık adları da tezin evlilik bölümünde yer alan son başlıklar oluyor. Evlilikten sonra diğer bir geçiş dönemi olan ölüm konusu işlenmektedir. 

Afrika' nın en yüksek dağı, Kilimanjaro' nun yerli dillerde "özgürlük" anlamına gelen adı...

Uhuru,
Kilimanjaro (1902'den 1918'e kadar Kaiser-Wilhelm-Spitze olarak adlandırılır), deniz seviyesinden 5.895 metre yüksekte Afrika'nın masif bir dağı. Kilimanjaro sönmüş bir strato volkandır. Yerkabuğu üzerinde bugüne kadar görülen en büyük volkanik patlamaların olduğu volkanik bu dağ, Afrika’nın damı olup, zirvesi Uhuru Peak (Özgürlük zirvesi), dir.

Tanzanya'nın kuzeydoğusunda bulunan Kilimanjaro, üzerindeki Kibo zirvesiyle, Afrika kıtasının en yüksek dağıdır.  Ekvator' un yaklaşık 340 km güneyinde bulunan Kilimanjaro, Tanzanya'nın kuzeydoğusunda, Dar es Salaam şehrinin yaklaşık 500 km kuzeybatısında ve Victoria Gölü merkezinin yaklaşık 560 km güneydoğusundadır.Kenya sınırına sadece birkaç kilometre mesafedeki Kilimanjaro, bu ülkenin başkenti Nairobi'nin yaklaşık 200 km güneydoğusunda kalır.


Küresel iklimde görülen şaşırtıcı hızdaki değişim ile Kilimanjaro, dünyanın gündeminde yer almaya başladı.  2000 yılında dağ zirvesinde yer alan karların yüzde 26’sı son dokuz yılda yok olmuş. Bilim adamları, erime hızı böyle devam ederse, son yirmi yıl içinde Kilimanjaro’ nun bütün karlarını kaybedebileceği konusunda uyarıyorlar.

Japon çiçek düzenleme sanatı...

İkebana, Japonca "yaşayan çiçekler", kadō olarak da bilinen "çiçeklerin hali" Japon çiçek düzenleme sanatına verilen addır. Vazo, tepsi, çanak vb. içinde çiçek düzenleme sanatıdır. 

İkebana denilen çiçek düzenleme sanatı 15. yüzyıla kadar eskilere gitmektedir. Japon kültüründe her çiçeğin sembolik bir anlamı vardır. Çiçekler, yeri, göğü, insanı, duyguları simgeleyebilmektedir. Sembollere dayalı kesin kurallar bulunmaktadır. Ne kadar kural olursa olsun, bütün kurallar cennet-dünya-insan üçlemesine dayanır. Bu kuralların oluşturduğu çeşitli ikebana biçimleri ikebana okullarında öğretilmektedir. Bu biçimlerin bazıları oldukça sade, bazılarıysa çok abartılıdır. Ortak noktaları ise hepsinin bir anlam taşımasıdır. Budist tapınaklarındaki dini törenlerde çiçek sunma adeti, ikebananın da doğuşunu sağlamıştır. Bu sunuşlarda çiçekler ve dallar, cennete dönük yerleştirilirmiş. 15. yüzyıla gelindiğinde dikkatler cennetten, cennet misali doğaya çevrilmiş. Doğanın mükemmelliğini yansıtma arzusu ikebana da göstermiş kendini... Bu tarza "rikka" (dik duran çiçekler) denmektedir. Yine Budist inanca göre, evrenin simgesi olan Suneru dağı ana temadır. Çiçeklerin sembolizması ise dağın tasviri ihtiyacına cevap vermektedir: Çam dalları kayaları ve taşları, beyaz krizantemler ırmak ve dereleri sembolize etmiştir. Sembolik değerleriyle rikka kendisini geliştirmiş ve 17. yüzyıla gelindiğinde, bir akım olarak kendini tamamen kabul ettirmiştir. Rikka günümüz ikebana sanatının klasik okulunu oluşturmakla birlikte günümüzde çok az uygulanmaktadır. İkebananın bir başka gelişme mecrası ise doğal (natüralist) okul olmuştur. 

15. yüzyılda (Muramoçi dönemi) yapılan küçük evlerde bir iç kısım (tokonoma) bulunurdu. Bu bölüm sanat eserleri ve çiçek düzenlemelerine ayrılmıştı. Çiçek düzenlemenin halk arasında yaygınlaşması, kolaylık ve ucuzluk gereğinin bir sonucu olarak, sadeleşmeyi de beraberinde getirmiştir. 16. yüzyılın sonlarında çay törenlerine de çiçek düzenleme sanatı girdi. "Nageire" adı verilen bu tarzda, sadelik ve doğallık esastır. Malzeme kısıtlaması olmamasına rağmen, süslemeye gidilmemiş, çiçekler vazolara olduğu gibi bırakılıvermiştir. 19. yüzyılın sonlarında Japonya'daki modernleşme hareketi kendisine ikebanada da gösterdi. "Moribana" (kümelenmiş çiçekler) adı verilen bu tarzda, Batılılaşma ile birlikte ülkeye giren yeni çiçekler de görülmektedir. Bu tarz, özellikle kentleşme olgusu çerçevesinde büyük bahçelerin ve parkların birebir küçültülmesini amaçlamaktadır. Küçük ölçekli bu canlandırmalar, her yerde uygulanabilmesi ve çeşitli tarzlara açık olması bakımından serbest yorumlara açık olmuştur.


Hapishane...

Kafes,
Cezaevi,
Dam, Damaltı,
Kodes,
Tutukevi,
İmamevi,

Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme...

Tevarus,
Mirasa konmak, birisine diğerinden irsen geçmek. Miras yemek. (Osmanlıca).

Raptiye...

Pünez,
Bağlaç,

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Yeni içerikler için takip edin!

BULMACA ANSİKLOPEDİSİ