Hoş kokulu, anasona benzer bir bitki...

Rezene, (Latince adı Foeniculum Vulgare) 

Diğer isimleri; Raziyane, Mayana.
Maydanozgiller (Apiaceae) familyasından iki yıllık kokulu otsu bitki türüdür. Kendine has bir kokusu vardır. Rezene bitkisinin kökeni Akdeniz ve Batı Asya' dır.  Rezene, 1-1,5 m. Yükseklikte, sarıçiçekli, yaprakları iplik biçiminde, parçalı, çok yıllık bir bitkidir. Ege bölgesinde, yaprakları ve genç sürgünleri salata olarak yenir. Yapraklarının yara iyileştirici etkisi vardır. Sindirim sorunlarında rahatlatıcı etkisi vardır. Hazmı kolaylaştırır. Hafif kramplı mide ve bağırsak sorunları için rezene çayı faydalıdır.

Rezene Çayı : 1 tatlı kaşığı hafifçe ezilmiş rezene tohumu 1 bardak kaynamış suyla haşlandıktan sonra 10 dakika demlenir süzüldükten sonra içilir. Rezene anason ile beraber de kullanılabilir. Rezene anason çayı için her ikisinden eşit miktarda konularak aynı şekilde hazırlanır.
Uyarı: Hamilelik ve emzirme döneminde ve küçük çocuklarda rezene meyvesi çayı dışındaki rezene preparatları kullanılmamalıdır.

Mide iltihabı...

Gastrit, 

Akut Gastrit, ani olarak ortaya çıkan mide iltihabıdır. Gastrit akut, akut mide iltihabı, mide iltihabı olarak da adlandırılır. Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya da  mide ülseri denir. Çoğunlukla yaşlı kişilerde görülen körelmeli gastrit, mide mukozasının yozlaşmasının sonucu oluşur.
Mide içeriğinin istemimiz dışında yutma borusunun içine doğru, bazen de gırtlağa kaçmasına reflü denir. 

Nedenleri :
İlaçlar, alkol, korozif ( yakıcı ) maddelerin alımı, aşırı stres, beslenme alışkanlıkları.

Risk faktörleri :
Non-steroid antienflamatuar ilaç kullanımı ( NSAID ) Aşırı alkol kullanımı Büyük cerrahi girişimler , kafa travması , böbrek yetmezliği , karaciğer yetmezliği , solunum yetmezliği ve ağır psikolojik stresler
Risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla koruma sağlanabilir.
 
Belirtiler :
Hıçkırık, hazımsızlık, iştah kaybı, bulantı, kusma, kanlı kusma, koyu dışkılama, midede yanma-ekşime.
 
Tanı/Teşhis:
Üst ve alt sindirim sisteminin görüntülenmesi, dışkı tahlili, gastroskopi (midenin endoskopik olarak görüntülenmesi), tam kan tahlili yolu ile teşhis konulur.


Tedavi:
Tedavi, hastalığa sebep olan faktörlere göre belirlenir. Anti-asitler veya diğer mide asidini azaltan veya nötralize eden ilaçlar belirtileri önleyebilir ve iyileşmeyi ilerletebilir. Mide asidi üretimini azaltan ilaçlar hastanede yatan hastalara verilebilir. Çoğu mide iltihabı tedaviyle çabuk iyileşir. Gastrit belirtileri iki veya üç günden fazla uzarsa, kanlı kusma veya kanlı dışkılama gelişirse vakit kaybetmeden doktora başvurmalısınız. Gastrit kansere neden olmaz fakat kansere yatkınlığı vardır. Gastrite Trabzon hurması- Cennet meyvesi diye bilinen meyve iyi gelmekte olduğu bilinir.

Hörgüçlü bir sığır türü...

Zebu, Bilimsel adı, Bos primigenius indicus 

Asya'ya ve tropikal Afrika ile Madagaskar'a özgü, evcil, geviş getiren, boynuzlugiller familyasından, memeli hayvandır (Bos indicus).

Zebu sığır büyüklüğündedir. Sığırdan daha önce, belki de İ.Ö. V. binyıl' da evcilleştirildiği sanılmaktadır. Sığırdan başlıca ayrılığı omuzunun üzerinde büyüyecek bir kas tümseğinin bulunması ve değişik büyüklükte olabilen özgün boynuzlarıdır. (bazı ırklarda boynuzların uzunluğu 1,20 m'yi bile aşar). Zebu uysal ve dayanıklı bir hayvandır; sıcak iklimlere çok iyi dayanır. Her iki türün iyi yanlarından yararlanmak için zebu ile sığır çiftleştirilir. Zebu, Amerika ve Avustralya' ya da götürülmüştür. Zebu derisi sığır derisi gibi sepilenir ama hayvanın sırtındaki hörgüç nedeniyle işlenmesi daha zordur.


Hukukta bir sözleşmeyi iki tarafın anlaşmasıyla ortadan kaldırması...

İkale,

Hukuki bir sorun için tarafların yüzyüze gelmeleri...

Muhatabe,

Hukuki...

Tüzel,

Hukuk...

Tüze,

Hoşnut etme, gönül yapma...

İrza,

Horoskop...

Zayiçe, (Farsça zayiçe),  (Ze ile)(Zeyç ten)

Eskiden Yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelgeye zayiçe denirdi.

Osmanlı İmparatorluğu' nda 15-16. yüzyıllardan itibaren saray görevlileri arasında yer alan müneccimleri yöneten kişiye Müneccimbaşı denirdi. İlmiye sınıfından seçilen müneccimbaşılar müneccimliğin kelime anlamında mevcut astroloji ve kehanet gibi görevlerinin yanısıra zamanla devlet katında kullanım için takvim, imsakiye ve zayiçe hazırlamaya başlamışlardır.

Hoşgörülü, açık yürekli...

Rint,

Horoz, cennet kuşu gibi kuşların kuyruğundaki tüylerden en uzun ve gösterişli olanı ...

Çığa,

Horoz, cennet kuşu vb. kuşların kuyruğundaki tüylerden en uzun ve gösterişli olanı.

Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy.

Eski Türk ölçü birimleri...

Tartı ve ölçü sistemleri, tarım ürünlerinin tartılması, arazilerin ölçülmesi ya da ticaret işlemlerinin standartlaştırılması amacıyla önce Mısır ve Babil'de geliştirilmiştir. İlk terazinin İ.Ö. 3500'lerde Mısırlılar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Eski Yunan ve Roma dönemlerinde de terazi, kantar, ölçek ve cetvel gibi aygıtların ve ağırlıkların yaygın olarak kullanıldığı, günümüze ulaşan örneklerden anlaşılmaktadır. Tartı aygıtı olarak, antik dönemde terazi (libra), Roma ve Bizans dönemlerinde terazi ve kantar (statera) birlikte kullanılmıştır.

Uzunluk Ölçüleri;

Osmanlı İmparatorluğu'nun temel uzunluk ölçüsü "arşın"dır. Üç tür arşın vardır: Mimari arşın, çarşı arşını ve endaze. Osmanlı İmparatorluğu zamanında 75,8 cm'lik zirai mimari (veya sadece zirai), 68 cm uzunluğundaki çarşı arşını vardı. Daha sonra ipekli fiyatlarının artması dolayısı ile fiyatı yükseltme yerine ölçü birimi kısaltılarak 65 cm'lik Fars kökenli endaze birimi kullanıldı.
1 parmak = 12 hat = 0,03157 m.,
1 hat = 12 nokta = 0,00263 m. 
1 nokta = 0,00022 m.
1 kulaç = 2,5 zirai =1,895 m (ip boyu, su derinliği, kuyu derinliği vb. için)  
1 kara mili = 2500 zirai = 1895 m (kara yolculuğundaki mesafeler için)  
1 fersah = 3 mil = 7500 zirai = 5685 m  
1 berid (menzil) = 4 fersah = 12 mil = 30900 arşın = 22740 m 
1 merhale = 2 berid = 45480 m 
1 çarşı arşını = 8 rubu (urup) = 0,680 m (kumaş için)  
1 rubu = 2 kirah = 0,085 m  
1 kirah = 0,0425 m. 
1 endaze = 8 rubu (urup) = 0,650 m.
Ağaç, Arpa, Arşın, Ayak,
Berid,
Çiplik, Çubuk,
Endaze(65 cm.), Eriş,
Fersah,
Halebi, Hat,
İlig, İsba(283 cm.),
Kadem (metrenin üçte biri), Kulaç,
Merhale,
Parmak,
Rubu,
Sere, Seri,
Tutam, Tuvaz,
Urup,
Zırai,

Ağırlık ölçüleri;
Bazı 14. yüzyıl kaynakları da İran-İlhanlı ağırlık birimi olarak kullanılan lodra, kantar, okka ve batmanın (menn), hububat ölçüsü olarak kullanılan kile ve müdd'ün Osmanlı öncesi Anadolu'da ölçü sisteminin temelini oluşturduğunu belirtmektedir.


1 okka (kıyye) = 400 dirhem = 1282,945 gr (1280 gr)
6 kıyye = 1 batman = 7,544 kg
44 kıyye = 1 kantar = 100 ludre = 56,320 kg
4 kantar = 1 çeki = 176 kıyye = 225,798 kg
1 kg = 312,5 dirhem = 0,781257 kıyye (okka)
1 kg = 0 okka + 311 dirhem + 12,5225 kırat
1 tonilato = 1000 kg = 4 çeki + 1 kantar + 37,4 okka
1 tonilato = 17 kantar + 31 okka + 183 dirhem
1,5 dirhem = 1 miskal = 4,8 gr
1 dirhem = 4 dünük = 3,2 gr
1 dünük = 4 kırat
1 kırat = 4 bakray = 1/24 misgal
1 bakray = 4 fitil
1 fitil = 2 nekir
1 nekir = 2 kıtmir
1 kıtmir = 2 zerre
Bağdat Tağarı, Bale, Balya, Basil, Batman, Binter, Buğday,
Çeki, Çekirdek, Çelik,
Denk, Dirhem, Dolu, Dimin (24 kg.),
Emina(Tahıllar için),
Feddan,
Gödek,
Hilal,
Kabak, Kantar(Kintar), Krat, Kıyye, Kile, Kuranga, Kutu,
Lasta, Libre, Lodra,
Miskal(birbuçuk dirhem), Mintan (birbuçuk kile), Mut(50 şinik),
Okka(Kıyye),
Rıtl (yüzotuz dirhem) Cam ağırlıklar,
Sa,
Şinik (rumca sekiz kiloluk tahıl ölçeği) ,
Tıl, Timin (24 kg.),
Urup,
Vakiye, Vakiye-i şeri, Vezne, Vezne ledresi,
Zerre,

Alan ölçüleri;
Atik dönüm, Ayak kare,
Büyük dönüm,
Cedit dönüm, Cerip,
Çalım,
Evlek,
Şinik,
Yeni evlek,

Sıvı ölçüleri;
Aime, Ayak küp, 
Çuvaldız,
Galon,
Hat,
İstanbul kilesi,
Lüle,
Masura,
Samla,
Şinik,

Ankara yöresine özgü, külde pişirilen çörek ya da ekmek ...

Homman,
(Akdoğan-Kızılcahamam, külde pişirilen çörek ya da ekmek).

Ankara' ya özgü çörekler; 
Altüst böreği, Ay böreği, Bohça böreği, Entekke böreği, Gömme(Beypazarı), Poğaça(Nallıhan), Kaha (Kalecik), Kolböreği, Papaç(Keskin), Pazar böreği, Yalkı(Kozalan-Beypazarı).

Ankara' ya özgü ekmekler;
Balamacın(Beypazarı), Bezetleme(Kızılcahamam),  Bezdirme, Gizleme(Kızılcahamam), Çepit(Bala), Ebem Ekmeği, Göbü(Kalecik-Çiflik Köyü), Kabalı(Bala), Kartalaç(Haymana-Beypazarı), Kömbe, Kete, Saçkıran(Karahoca K.-Haymana), Şerit(Beypazarı), Şaplak(Haymana), Şebit(Güdül), Şipleme(Polatlı), Yarımca(Beypazarı).

Kafkas müziğine özgü bir tür davul...

Doli,

Bilinen Kafkas-Gürcü halk çalgıları;
Panduri, çonguri, baspanduri, çonguri, dabali bani, salamuri, garmon, doli.


1992 yılında Karadeniz Oda Orkestrası adı ile kurulan Tekfen Filarmoni Orkestrası, sanatın beşeri farklılıkları nasıl bir zenginliğe dönüştürebildiğinin mükemmel bir örneğidir. "Üç Denizin Sesi" lakabıyla da anılan orkestra, bugüne kadar Suriye'den "Ut", İran'dan "Tar", Bulgaristan'dan "Kaval", Rusya'dan "Domra", Kazakistan'dan "Kılkobuz", Azerbaycan'dan "Kemança", Ukrayna'dan "Bandura", Gürcistan'dan "Salamuri", Özbekistan'dan "Çang", Yunanistan'dan "Buzuki", Türkiye'den "Ney", "Bağlama" ve "Kanun" gibi çeşitli otantik çalgılara ve onlar için yazılan eserlere de yer vermiştir. Orkestranın daimi şefliğini, orkestranın fikir babası ve kurucu şefi Saim Akçıl sürdürmektedir.

Gürcü müziğine özgü bir tür kaval...

Salamuri, (Gürcü kavalı).

Gürcüler tulum, kemençe ve kavalın yanı sıra Abhazya ve Samegrelo’ da yaşayan Hristiyan Lazların yani Megrellerin çalgılarını da kullanırlar. 

Gürcüler; Tuluma, çiponi, kemençeye çilili, davula doli, kavala ise salamuri derler. Küçük kafkas davulu olan doliye çubukla vurulmaz.
 
Guni ve çonguri diğer önemli çalgılardır. Tüm Gürcistan’da olduğu gibi Batum’da da çongurinin yeri ayrıdır. Gürcistan ile özdeşlenen telli bir saz işlevi gören Çonguri ' yi Acaralar, Lazlar, Gürcüler, Megreller ve Abhazlar ortak olarak kullanırlar. Kafkasların ortak çalgısı olan akordeon ise lazcası ile garmon her ezgide kullanılır.

İzlanda' da iki yüzyıldır uyuyan bir volkan ve aynı adı taşıyan bir buzul...

Eyjafjallajokull,
(okunuşu; eyyafyallayöküll).

Başkent Reykjavik' in 125 km. doğusunda bulunan volkan, en son 1821 yılında faaliyet göstermişti. Bu nedenle tetikte olan bilim adamları bölgedeki volkanik hareketleri takibe almışlardı. Son dönemde Richter ölçeğine göre 2 büyüklüğünü gçmeyen sarsıntılar tespit edilmişti.

Jeofizikçi Steinunn Jakobsdottir araştırmalarını bu volkan ve buzul için yürüttü. Ancak volkan 21 mart 2010' da aniden faaliyete geçti. Bu nedenle konum itibariyle buzul tsunamisi denen olay gerçekleşebilir. Bu olay devasa boyuttaki buzul parçalarının kırılarak denize düşmesi ya da inanılmaz miktarlarda buzulun erimesiyle serbest klalan çok büyük miktarda suyun dalgalar halinde karaları vurması demektir.

Yeni Zelanda' da yaşayan bir kuş...

Tieke,
Alaca karabatak,
Kaya güvercini, 
Fulmar, 
Avustralya kırlangıcı,
Büyük ak balıkçıl,


Başkenti Wellington olan, north ve south island ile birçok küçük adadan oluşan Yeni Zelanda, Güney Büyük Okyanus' da bir ada ülkesidir. Üzeri kar ile kaplı dağ manzaraları ile bilinen bir ülkedir. En büyük ve en kozmopolit şehri Auckland' dır.

Derinlikler anlamında eski sözcük...

Amak,

Orta Amerika kökenli bir ağaççığın yaprağından örülen esnek, şapka...

Panama,

Panama şapkalar güneşe ve suya çok dayanıklı olması ile bilinirler. Rivayete göre 20' nci yüzyılın başında Panama Kanalı' nın inşası sırasında keşfedilen ve ABD Başkanı Theodore Roosevelt' in 1914' te kanalı ziyaretinde çektirdiği bir fotoğrafla popülerleştirdiği krem rengi bu şapka hakiki hasırdan Ekvator' da yapılmaktadır.  Ekvador yerlilerinin eskiden bu şapkalar için “toquilla” adını verdikleri palmiye ağacının kamışlarını kullandıklarını, günümüzde ise bu ağaç çok azaldığından “Carludovico palmata” adlı palmiye ağacının kamışlarını tercih ettiklerini söylüyorlar.

Panama, bu şapkaların geçen yüzyılda ABD ve Avrupa'ya ihraç edildiği bir Orta Amerika limanının adıdır. Bunlar taze, su geçirmeyen ve biçimi bozulmayan şapkalar. Ekvator palmiyesi "Carludovica palmata" liflerinden örülüyorlar. Kolombiya'da Carludovica Palmata yaprağıyla örülen sepetlere ise petaka denilmektedir.

Ekvador’da panama şapka üretimi oldukça ilkel koşullarda ve aile şirketlerinde gerçekleştiriliyor. Her cumartesi sabahı, çok iyi beslenmiş atlara binen gençler, palmiye kamışı toplamak için ormanlık dağlara çıkıyorlar. Kamışlar gün boyunca ormanlık arazideki kamp yerlerinde toplanıyor; daha sonra, buraya kadar çıkabilen kamyonlar aracılığıyla aile şirketlerinin bulunduğu kasabalara taşınıyor. Ardından işin en çetin aşaması başlıyor. Ailenin yaşlıları kamışlardan en uygun yaprakları tek tek ayıklıyorlar ve lifleri en esnek yapıda olanlar bir kenara ayrılıyor. Bu yapraklar, dövülerek yumuşatılıyor ve ardından kaynar suyun içine atılıyor. 

Yapraklar bir güzel kaynatıldıktan sonra, açık havada iplere asılarak kurutulmaya bırakılıyor. İyice kuruyan lifler, hintkenevirinden yapılmış torbaların içine yerleştirilip Guayaquil kentine gönderiliyor. Bu kent, Ekvador’daki panama şapka üretiminin bir numaralı merkez… Cuenco, Montecristi ve Quito gibi daha büyük kentlere malzeme buradan sevk ediliyor. Gerek işlenmiş ürün, gerek hammadde almak için gelen Avrupalı tüccarlar da işlerini Guayaquil’de görüyorlar.
 

Güney Amerika' da yaban hayvanlarını yakalamak için kullanılan kement...

Laso,

Kovboylar, (İngilizce: cowboy, İspanyolca: vaquero) sığır ve atları eğiten ve evcilleştiren, genelde Kuzey ve Güney Amerika'da sığır çiftliklerinde yaşayan insanlardır. Pek çok kovboy sığır ve at çobanlığı yapar, bazen komşu çiftliklerin sığır ve atları için çobanlık yapan kovboylar da olur. Bazı kovboylar da rodeo gösterilerine katılırlarken kovboyların az bir kısmı kendilerini sadece rodeolarda boy göstermek için yetiştirirler. Arazinin sert koşullarına ve yol korsanlarına karşı eski çağdaki kovboylar yanlarında silah, kaçan inekleri yakalamak için kement taşırlardı.

Argoda rakıya verilen ad ...

Anzarot, Akyazılı, 
Çarmak, Çarmakçur, Carmakcur, 
Dem, Düziko, Düz, 
Fahrettin Kerim,
Gıravatlı, 
İslim, İmamsuyu,  
Piys, Piiz, Piriz, Pirne, Pırna, 
Süt,

Gölgede kalan yan...

Kuz,

Eski Yunan mimarlığında müzik ve tiyatro gösterilerinin sunulduğu yapı...

Odeon,(Fr. odéon, Alm. Odeion
Tiyatro ve konser binası.

Yunancada ôdê = ses, ezgi anlamındadır. Buradan eski Yunan' da, içinde konser verilen basamaklı tiyatro, sahne anlamında Odeon sözcüğü kullanılmıştır.

Edirne' nin Enez ilçesinde bir göl...

Paso,
Dalyan,
Lamparo,

Antik çağlarda adı Ainos.
Edirne' nin bir ilçesi olan Enez' in  adı Eneyaz adlı bir yunan prensinin isminden gelir. 
Saroz Körfezi kuzeyinde uzanan Pelin Yaylası, yükselti olarak da Çandır (Çan Hıdır) dağı vardır.
Doğuda Enez ve Yenice Ovası ve ilçenin tek nehri, Meriç’ tir. Ayrıca Platin, Gökgür, Ayana, İncirlidere adlı dereleri vardır. 

Göller;
Paso, Çeltik, Dalyan, Küçük Tuzla, Bücürmene (Bücüzmene) 
Gala, Üzmene, Harmanlık, Paso, Batak, Taşaltı.

Halk adına halka karşın devrimci girişimlerde bulunan kimse ...

Jakoben,(Fr. Jacobin ).
Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse, tepeden inmeci.

Fransa'da Aziz Dominicus tarikatına bağlı rahip ve rahibelere de Jakoben denilmektedir.
“Feodalizm, Şövalyelik, Rönesans, Reform, Jakobenlik; Sosyalizm, Bolşeviklik…”

Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapıya verilen ad ...

Linin,

Belçika' ya özgü bir çeşit hafif bira...

Faro,

Esir...

Tutsak,

Çukurova' da antik bir Kilikya kenti ve kalesi...

Anavarza Kalesi, Anazarbos, 
Anazarba, Aynızarba, Anazarbus.

Anavarza; Kadirli, Ceyhan ve Kozan ilçe sınırlarının kesiştiği yerde, Kozan sınırları içerisinde bulunmaktadır. Ceyhan' a 35 km. uzaklıkta, Ceyhan-Kozan sınırında bulunan örenyeri. Çevresi mesire yeri olarak kullanılır.

Kilikya ovasının önemli merkezlerinden olan Anavarza’ nın antik kaynaklarda adı Anazarbos, Anazarba, Aynızarba veya Anazarbus olarak geçer. Adana’nın yaklaşık 70 km. kuzey doğusunda, Dilekkaya köyündeki antik şehir, Sunbas çayının Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km. kuzeyinde ada gibi yükselen bir tepe üzerindedir.

Kentin yerleşme tarihi belli olmamakla beraber M.Ö.ll.yy’da ovalık Kilikya’yı ele geçiren Asurlular tarafından kurulduğu ya da eski bir yerleşmenin üzerine inşa edildiği tahmin edilmektedir. Fakat, Anavarza Antik Kenti’nin, Asurlular tarafından kurulmasına yönelik ileri sürülen görüşlere şüphe ile bakmak gerekmektedir. Çünkü, eski çağ tarihi alanında araştırma yapan bilim adamlarına göre, Asurlular Çukurova’ya 50-60 yıl gibi kısa bir süre hakim olmuşlardır. Ayrıca, bu bölgeyi Asurlular, bir sömürge olarak kullanmışlardır. 50 yıl gibi kısa bir süre ve sömürge olarak kullanılan bir bölgede zamanın şartları da düşünülürse Anavarza gibi muhteşem bir antik kentin kurulması mümkün görülmemektedir. Bu yüzden, Anavarza’nın kurulmasına yönelik yapılacak araştırmalarda, 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu’ya ve dolayısıyla Çukurova’ya egemen olan Hititler üzerinde yoğunlaşmak gerektiği düşüncesindeyim. Anavarza kale ve şehri, çeşitli kültürlerin birbirini etkilediği ve zamanla da kaynaştığı önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Zafer Tak’ı yakınlarında bulunmuş bir yazıtta, iki kez depremlerle yerle bir olmuş kent surlarının onarıldığından bahsedilmektedir. Bu yazıtlardan birinde Vali San Dogenes’in adı geçmektedir. Bugün ayakta duran yapıtları ile Antik Anavarza Şehrinin kesin olarak bilinen tarihi M.Ö. 1. yy.da İmparator Augostos’un (M.Ö. 27-M.S.14) Anavarza’yı Roma İmparatorluğuna bağlamasıyla başlar. Roma İmparatorluğu devrinde bölgenin önemli kentlerinden birisi olmuş ve kentte imparator şerefine büyük anıtlar yaptırılmıştır .

Adana' nın Karataş ilçesinde antik bir kent...

Magarsus,

Karataş, Adana'nın bir ilçesidir. Doğu Akdeniz bölgesinde Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin doğal sınırları içerisinde kurulmuş olup Adana'ya 48 km uzaklıktadır. Tarihi çok eskilere dayanan Karataş M.Ö. 1000 yıllarında askeri ve ticari önemi olan yollar üzerinde kurulmuş bir liman şehridir ve antik dönemlerdeki ismi Margasus'tur. 

Magarsus adıyla anılan bu kent bugünkü yerleşim yerinin 5 km. batısında yer almaktaydı. M.Ö. 1900'lü yıllarda Arzana ve Huri krallıklarının, M.Ö. 1530'lu yıllardan sonrada Hitit krallığının idaresine girmiştir. M.Ö. 1200'lerden önce Kue, sonra da Asur krallığının egemenliğine geçmiştir. Karataş'ta bulunan yazılı eserlerin çoğu Kue Krallığı zamanına rastlamaktadır. Antik dönemlerde coğrafi konumu önemli olan şehir, aynı zamanda Ceyhan nehri boyunca o dönemde kurulmuş olan Mopsuhestia, Hemite ve Asitavandaya şehirlerine kilit bir noktadadır. Şehir ortaçağda Roma ve Abbasilerin egemenliğini yaşamış ve 1517 yılında Osmanlıların idaresine girmiştir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra bir yıl Fransız işgali altında bulunan kent 1928 yılında bucak, 1957 yılında da ilçe olmuştur. 

Karataş’ ta Osmanlılardan kalma iki han vardır. Ramsar sözleşmesinde yer alan Akyatan Gölü ve Kuş Cenneti bu ilçededir. Akyatan Göleti'nde Caretta Caretta ve Chelonia Mydas kaplumbağa türleri bulunmaktadır.




  • Yanık Kilise (Karakilise Kalıntısı)







  • Antik Magarsus Kilisesi







  • Menzil Hanı Kalıntısı







  • Tarihi Han Kalıntısı







  • Amfitiyatro





  • Arjantin borsası....

    Merval,

    "Fransız öpücüğü", "Mesajınız var", "Melekler şehri " gibi filimleriyle tanınmış ABD' li sinema oyuncusu...

    Meg Ryan, Amerikalı sinema oyuncusu,

    Gerçek adı; Margaret Mary Emily Anne Hyra, (d. 19 Kasım 1961). 
    Aktör Dennis Quaid, ile 9 yıl evli kaldı (1991-2000). Bu evlilikten Jack Henry Quaid adında bir oğlu var. Anne ve babası öğretmen olan Meg Ryan'ın 3 kardeşi vardır. Bethel Lisesi, Bethel (1979) New York Üniversitesi, New York, Gazetecilik okumuş oyuncudur.
    Ödülleri;
    1995: Women in Film Crystal Ödülü
    1999: ShoWest Yılın Aktrisi Ödülü
    Filmleri;
    Annemin Yeni Sevgilisi, My Mom’s New Boyfriend, 2008,  
    Kadınlar Hakkında Her Şey, It’s All About The Women, 2008,
    In the Land of Women , In the Land of Women , 2007,  
    Boksun Kraliçesi, Against the Ropes , 2004, 
    Kayıp, Aranıyor: Debra Winger , Searching for Debra Winger, 2002, 
    Darısı Başıma, The Wedding Planner, 2001, Yapımcı  
    Büyülü Çift, Kate & Leopold, 2001, 
    Hanging Up, Hanging Up, 2000,  
    Yaşam Kanıtı , Proof of Life , 2000,  
    Senli Benli, Hurlyburly , 1998,
    Melekler Şehri, City of Angels, 1998, 
    Sevginin Bağladıkları, Sleepless in Seattle, 1993,  
    Harry Sally'le Tanışınca, When Harry Met Sally, 1989,  
    Top Gun , Top Gun , 1986,
    The Women (2008), 
    Rich and Famous (1981) ,
    The Deal (2008),
    Papa (2005) , 
    Mesajınız Var (1998), 
    Courage Under Fire (1996) ,
    Restoration (1995), 
    French Kiss (1995).

    Sert buğdaydan elde edilen taneleri iri un...

    İrmik,

    Germe, gergin tutma anlamında denizcilik terimi...

    Kaska,

    Su geçirmeyen yünlü ya da pamuklu bir kumaş...

    Gabardin, (Gabardine).

    Bükme yünden üretilen kabarık kumaşlardır. Dayanıklı bir yapıya sahiptir ve su tutmaz. Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş olan gabardin bu özelliği nedeniyle yaygın olarak yağmurluklarda kullanılır. Su geçirmeyen kumaştan yapılmış reglan pardösüye de denir.

    Serj (şayak) İnce, sık, tersi yüzünden aynı olarak dokunmuş iki yüzü de ince damarlı bir kumaştır.

    Gabardin: Serjden daha kalındır. Tersi ve yüzü aynı olup damarları mütebarizdir. 
    Dimi örgüyle dokunmuş ama çözgüsü veya atkısı normalden çok daha sık olan yünlü veya pamuklu kumaş. Dokusunun sık ve çapraz oluşu dolayısıyla kolay su geçirmediği için, manto, pardösü ve yağmurluk gibi giyecek eşyası yapılmasında kullanılır.

     Genellikle 2/1 dimi örgüde dokunan, çözgünün baskın olduğu ve dik dimi etkisi gösteren bir pamuklu kumaştır. Pantolonluk ve trençkot olarak 40/2 - 48/2 Ne çözgü, 20/1 - 24/1 veya 40/2 - 48/2 Ne atkı ipliği kullanılarak elde edilir. Kaliteli bir gabardin kumaşta 75/2 Nm kamgarn çözgü, 60/2 veya 80/2 Ne pamuk atkı, cm.'de 40 çözgü, 35 atkı sıklıklarda ve 2/2 dimi örgüde dokunur. Pamuk atkı çile boyalı ipliktir ve kumaşa top boyama uygulanır. İnce bir kaliteli pamuklu gabardinde ise, atkı ve çözgüde 80/2 Ne iplik, cm.'de 64 çözgü, 30 atkı sıklıklarında kullanılır. Kalın gabardinlerde 30/2 iplikler de kullanılmaktadır. 

    Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi ya da örtü...

    Bindallı,

    Kadife ya da atlas kumaş üstüne, sırma, kılaptan ya da sim ile, serpme dal, yaprak, çiçek motifleri işleyerek elde edilen işlemeli kumaşlara bindallı adı verilir. Bunlar için genellikle, koyu kırmızı, mor, lacivert ve benzeri koyu renkli kumaşlar seçilir. Gelinlik, önemli günlerde giyilen özel kıyafetler ve örtü yapımında kullanılan bindallının kültürümüzde önemli bir yeri vardır. Bu ad, günümüzde kumaşın kendinden çok, kıyafetin adı olarak bilinmektedir.
    Bindallı, kartondan hazırlanan motiflerin, kadife, çuha, atlas, keçe, arakiye kumaşlarının üstüne aplike yöntemiyle, altın, gümüş, sim (ipek ipliğin üstü gümüş ince tel sarılmış şekli) veya altın, gümüş kaplamalı bakır tellerin kartonun üzerinden iğne ile sarma usulü ile geçirilmesi yoluyla yapılır. Bu tür kumaşlara, yaygın olarak kullanıldığı yerler olan gelin elbiseleri, gelin yatağı veya sünnet yataklarının, yorgan, yastık takımlarının üzerine yapılan çiçek ve dallı motiflerin, elbisenin veya yatak takımının tümünü kaplamasıyla meydana gelen güzel ve zengin görümünden ötürü bindallı adı verilmiştir. Bindallı' ya bazı yörelerde Maraş işi, sırma veya sim işi de denilir.

    Bindallı sanatı'nın geçmişi 14.-15.yüzyıllara kadar gitmektedir. Ancak, o devirde elle dokunmakta olan kadife ve atlas kumaşların yapılışları ve kullanılan tel ile teknik tümüyle farklıdır. 17.ve 18. yüzyıllarda genellikle Bursa ve yöresinde Bindallı tekniği ile yapılmış, dünyada eşine rastlanmayacak güzellikte eserlere rastlamaktayız. Bu eserlerde, karton yerine ipek ibrişim kullanılmış ve kalın gümüş telle kabarık motiflerle şekillendirilmiştir. 1800'lü yıllardan sonra Bursa, Kütahya, Kahramanmaraş, Erzurum, Edirne (Rumeli) ve İstanbul Bindallısı olarak adlandırılan farklı örnekler görmekteyiz.

    Özellikle portreleriyle tanınmış XVI.yüzyıl Osmanlı minyatürcüsü...

    Nigari,

    Osmanlı Türklerinde minyatür, Fatih zamanında gelişmeye başlayarak özel bir üslup kazandı. Bu dönemde yazma kitaplara sultanların portrelerinin yapılması, ilgi çekici bir olaydır. Selçuklu Sultanları gibi Osmanlı Sultanları da saraylarında nakkaşhaneler kurarak nakkaşların çalışmalarına kolaylık sağladılar. Fatih' in nakkaşbaşısı Sinan Bey idi. Osmanlı minyatürcülüğünün en verimli ve canlı dönemi Kanuni Sultan Süleyman'ın hükümdarlığına rastlar. Sarayda çalışmakta olan nakkaşlar; Nakkaşanı İran ve Nakkaşanı Rum adları altında iki kümede toplandı. İki ayrı öğreti biçimini  iki ayrı üslup özelliğini sürdüren bu nakkaşlar en iyi şartlarda çalışırlardı. Nakkaşanı İran topluluğu içinde Türkler de vardı. Nakkaşanı Rum topluluğu ise asıl Türk minyatürünü geliştirdi. 

    Bu çağda minyatür sanatına yeni nitelik kazandıranlardan biri Nigari'dir. Nigari İstanbul' da Galata'da doğmuş 1572 yılında 80 yaşında ölmüştür. Kendisi denizci olup asıl adı Hayolar Reis idi. Onun Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan minyatürleri siyah bir fon üzerine yapılmıştır. Ve çehrelerdeki kişisel portre benzerliği ile hayret uyandırmaktadır. Fakat diğer taraftan ellere ve ayaklara önem verilmediğinden bunlar ihmalci bir şekilde resmedilmiştir. Nigari' nin Kanuni Barbaros ve Selim II.'yi canlandıran üç portresi Topkapı Saray Müzesindedir.

    Eski dilde köpek...

    Seg, 
    Kelp, 
    İt, 
    Köpek,   
    İng.: dog  
    Fr.: chien  
    Alm.: Hund.
    Arapça, kalb, كلب

    Köpek kelimesi ile eşanlamlı kelimeler;
    Barak, Belo,
    Çomar, 
    Encik, Enik, Fino, Fifi.
    Havhav, 
    Kuçu, Kuçukuçu,


    Köpek;
    (Canis familiaris)
    Köpeklerin 94 ırkı vardır.
    Köpekgiller familyasından görünüş ve büyüklükleri farklı üç yüzden fazla evcil ırkı olan hem etçil hem de otçul olan hayvan. Etçiller (Carnivora) takımının köpekgiller (Canidae) familya bir memeli türü. Soyu bugün bilinmeyen yaban türlerden evcilleştirilmiştir. 
    En anlaklı hayvanlardan biridir. İyi koku alır. 
    Buldok, tazı, senbernar bunların en iyi bilinenleridir.

    İşaret, nişan...

    İz, İm, Belirti, Alamet, Emare, Bel, Nişan,

    Vahşi hayvan yavrusu...

    Cerv,

    Vahşi sığır...

    Ezher,

    Mendil, çarşaf, önlük gibi kumaşların kenarına yapılan işleme...

    Antika,
    Mendil ve peçetelerde kenara yapılan işleme su ve mendil önlük, yatak çarşafı gibi kumaşların kenarına yapılan bir tür işlemelere Antika' da denmektedir. Bursa yöresinde yapılan bu işlemeler çok meşhurdur . Havlu, peşkir, çarşafların kenarlarına yoğunluk sırasıyla gözeme, sarma, hesap iğnesi, muşabak, susma, hasır iğne, kırma tel, balıksırtı ve antika tekniği ile işleme yapılmaktadır.

    Geleneksel doğanın uyanışı ve bahar bayramına verilen ad...

    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz .

    (Farsça: Nou ruz, Kürtçe: Newroz, Özbekçe: Navruz, Türkmence: Nowruz, Kazakça: Naurız, Kırgızca: Nooruz, Azerice: Novruz, Kırım Tatarcası: Navrez) 
    Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve yenigün anlamına gelir. 

    Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar ile beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı.  Orta Asya'da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne Nevruz adı verilir ki, yeni gün anlamına gelir. Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart'ta güneş göçmen kuşlar gibi kuzey yarımküreye yönelir.  21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar. Orta Asya'dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gündür.

    Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, Nevruz/Yenigün bayramı adıyla kutlanır.


    Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır. 

    Mendil...

    Pete, 
    Uşlak, Silek, Mahrama, Yalık,

    Popüler Yayınlar

    İzleyiciler

    Yeni içerikler için takip edin!

    BULMACA ANSİKLOPEDİSİ