Yelkenli gemilerde gabya çarmıklarını ana direğe bağlayankısa çarmıklar...

Rili,

Sovyetler Birliği döneminde Gulag adaları kamplarındaki tutuklulara verilen ad...

Zek,

Fas kentinde Meriniler döneminden kalma ünlü medrese...

İnaniye,
İnania,
İnaniye Medresesi,
Fas’ta Ebu İnaniye Medresesi (1355).

Meriniler XII. yüzyılın sonundan XVI. yüzyılın ortalarına kadar Fas'ta hüküm süren hanedan.
İslam kaynaklarının ve Avrupalıların Beni Merin de dedikleri bu hanedan, Zenate Berberi kabilelerindendir.



Fas'taki medreselerin en görkemlisidir. Yapı bir saray biçimini almıştır. Kürsüleri, minaresi ve büyük bir saati olan medresenin iki portalı vardır. Biri, dirsekli bir dehliz ve sonundaki bir geçitle avluya ulaşır. Diğerinin bitişik iki kapısı olup büyük olan yapının ekseni üzerinde yer almaktadır. Dikdörtgen avlu tamamen mermer döşelidir. Avlunun ortasında camiye kadar uzanan bir kanal 2 m genişliğinde olup abdest almak için yapılmıştır. Avlunun 3 tarafında öğrenci odalarının açıldığı dehlizleri vardır. Camii iki sahından oluşmaktadır ve avlunun devamı gibi düzenlenmiştir. Avlunun yan kenarlarında birer eyvan yer alır.

Marmara yöresinde, deniz yüzeyini kaplayan ve "salya" da denilen beyaz jelimsi tabakaya verilen ad...

Kaykay,

Marmara Denizi'ndeki “kaykay”, “salya” veya “alg patlaması” diye adlandırılan biyolojik sorunun boyutlarının her geçen gün daha da büyüdüğü ve balıkçıları olumsuz yönde etkilediği dile getiriliyor. 
Marmara Denizi'nde, bilim adamlarının bir deniz anası türünün sebep olduğunu bildirdikleri, balıkçıların ''Salya'' veya ''Kaykay'' diye adlandırdığı avlanmayı olanaksız hale getiren beyaz jelimsi tabaka, ağları ağırlaştırarak dibe doğru çekiyor ve gözeneklerini tıkıyor. 

"Şimdi, henüz" anlamında kullanılan bir sözcük...

Elan, (esk. )
Şimdi, şu anda, hâlâ, henüz, daha, Halen,

Kumarda ortaya sürülen para...

Miza,

Yeniçerilerin aylıklarına yapılan zam...

İnam,
Osmanlı Ordusu'nun kuruluş tarihi olan 1363 yılından, Yeniçeri Ocağı' nın lağ edilmesi olan 1826 yılına kadar geçen yaklaşık beş yüzyıl içinde birçok değişiklik olmuştur. 
Yeniçeriler, Osmanlı Devleti'nde askeri bir sınıftır ve Padişah'a bağlı Kapıkulu Ocakları' nın piyade kısmıdır. Yeniçeriler, Osmanlı Devleti'nin sınırlarının genişlemesi ile köle olurak toplanan Hristiyan çocukların küçüklükten yetiştirilmesi (devşirme) ile oluşturulur. Yeniçeri, Hıristiyan çocuklarından devşirme yöntemi ile yetiştirilen askerdir.  I. Murat' ın veziri Çandar Hayrettin Paşa' nın yardımıyla kurduğu bu sistem de, devlet kendi Hırıstiyan tebasından ve bazen eline düşen harp esirlerinden bazı çocuklara el koyuyordu. 

Acemi Oğlanı denilen bu çocuklar, önce bir tür köylü ailesinin yanına veriliyordu.

Sanat ve edebiyat alanında doğallıktan ve yalınlıktan yoksunluk...

Maniyerizm,  Mannerizm (Özenticilik).

Toplumsal gerilimler ve sorunlar sanatçıları büyük ölçüde etkilemeye başlar. Bu etki , onların klasik çağın ve rönesansın özelliklerinden giderek uzaklaşmalarına neden olur. Michelangelo’nun sanatının büyük etkisi altında doğan bu yeni tarza ‘Maniera di Michelangelo’ ya da kısaca ‘Maniyerizm’ adı verilir.
Maniyerizm yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış olan bir sanat üslubudur. Rönesansın getirmiş olduğu yetkinliğe karşı bir çıkış olmuş, kendisinden sonra gelen üslup ve akımlara ön ayak olmuştur. En önemli temsilcisi ve başlatıcısı Michelangelo Bounarotti'dir. Sixtina Şapeli'ndeki mahşer freskleri bu resim tarzı için belirleyici olmuştur. Artık ideal görüntü yerine sanatsal niteliğin araştırıldığı; figürlerin deformasyonu ile kendini belli eder ve özgün tarzlara doğru bir adım olarak belirir. En önemli sanatçıları Tintoretto ve El Greco'dur. Maniyerizm heykelcilikte de görüldü: Cellini, Giambologna, Adriaen de Vries.

Doğa güzelliklerinden yararlanmak veya spor yapmak için oluşturulan konaklama tesisi...

Oberj,(Fransızca).

Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama tesisi

Yirmidört saat içinde hayvana verilecek yem miktarı...

Rasyon,

İki kulplu ve küfe biçiminde büyük sepet...

Keleter, Büyük sepet. Köfün.
Kargı ya da hayıttan yapılan gübre taşıma küfesi.
Kelter sepeti, kelter, (Sepet, pamuk sepeti, harar)   
Kelet.

Gümüşhane' nin Şiran ilçesinde bir şelale...

Tomara,
Kırkgözler,

Tomara Şelalesi,
Gümüşhane'nin Şiran ilçesine bağlı Seydibaba köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Tomara Şelalesi Şiran İlçesi’ne 14 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Kayaların içinden 15-20 m. genişliğinde bir alandan çıkarak yaklaşık 25-25 metre yükseklikten düşmektedir. Akarken kar veya süt rengini almış bir su görünümündedir. Şelalenin sesi 2 km uzaklıktan bile duyulmaktadır.

Suyun akış vadisindeki rejimi vadinin rafting yapılmasına olanak sağlar.

Tomara şelalesinin efsanesi ise şöyle anlatılıyor:
Seydibaba Köyü çobanı kendi kendine sürüyü otlatıyormuş. Öğlen saatlerinde sürüyü götürüp ıssız yerde yatırıp, abdestini alır, namazını kılarmış. Köylü, çobanı sürüyü susuz bırakıyor diye dava etmiş. Bir gün, çobanı gizlice takip etmişler. Tam öğle zamanı çoban yine sürüyü aynı ıssız yere indirmiş. Elindeki değneğini toprağa vurmuş. Çıkan sudan kendisi abdest alıp namazını kılmış, sürü de suyunu içmiş.

Çoban namazını kıldıktan sonra bakmış köylüler gizlice kendini seyrediyor. Buna çok kızmış. Çoban kavalını bir tarafa, bıçağının kılıfını bir tarafa savurmuş. Kaval ile bıçağın kınının düştüğü yerden sular fışkırmış. Kırk ayrı yerden su çıkan tomara şelalesini diğer bir adı da Kırkgözler olarak günümüze kadar gelmiştir.

"Tomas", "Dorak" gibi adlar da verilen bir tür tulum peyniri...

Serto, 
Tomas, 
Dorak.
"Tomas", "Dorak"  gibi adlar da verilen bir tür tulum peyniri.
Kahvaltıların vazgeçilmezi tulum peynirinin yapımında çeşitli sütler kullanılır. Geleneksel olarak  tulumlarda hazırlanan bu peynir; günümüzde bidon, teneke kutu ve fıçılarda hazırlanıyor. 


Peynirin dayanıklılığını artırmak için Türklerin Orta Asya dan günümüze kadar uyguladıkları yöntemlerden biri de peyniri tuluma almaktır. Tulkuk, olarak adlandırılan  tulum; oğlak, süt kuzusu,  koyun veya keçi derisinden yapılır.

Yapım tekniği olarak değişiklik göstermeyen tulum peynirleri çeşitli bölgelerde farklı adlarla tanınır. Malatya da tomas peyniri, Erzincan da koyun sütünden yapılan şafak peyniri, keçi sütünden yapılan Afyon tulumu, keçi sütünden yapılan çimi peyniri ve İzmir tulumu en bilinenlerindendir. Küflenmiş Divle Tulumu,  Kargı Tulumu Geleneksel tulum peynirlerine oranla yağlı olup sıkı dokuludur.


"İt üzümü", "Bambul otu" gibi adlar da verilen ve salatası yapılan, Ege yöresine özgü bir ot...

Stifno,
Bambul otu, 
İt üzümü.
Köpek otu, 
Köpek üzümü, 
Yabani Pamuk,

Stifno,
İstifno, (Rumca).
Latince adı; Solanum Nigrum. 

Namaz kılmak için açık yerde hazırlanmış ve kıblesi belli yer...

Namazgah, 
(ibadet yeri)
Namazgah, Açık havada namaz kılmak için düzenlenmiş ibadet mekanı.
İslamiyetin ilk dönemlerinde cuma ve bayram namazlarının topluca kılınabilmesi için oluşturulan açık alanlara musalla denirdi.  
Namazgah, yakınında cami veya mescid bulunmayan şehir dışındaki alanlarda, namaz kılmak için oluşturulan mekanlardır.


Namazgahlar normal zeminden biraz yüksekte, birkaç basamakla çıkılan düz bir set biçiminde inşa edilir. Namazgâhta kıbleyi gösteren büyük bir taş bulunur. Bu taşın üstünde genellikle namazgâhı yaptıran kişinin ismi ve ayetler yazılır. Bazı namazgahlarda minber de bulunmaktadır.     

En güzel örneği Gelibolu ilçesindeki Namazgah' tır. Bir açık hava camisi olan bu Namazgah 1407 yılında İskender Bey tarafından sefere çıkan Azepler için yaptırıldı. Gelibolu' da fener mevkiinde boğaz manzarasında inşaa edilmiştir. Namazgah' ın girişinde mermer bir kapı bulunmaktadır. Kapının üzerinde de kitabesi bulunmaktadır. Günümüzdede genellikle yaz mevsimlerinde kılınan teravih namazları burada kılınmaktadır.

Üçgen katlanıp başa bağlanan yemeni...

Dildade,
Farsça birleşik sıfat olan ve "Gönül vermiş, aşık " anlamına gelir. 
 "Bartın Yazması" adı verilen yemeni üçgen katlanarak başa örtülür. Sol uç, çene altından geçirilir sonra iki uç sağ tarafta birbirine dolanarak, bir uç enseden, diğeri tepeden geçirilip başın sol yanında bağlanır. Yemeninin etrafı pul oyalı olduğu için başın çevresi de pullarla çevrelenir. Nişanlı ve evliler ağızlarını kapatarak kullanırlar.

Ülkedeki aydınların tümü...

Entelijansiya,(Latince: intelligentia,) "aydınlar topluluğu"
Rusça kökenli bir terim olan entelijansiya, sosyal bilimciler tarafından Rusya'da, özellikle 19. yüzyılda ayrı bir sınıf veya sosyal tabaka olarak aydınlar topluluğunu tanımlamakta kullanılmıştır.

Üfürükçü ...

Rukyehan,
Esk. Büyücülerin okuduğu dua, efsun.
Falcılık. Esk. Rukyehan, 
Osmanlı dev­letinde üfürükçülere verilen ad. (Rukyehan, Allah’tan iyilik ve yardım istemek amacıyle dua okurdu. Rukyehanların okuyup üfle­dikleri kişilerin hastalıktan, dertlerden kurtulacağına inanılırdı.)

Osmanlılarda tarihsel olayları kronolojik olarak anlatan olay...

Vakayiname,
Arapça (ﻭﻗﺎﻳﻌﻨﺎﻣﻪ) 
Veḳayi name, Yazılmış şey
Arapça veḳayi ve Farsça name kelimelerinden türetilmiştir. 
Günlük olayların kronolojik sıra ile yazıldığı eser.
Günü gününe yazılmış olayları içine alan eser, kronik.

Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisine de 
Vakanüvis (Fr. historiographe) denir.

Kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki...

Kadın tuzluğu,
Berberis Linearifolia
Amberbaris,
Sarıçalı,
Diken üzümü,
Karamuk, Kızamık.
Garamık, 
Ekşimen, 
Zibike, 


Çoban tuzluğu, Çoban ekmeği, 
İt tuzluğu, 
Tavşan ekmeği, 
Oğlan aşı da denilen zamk. 
Eskiden Osmanlıcada Kadın tuzluğu adı verilen ufacık kara yemiş'e de Enber denir.

Ormanların açıklık yerlerinde ve çitlerde yetişen, yaz kış yeşil veya yazın yeşil dikenli çalı formunda dikenli bir ağaççıktır. Doğal yayılış alanı Japonya' dır. Kuzey yarımküre’ nin ılıman bölgelerinde ve Avrupa’da sıkça görülür. Yazın yeşil olanlar Asya, Avrupa ve az miktarda Kuzey Amerika’ da, hardem yeşil olanlar Orta ve Güney Amerika’ da doğal olarak bulunurlar. Ülkemiz de ise İstanbul ve Trakya’da,değişik bir tipi de Karadeniz bölgesinde, yazın yeşil olan bazı türler doğal olarak yaşamaktadır.

Bu bitkinin terkibindeki boyar madde Berberin’dir. Kuvvetli bir antiseptiktir. 
Kadın tuzluğunun kök ve yapraklarında, kolombamin alkaloitler ile kelidonik asit ve tanen bulunur. 

Hamileler kadın tuzluğu bitkisini kesinlikle kullanmamalıdır!

Kutsal Hint destanlarının genel adı...

Ramayana,

Hint halk ozanı Valmiki tarafından yazılmış bir Hint destanıdır. Yedi bölümden, 24 bin kıtadan meydana gelir. Onun kahramanı Rama’nın hikayesidir.
Destanın yedi bölümü;
1.Bala Kanda (Çocukluk) 
2.Ayodhya Kanda (Ayodhya şehri) 
3.Aranya Kanda (Orman) 
4.Kişkindha Kanda (Kişkindha) 
5.Sundara Kanda (Güzel) 
6.Yuddha Kanda (Savaş) 
7.Uttara Kanda (Son

Rama, prensin kızı ile Sita ile evlenmek ister. Prens, kızına Tanrı Şiva’nın yayını çekebilecek savaşçıya vereceğine söz vermiştir. Bu savaşçı başka şehirde tutulmaktadır; dönüşünde Rama, onun mirasçısı olacaktır. Bu anlaşma, Kralın ikinci karısı tarafında kabul edilemez. Rama, nişanlısı Sita'yı ve Rama'nın kardeşi Lakşman' ı 14 yıllık bir sürgüne gönderilir. Hepsi, Hindistanı kaplayan büyük ormana yola çıkarlar; devlerle birçok çarpışmaları olur, birçok felaketlere uğrarlar. Seylan’ın dev kralının eline düşen Sita’yı kurtarmak için, Seylan’la Hindistan arasında, deniz üzerinde bir köprü kurulur; Sita, türlü çetin tecrübelerden geçer ve sonunda Rama ile evlenir. Bu büyük hikâye; karanlıkla aydınlığın mücadelesinde aydınlığın zaferi olarak betimlenmektedir.

Zevk...

Gusto (Latince; Gustos, Fransızca; Gout, Almanca; Geschmack, İngilizce; Toste), 
Zevk,
Beğeni,

Kesin, güvenilir, ince ayrımlara varan bir duyguya dayanan estetik yargılama ve değerleme gücü; güzeli çirkinden ayırma yetisi.
Estetik duyumlamanın öznel-kişisel rengi ve belirliliği. 
Özellikle modada kendini gösteren, toplumlara ya da çağlara ilişkin, bireyüstü ortak değerleme eğilimi.

Zerdüşt dininin kutsal kitabı...

Avesta,
Eski İran dini olan Zerdüştçülükün mukaddes kitabıdır. Avesta, M.Ö. 1500-1000 yılları arasında yaşamış olan ilk Arya din kurucusu Zerdüşt dininin kutsal kitabının adıdır. Bu din adını, kurucusu olan Zerdüşt'ten almaktadır. Kutsal kitabı Avesta'dır. Ancak Avesta'da Zerdüştler'e "Mezdisnan" adı verilmektedir. Nitekim hâlen Hindistan'daki Parsiler, kendilerine "Mezdisnu" demektedirler. Bu dini kuran Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştı. Bu dörtlükler, Avesta'da toplanmıştı. Bu yazılar, Zerdüşt'ün neye inandığını ve Zerdüştçülüğün temellerini anlatan tek belgedir. 

Avesta dili, eski İran dillerinin bir parçası olan Indo-Iranian dilinden olup Sanskritçeye bağlanır ve Zazaca ile çok büyük benzerlikler gösterir. Bu dinin kurucusu Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştı. Bu dörtlükler Avesta´da toplanmıştı. Bu yazılar, Zerdüşt´ün neye inandığını ve Zerdüştçülüğün temellerini anlatan tek belgedir. 
 
Avesta 21 kitaptan oluşmakta iken, İskender'in işgali sırasında yok olan kitaplardan sadece Yasna, Visparad ve Vendidad (veya Videvdat) kalmıştır.




Kabuğundaki zehirden ötürü bazen öldürücü de olabilen ve pişirilerek yenen tropikal bir meyve...

Aki,

Kabuğu kırmızı ya da erguvan renginde olan ve sepicilikte kullanılan bir söğüt türü...

Tavulga,
Kabuğu kırmızı veya erguvan renginde olan ve tabaklamada kullanılan bodur bir söğüt türü.

Söğüt (Salix) ,
Yeryüzünde 300’ den fazla türü ve alttürü vardır. Ilıman ve soğuk bölgelerde rahatlıkla yetişmektedir. Melez yapma yetenekleri fazla olan ağaç, ağaççık ya da çalılardır. Sulak yerlerde ve derin topraklarda kolay yetişirler.

Genellikle yazın yeşil, nadiren her dem yeşildirler.Dalların kesiti yuvarlak, yaprakları ince uzun mızrak biçiminde, dal üzerinde sarmal veya karşılıklı dizilişlidir. Çiçekleri iki evcikli, çok çiçekli başak durumundadır. Meyveleri iki kapaklı kapsül biçiminde, tohumları küçük kahverengi veya koyu yeşil renklidir. Sürgün verme yetenekleri çoktur. Pamuksu tüylerle donanımlı tohumları kolayca yayılır, bu nedenle öncü ağaçlardır. Gövde, tepe ve yaprak yapıları bakımından plastik görünümlüdürler. Hızlı gelişirler.

Söğütler tohum ve çelikle üretilir. Tohumlar, kapsüller olgunlaşır olgunlaşmaz hemen toplanır ve ekilir. Çünkü tohumlar oda sıcaklığında canlılıklarını ancak birkaç gün muhafaza edebilirler. En uygun şartlarda bile canlılıklarını 4 – 6 hafta koruyabilmektedirler.

"Baş tetanosu" da denilen bir hastalık...

Rose,
Rose hastalığı,
Baş tetanosu.
Bir te­tanos çeşididir.
Bu hastalıkta sadece kafa si­nirlerine bağlı kaslar kasılır. Yüzde, yalnız tetanos basilinin bulaştığı yaranın, bulundu­ğu tarafta felç görülür.


Tetanos,
(Kazıklı Humma), 
Clostridium Tetani adı verilen sporlu bakterinin salgıladığı toksine bağlı olarak gelişen ve çizgili kaslarda sertleşme ve kasılmayla belirginleşen enfeksiyon zehirlenmesidir. Tetanoslu kişilerden geçmez. Mikroplar kana, derideki kesiklerden ya da yaralardan geçer. 

Bu hastalığa çoğu kez ufacık ama göz ardı edilmiş bir yara neden olmaktadır. Ne denli küçük olursa olsun dokularda unutulmuş herhangi bir yabancı madde, tetanosun gelişmesine yol açar. Yani bir yara ya da sıyrık içinde kalan diken parçaları, ufacık kirli nesneler ya da toprak parçalarının tümü tehlike saçarlar. Toprakta yaşayan Nicolaier basilinin, Tetanos mikropları bir kez yaraya bulaşınca, çoğalıp yaranın çevresindeki dokuya yerleşir.


Tetanos belirtilerine bu toksin yol açar ve kasları denetleyen sinirlere saldırır. Hafif tetanos olaylarında bu toksinden sadece yaranın çevresindeki kaslar etkilenir.

Tetanozdan korunmak için temiz yara bakımı ve kirli yaraların cerrahi tedavisinden başka en önemli ve etkili korunma yolu aktif bağışıklama yani Aşılama’ dır. Bu, yaklaşık 4-6 haftalık aralarla yapılan 3 temel aşılanmadan oluşur. Daha sonra her 5-10 yılda bir rapel aşı yapılması ile bağışıklığın devamı sağlanır.

Kaban ...

Gocik, Gocuk, Kaban,  Parke.

Kalın kumaştan yapılan ve içine deri astar geçirilen kısa paltodur.
Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisine kaban, gocik, gocuk denir.

Yengeç burcuna eskiden verilen ad...

Seretan, (Latince: Cancer),
Yengeç burcu, (22 Haziran - 22 Temmuz). 
Zodyak üzerinde İkizler ve Aslan arasında bulunan takımyıldızın adı,

 Özellikleri;

Duygusal, hassas, yumuşak, nazik, önsezili, savunmasız, anlayışlı, anaç, koruyucu, besleyen, ilgili, çekingen, milliyetçi, geçmişe bağlı, güvensiz, alıngan, değişken ruh hali, bağımlı, içe kapalı, ürkek, kuşkucu, kuruntulu, endişeli. Yengeç burcu su elementi ve öncü niteliktir. Su elementi duygusallık ve sezme yeteneği verir. Yoğun bir şefkat ve merhamet duygusuna sahiptir.  Derin iç dünyası yüzünden hayatın iniş çıkışlarından pek çok insandan daha fazla etkilenir; sevinci de, acıyı da yoğun olarak hissettiğinden herhangi bir kişiden daha fazla acı çekebilir. Öncü nitelik ise onu harekete geçmeye zorlar.

Yumuşak görüntüsüne rağmen öncü grubun tüm özelliklerini aynı güçle taşır. Yengeç insanı, su ve sıvıyla ilgili konularda başarı gösterir. Denizcilik, balıkçılık ona göredir. Ayrıca çok merhametli olduğundan doktorluk ve hemşirelikte başarılı olabilir. Yengeç mideyi temsil ettiği için bu burçtan iyi ahçılar çıkar. Paraya önem verdiği için de finans sektöründe ve ticarette başarılı olabilir.

Kaba, haşin, acımasız...

Dürüşt,
Sert, gücendirici, kırıcı.

Yenidoğan çocuğun başındaki tüylere verilen ad...

Akika,

Yeni Doğan çocuğun Doğumu sebebiyle Allahü Teala’ya bir şükür nişanesi olarak kesilen Kurbana da Akika Kurbanı adı verilir. Esasen akika, Arapça’da yeni doğan çocuğun başındaki saçın adıdır. Akika kurbanı kesildiği gün çocuğun başı da tıraş edildiği için kurban bu adı almıştır.

Akika kurbanı Hanefîler’e göre mubah (bazı rivayetlerde mendup), diğer üç fıkıh mezhebine göre sünnet, Zahiriler’e göre vaciptir. Hz. Peygamber torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için birer koçu akika kurbanı olarak kesmiş ve ümmetine de yeni doğan kız ve erkek çocukları için akika kurbanı kesmelerini tavsiye etmiştir. 

Resul-i Ekrem’ in bu tür uygulama ve tavsiyeleri dini bir gereklilik şeklinde değil de doğum, düğün gibi mutlu olayların yakın çevreye duyurulması, sevincin onlarla paylaşılması ve neticede sosyal yapının ve dayanışmanın sağlamlaştırılması yönünde tedbir ve örnekler (sünnet, nafile ibadet) olarak algılanması daha doğru olur.

Yeniçeriler arasında saygı duyulan kimselere verilen ad...

Kokonos,

Mayalı hamurdan yapılıp yağda kızartılarak pişirilen ekmek, hamur...

Pişi, Bişi,

Mayalı hamurdan yapılan ve sac üzerinde pişirilen bir tür yufka...

Ebeleme,
Bazalama,
Mayalı hamuru bezelere ayırarak, yufka haline getirip sac üzerinde pişirilir. Bu ekmeklerin hamuru sadece un,tuz ve sudan yapılıyor. Saç üzerinde pişirilen yufka ekmekler kurutulup üst üste konularak muhafaza ediliyor ve yeneceği zaman yenilecek kadarı sulanıp beze sarılarak yumuşaması sağlanıyor. Yufka hamuru oklava ile açılır. Saç üzerinde pişirilir.

Yeni dikilmiş fidan...

Dikme,

Eski Çin felsefesinde evrenin birliğini yapan düzen ilkesi...

Tao,
Taoizm
(Daoizm ya da Taoculuk),


Çin’de M.Ö. 600’lü yıllarda doğ­muş olduğu kabul edilen Lao Tse tarafından kurulmuş olan felsefi öğreti. Daha doğru bir deyişle, Taoizm, hem Lao Tse’nin öğretisine, hem bu öğretiden çıkarılan felsefeye ve ayrıca Çin’de, bu öğretiden yola çıkılarak geliştirilen dine verilen ad olarak karşımıza çıkar.  

Doğa ya da gökyüzünün yasası ve ikinci olarak da bilgelik yolu diye yorumlanan Tao’yu temele almayı öneren Taoizm, varlık ve ahlak bakımından mutlak bir doğalcılığın savunucusu olmuştur. Çince bir terim olan Tao veya Dao; Taoizm'in ana ve temel kavramıdır.

Türkçe "Yol" veya "Yön" anlamı içermektedir. Derleyicisi Lao Tzu "adını bilmediğim için ona Tao diyorum" diyerek açıklamıştır. Çin Kore Japonya gibi çoğu dogu halklarının düşünce kök ve temelini oluşturan düşünüş biçimidir Tao. Üstadlığı üstadlığa götüren bilgi veya üstadlığın üstadlığı olarakta açıklanmaktadır.

Taoizmin kurucusu Laozi'ya göre nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar.


İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur. İşte bu öğretileri ortaya koyan ve Taoizm’in kurucusu olarak bilinen Laozi’nun hayatı hakkında bilgimiz çok azdır. Onun yaşayıp yaşamadığı bile tartışılmıştır. Hakkında birçok görüş ortaya atılmış ve efsaneler uydurulmuştur.

Dilim, parça...

Şerha,
Arapça, (ﺷﺮﺣﻪ) Şerha.
Arapça, şerha, bir şeyi ince ve uzun kesmek anlamındaki şerh kelimesinden türemiştir.
Dilim, parça.
Lime, 
Farsça lime, (ﻟﻴﻤﻪ)  Parça.
Parça, bölüm, dilim, daire kesmesi.
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça.

Kan...

Hun, 
Kan, 
Dem,
(Fr. Sang, İng. blood, Osm. Hun,  Arapça Dem)
Soy,

Eritrosit, lokosit, trombosit, protein ve serumdan oluşan, pH’sı 7,35-7,45 arasında, yoğunluğu 1,056 g/mL olan karmaşık bir vucut sıvısı.
Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı.

Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yardımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvıya denir.

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları) meydana gelmiş kırmızı renkli hayati bir sıvıdır. Kan ile ilgili tıbbi terimler genellikle hemo ve hemoto sözcükleri ile başlar. Bu sözcükler eski Yunanca' da kan sözcüğünü karşılayan haimadan türetilmiştir. Kolloit bir madde olup homojen görünse bile, heterojen bir karışımdır.


Bir müziğin sözlere ya da sözlerin müziğe uygulanmasına denir...

Prozodi,

Kelimelerin taşıdıkları seslerin değerlerine ve hecelerin taşıması gereken seslere göre söylenmesi. Tonlamaya, hecelerin vuruşuna kelimelerin uzunluk ve kısalıklarına dikkat edilerek söylenir.
Prozodi veya müzik prozodisi, müziğin sözlere, sözlerin nağmelere, çeşitli vasıtalarla uygulanmasına ve her ikisinin de beste diksiyonu, mana ve ahenk bakımından başarılı bir şekilde kaynaşmasıdır.

Müziğin Sözlere, sözlerin nağmelere, çeşitli vasıtalarla uygulanmasına ve her ikisinin de, beste diksiyonu, mana ve ahenk bakımından başarılı bir şekilde kaynaşmasına Müziki Prozodisi denir. Nesir, nazım (şiir) ve irşad ile hitabette, dilin ve edebiyatın kuralları içinde önem taşıyan prozodiye de Edebi Prozodi denir. Prozodi, malzemesi dil olan, vurguyu, flolojik-fonetik saha ile birlikte, edebiyatın özellikle şiir safhalarını içine alan ve müzikinin nağmelerini de güzele doğruya, mânâ ve ahenge yönelten bir ilimdir. Prozodi ilminden pek çok alanda yararlanılır. 

Lavta ailesinden, gövdesi armut biçiminde küçük telli çalgı...

Mandola,
Mandolin,
Mandolitto
Küçük bir lavtaya benzeyen telli bir çalgıdır. Sol, re, la, mi notalarına akort edilen dört çift teli vardır. Bağa ya da plastikten yapılmış pena denen bir çeşit mızrapla çalınır. Penayla eşsesli bir tel çiftine sürekli ve hızlı bir tempoyla vurulduğunda tremolo adı verilen mandoline özgü bir ses elde edilir. Mandolinin gövdesi lavta gibi arkada dışarıya doğru kavis yaparak armut biçimini alır. Portekiz mandolini gibi bazı modellerin ise arkası yassıdır. Gövdenin alt ucundan çıkan teller göğüs tahtasından geçerek sapın ucundaki akort burgularına bağlanır.
Mandolinin sesi bançonunkinden daha yumuşak, gitarınkinden daha peştir. 


Vivaldi, Handel, Mozart ve Beethoven gibi büyük bestecilerin yanı sıra birçok çağdaş besteci mandolin için besteler yazmıştır. Bununla birlikte mandolin, daha çok, halk müziğinde kullanılan bir çalgıdır.
Mandolin, 15. ve 16. yüzyıllarda İtalya'da, mandola adı verilen lavta benzeri bir çalgıdan geliştirildi. Çalgının bugünkü adı, İtalyanca' da küçük mandola anlamına gelen mandolitto'dan gelir.

Yabani at ya da eşek sürüsü...

Hergele,
(Farsca),  
Ehlileştirilmemiş at ya da eşek sürüsü,
Har, farsçada eşek demek, gele ise sürü demektir.
Hergele ise eşek sürüsü demek oluyor. 

Yabani dişi eşek...

Ane,

Kanda ve öbür vücut sıvılarında asitlik düzeyinin anormal derecede yüksek olması...

Asidoz,

İskandinav mitolojisinde, "Votan" da denilen savaş tanrısı...

Odin,
İskandinavya mitolojisinde baş allah.
Valhallanın sahibi.
Votan olarak da bilinir.
Savaş tanrısı ve hatta bir nevi baş tanrıdır.
Odin ve votanın kelime olarak köklere ayrılmalarından akıl, güç gibi anlamlar çıkar.
Nors veya İskandinav mitolojisinin en önemli farkı tanrılarının ölümlü olmasıdır.

Odin' in üvey kardeşi olan Loki, aldatmanın ve sinsiliğin tanrısı, efsanelerde kahramanların aklının karıştırıp masumları öldürmesine yol açan kötü tanrı olarak bilinir. Savaş tanrısı Odin'in oğlu Thor, iskandinav Tanrısıdır. Kahramanlıklarıyla ünlüdür. Kuzey avrupanın herkülü bile diyebiliriz. 
Kızıl sakallı ve orta boyludur.

Thor'un annesi yeryüzünün dev tanrısı Jörd.
Karısı da Sif adındadır. Thor, 2 Keçi tarafından çekilen bir savaş arabasıyla yolculuk yapar. Fırlatıldığında geri dönme ya da yıldırımlar saçma özelliği bulunan Mjolnir isminde bir çekici vardır.

Kandaki ve diğer vücut sıvılarındaki asit düzeyinin aşırı derecede düşük ya da alkali düzeyinin çok yüksek olması...

Alkoloz,

İstanbul Rum cemaatinin İsa' nın vaftizini kutlamak için düzenlediği, denize atılan haçı çıkarma temeline dayanan tören...

Tafota,
Teofania Yortusu, 

Ocak ayı, Ortodokslarda kutsal haçın suya atıldığı aydır!.. 
İstanbul’da kalmış bir avuç Rum vatandaşımız, her yılın ocak ayında, geçmişten günümüze süre gelen, kutsal haçı suya atma geleneğini Haliç, Arnavutköy, Çengelköy, Yeşilköy gibi semtlerde devam ettirmektedirler.  Aslında Ortodoks Kilisesi’ nin, Bizans’ tan günümüze dek süre gelen geleneksel ritüellerinden biri olan bu  “Teofania Yortusu” töreni yapılır. Ürdün Nehri’ nde, Aziz Yahya tarafından gerçekleştirilen Hazreti İsa’nın vaftizini anımsamak için her yıl Ocak ayının altıncı gününde yapılan dini bir kutlamadır.
İstanbul’da 6 Ocak sabahı, Yeşilköy, Arnavutköy, Çengelköy kiliselerinde olduğu gibi Fener Patrikhane bahçesindeki Aya Yorgi Kilisesi, yediden yetmişe bayramlık elbiselerini giymiş bir avuç Rumla dolmakta, Patrik Efendi’ nin de katılımıyla saat 10.00 da başlayan ayin 12.00’ ye kadar sürmekte, ayinin ardından topluca deniz kenarına inilerek, sahilde papazların, denizin bereketi, balıkçı ve denizcilerin sağlığı için okudukları dualardan sonra haç denize fırlatılmakta, ardından da mayolarını giymiş, hazır bekleyen bir kaç Rum genci suya atlayarak haçı çıkartmaktadırlar. Haçı bulup çıkartan genç öptükten sonra papazlara teslim etmekte, böylece bu geleneksel ritüel ertesi yıl yinelenmek üzere son bulmaktadır. Haçın kaybolması büyük uğursuzluk sayıldığından derin sulara atılmamasına dikkat edilmektedir.  

Normal deri görünümünde, pigment kaybı nedeniyle düzensiz beyaz alanların bulunduğu bir deri durumuna verilen ad...

Vitiligo,
Deriye rengini veren melanosit dediğimiz hücrelerin yıkımı ile seyreden ve deride pigmentasyon kaybı ile (beyazlaşmalar) sonuçlanan bulaşıcı olmayan bir hastalıktır.
Dünyada yaygın rastlanan, her iki cinsi de eşit tutan ve her yaşta görülebilen bu hastalığın henüz sebebi bilinmemektedir. 
Generalize, lokalize, lip-top, segmental vitiligo gibi isimler de  alabilmektedir. 

Bunların tedavi yaklaşımı da farklı olmaktadır. Uzun süre lokal kalabilen hastalık ağır stres gibi durumlarda aktive olabilir ve yayılabilir. Hastalarda anksiyete ve depresyona da sık rastlanmaktadır. Hastalıktan korunma yolları bilinmemektedir. Vitiligo kesinlikle sedef hastalığı gibi bir dermotolojik hastalık değildir. Özellikle sıkıntı, stres, ateşli hastalıklar, güneş ışığı artışa neden olabilir. Mutlaka bir psikiyatrisle de görüşülmelidir. 

Güneş ışığı vitiligo lezyonlarını artırabileceği gibi, beyaz alanların direkt yanmasına veya çevre dokunun koyulaşarak lezyonların daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu yüzden yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu losyon/krem kullanılmalıdır. 

Aloe Vera'lı ürünlerin vitiligo tedavisine cevap verdiği gözlenmiş olduğu söyleniyor.

Japonya ve Çin' de yetişen şifalı bir mantar cinsi...

Şitake
(Shitake, Shiitake),
Talaş ve kütük kültürü mantarı,
Lezzetinden dolayı Çin ve Japonya' da çok değer verilmiştir. İçeriğinde bulunan lentinan isimli öğe, ürünün ana maddesidir. İmmün sisteminin güçlenmesini ve kötü kolesterol seviyesinin düşmesini destekler. Lentinian adı verilen polisakkarit' in habis tümörleri azaltma ve yok etme etkisi nedeniyle ilaç olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, cinsel gücü arttırıcı olarak kullanımı da yaygındır. 

Shiitake üretim sterilize edilmiş meşe ve gürgen talaşı üzerine tamamen sardırılmış olarak uygun ortamda 3-5 hafta içerisinde hasat edilebilecek şekilde üretilmektedir.


Reişi
(Reishi-Ganoderma lucidium),
Çin’de bilinen adıyla Ling-zhi sağlıkla ilgili mucizevi etkileri olduğu bilinen tıbbi bir mantar türüdür. Tıbbi özelliği olan bu mantar binlerce yıldır Çin de tedavi amaçlı kullanılmaktadır. 
Özellikle üst solunum yollarının tedavisinde destek amacı ile tüketilir. Karaciğer bozuklukları, kanser, artrit ve hipertansiyon gibi rahatsızlıklara iyi gelir. 


Reishi mantarı birçok rahatsızlığa karşı etkinliği ve bağışıklık sistemin güçlendirici etkisi dolasıyle ölümsüzlük mantarı olarak adlandırılmıştır.


Maitake,
(Grifola frondosa) - Mantarların Kralı.
Japonya da dans eden mantar olarak adlandırılan mantarın anti tümör ve anti kanser ve AİDS' e karşı etkisi klinik çalışmalarla tespit edilmiştir. Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika' nın ılıman bölgelerdeki ormanlarda yetişir. Araştırmalar neticesinde maitake mantarının bilinen en iyi immün sistem destekleyici mantarlardan biri olduğu ortaya çıkmıştır. İçeriğindeki 1,6 beta-D-glukan maitakenin en önemli öğesidir. 


Bu özelliği, immün sistemde anahtar rolü üstlenen makrofajlar, katil hücreler, T hücreleri, interleukin-1 and super oksit anyonları harekete geçirmesinden kaynaklanmaktadır. Tip-2 (insüline bağımlılığın olmadığı) diyabetiklerin günlük diyetlerine maitakeyi dahil etmeleri önerilmektedir. Maitake üretimi zenginleştirilmiş, sterilize edilmiş sert ağaç talaşları üzerine aşılanmış ve gelişmesi tamamlanmış durumda uygun şartlarda 20-30 gün içerisinde hasat edilebilecek şekilde üretilmektedir.

Parmaklarla çekilerek çalınan telli bir çalgı...

Zither (Al.)
Kanuna benzeyen telli bir Alman halk çalgısı. Bazı telli çalgıların tanımlanmasında ortak ad olarak zither adı kullanılmaktadır. Çin' de 13 telli “ceng” çalgısı da bir zither olup eğlence amacıyla çalınmaktadır.

Litvanya' nın para birimi...

Litas,
Litvanya Litas'ı
LTL
Litvanya;
Litvanya Cumhuriyeti kısaca Litvanya (Litvanya dilinde Lietuva). Baltık Denizi kıyısında yer alan bir Avrupa devleti. Kuzeyinde 
Letonya, doğusunda Belarus, güneyinde Polonya, batısında Baltık denizi yer alır.



14 yüzyılın sonlarına doğru Litvanya Avrupa' nın en büyük ülkesiydi. Büyük Litvanya Düklüğü sınırları Baltık Denizinden Karadenize uzanan ve Avrupa' nın büyük bi kısmını kaplayan bir ülke idi.

Polonya'nın Litvanya' ya Büyük Litvanya Dükü Jogaila'nın egemenliği altında toplanmasını talep etmesini takiben Litvanya soyluları, köylüleri ve şehirlileri 1386 yılında Hristiyanlığı benimsedi. Büyük Dük Jogaila 2 Şubat 1386' da Polonyanın da kralı ilan edildi. Litvanya ve Polonya Jagieliyon hanedanlığı tarafından yönetildiğinden bu ülkelerin birleşmesi kişisel bir evlilik gibiydi. Yakın Tarihine bakacak olursak iki dünya savaşı arasında özgür olan Litvanya 1940 yılında Rusya'nın işgaline uğramıştır. 11 Mart 1990' da Litvanya Sovyetler Birliğinden bağımsızlığını kazandığını ilan eden ilk ülkedir. Özgürlük ilanı 1991 Eylül ayına kadar Moskova tarafından dikkate alınmadığından son Rus birlikleri 1993 yılında çekilmiştir. Litvanya Batı Avrupa ülkeleriyle bütünleşmek için ekonomisini hemen düzeltti ve 2004 yılının baharında hem NATO hemde AB üyesi oldu.

Ülkenin yerleşik halkı olan Litvanlar, Baltık kıyısına M.Ö 3000 yıllarında gelip yerleştiler. Uzun yıllar ticaretle uğraşarak geçimlerini temin ettiler. Baltık ülkeleri M.S. 9. asırda Vikinglerin istilasına uğradı. Fakat Litvanya bağımsızlığını korudu. Litvanlar 1236’da Mindavgas’ın idaresinde bir birlik sağladılar. Mindavgas, Hıristiyanlığı kabul ederek kendini kral îlan etti ise de Litvanlar Hıristiyanlığı kabul etmedi ve 1263’te Mindavgas’ı öldürdüler.

Litvanya Grandüklüğü 1290’da yeniden birleşti. On dördüncü asır boyunca topraklarını genişlettiler ve bölgede en önemli güçlerden biri oldu. Litvanlar ancak 1387’de Hıristiyanlığı kabul ettiler. Litvanların Hıristiyanlığı kabul etmeleri Polonya ile sıkı ilişkilere girmelerine sebeb oldu. Bu ilişkiler neticesinde 1569 yılında Litvanya Polonya’ya bağlı bir bölge haline geldi. On sekizinci asrın sonlarında Polonya’nın parçalanması üzerine Rusya Litvanya topraklarını ilhak etti.

Şehirleri;
Başkent, Vilnius.
Kaunas - Klaipeda - Siauliai - Panevezys - Alytus - Marijampole - Utena - Taurage - Palanga - Nida - Sventoji - Druskininkai - Riga.

Arıların bitki filiz ve tomurcuklarından topladığı, kovan giriş deliğine çatlak ve kırıkları kapattığı, yapışkan ve reçinemsi bir madde...

Propolis,
Arıların bitki tomurcuk ve filizlerinden topladığı çok kuvvetli antiviral, antibakteriyel, 
antifungal etkiye sahip yapışkan organik bir maddedir. Arılar kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan (virüsler, bakteriler, fungus) korumak için propolis toplarlar ve bununla kovan içerisini dezenfekte ederler. Propolis, arılar tarafından bitkilerden toplanır. 

Yapışkan ve 15°C'de sert ve kırılgan, 30 °C'de yumuşak ve bükülebilir,  siyahtan sarıya kadar değişebilen renkte bir maddedir. 

Kovan içerisinde kapalı bir ortamda 50,000-80,000 ergin arı, yavru (yumurta, larva, pupa) bulunur. Kovan içi sıcaklığın ve rutubetin virüsler, bakteriler ve funguslar için çok ideal bir ortam oluşturmasına rağmen propolis sayesinde hastalıklara yakalanmazlar.  Kovanın giriş deliğini kırık ve çatlakları Propolis ile kapatarak mikropların kovana girmesini ve çoğalmasını önlerler. Bir çok ilacın aktif maddesi olan bitkisel flavonoidler, antioksidanlar, biyolojik aktif maddeler ve terpenlerden oluşmaktadır.

Arılar propolisi; kavak, meşe, kayın, okaliptüs, akasya ve kozalaklı ağaçlar başta olmak üzere değişik ağaç ve çalılardan toplarlar. Arının arka bacağında taşıdığı propolis kovanda ancak diğer arıların yardımıyla boşaltılıp gerekli yerlerde kullanılır. Propolis ender bulunan geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir. 

Kavga...

Dalaş,  
Hır, Çıngar, 

Savaş, Münazaa, Münakaşa, Dövüş, Çekişme, Atışma, Hırgür, Kapışmak, Anlaşmazlık,
İhtilaf, Didişmek, Çatışmak .

Kavga, düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa,
Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele.

Mardin yöresine özgü "Basmavat" da denilen ve haşlanarak hazırlanan içli köfteye verilen ad...

İkbebet,
İgbebet
Basmavat (Haşlama içli köfte)
Mardin yöresinde haşlanarak hazırlanan içli köfte.
Malzemeler:
1 kase ince köftelik bulgur, 
1 kase dövme (yarma),
3-4 kuru soğan,


Yarım kg kıyma, Yarım demet maydanoz
Tuz, karabiber, yenibahar

İçli köftenin içi; 
500 gr az yağlı dana kıyma, 3-4  tane orta boy soğan, ½ demet maydanoz
Tuz, karabiber, pul biber
½ su bardağı ceviz.
600 gr. köftelik (ince) bulgur
500 gr. irmik
Tuz, kişniş

Önce iç malzemesini hazırlayın. Bir tencereye 2-3 kaşık zeytinyağı koyup kıymayı kavurmaya başlayın. Kıyma suyunu salıp çekince rendelenmiş soğanları kıymanın üzerine ekleyip kavurmaya devam edin. Soğanlar yumuşayıp kıyma iyice kavrulduktan sonra cevizi, tuz, karabiber, pul biberi ekleyin. İnce kıyılmış maydanozu da üzerine ekleyip tencereyi ocaktan alın. İç malzemesini bir tabağa aktararak soğumaya bırakın.

İçli köftenin dışını hazırlamak için  geniş bir tepsinin içine bulguru, irmiği, tuzu ve toz halindeki kişnişi (tane kişnişi demir havanda toz haline getirebilirsiniz)  koyup su ile   yaklaşık 10 dakika yoğurun. Ardından yaklaşık 45 dakika -1 saat dinlendirin. Sonra  bulgur şişmiş olduğu için hamur  sertleşmiş olacağından tekrar yeterince su ekleyip yoğurun. Bulgur-irmik  hamurunun çok sert olmaması, elinize de yapışmaması gerekir. Bulgur uygun kıvama geldikten sonra  cevizden biraz büyük, limon kadar parçalara ayırın. Bir parçayı hafif kapalı vaziyetteki sol avucunuza alın, tuzlu suyla ıslattığınız sağ elinizle de önce bulgura yuvarlak şekil verin, ardından sağ el  işaret ve orta parmağınızla iç malzemesini koyacak kadar, fincan gibi açın. Bulgurlu dış malzemenin içine kıymalı iç malzemesini koyun ve sağ elinizi tuzlu suyla ıslatarak iç malzemesi ortasında kalacak şekilde köfteyi kapatın ve yassı şekil verin. İlk önce, içi koymadan hamurla bir iki deneme yapınız. Tüm parçalara aynı işlemi uygulayın.

Derin bir tencereye su koyup kaynatın ve tuz ekleyin. Kaynayan tuzlu suda köfteleri haşlayın. Köfteler suyun yüzeyine çıkınca pişmiş demektir, kevgir yardımıyla alıp makarna süzgecine koyun ve sıcak olarak servis yapın.

Püf noktaları:
Kıymalı iç malzemesinin soğuk olmasına dikkat edin. Sıcak olursa köfte şekil almaz ve açılır.
Bulgura köfte şekli verirken elinizi tuzlu suyla ıslatmayı unutmayın.
Şekil verme aşamasında bulgur sertleşirse istenen kıvama gelmesi için biraz su ekleyerek 1-2 dakika yoğurduktan sonra şekil vermeye devam edin.
Hamur ne kadar ince açılırsa köfteler o kadar lezzetli olur.
Haşlama suyunun tuzlu olması köftelerin pişerken açılmasını önler.
Haşlarken köftelerin hepsini birden suya atmayın tencerenin büyüklüğüne göre her seferinde 7-8 adet kadar köfteyi haşlayın.

Mardin yöresine özgü diğer yemekler;

Kiliçe, http://www.bulmacabil.com/search?q=kili%C3%A7e
Dobo, http://www.bulmacabil.com/2010/02/mardin-yoresine-ozgu-kuzu-budu-ve.html
Bello, http://www.bulmacabil.com/2013/04/mardin-yoresine-ozgu-mercimek-koftesi.html

Çoban çorbası (Lebeniye),
Çorten,
Kişk, Un çorbası,
Kelle Paça,
Nohut çorbası,
Ginedir çorbası,
Kibe,(İşkembe Dolması),
Kibbe,
Sembusek (Kapalı lahmacun),
Kınnebreli Pilav (Kinebre otu ile yapılan bulgur pilavı),
Ciğer Pilavı,
İmceddere,
Bırgıl, (Şehriyeli Bulgur Pilavı),
Mercimekli Pilav,
Gasore,
Ihşene,
Çoban Pilavı, Yarma Pilavı, Nohutlu Bulgur Pilavı,
Maklube (kuşbaşı et, Pirinç, bezelye, patates, mısır, nohut, havuç ile yapılan bir pilav).
Icce,
Kişnişli ve Kırmızı Pul Biberli Tandır Çöreği.
Mahlep Tatlısı,
Zingil, Zerde,
İpsise,
Harire (pekmez, süt, şeker, un, nişasta, toz tarçın ve İri ceviz ile yapılan bir tatlı ),
Peynir helvası,
Davk Bi Dips,
Davk İl May-Dokulmay (maya, şeker,tuz, un, pekmez ve ceviz ile yapılan bir hamur tatlısı),
Kahriye-Kahıyye tatlısı(Bir tür peynir tatlısı),
Aşure,
Un Helvası, Tahinli Helva, Pekmezli yoğurt,
İsfire (Pekmezli omlet),
Pestil kavurması (pekmez, pestil ve yumurta ile yapılan bir tatlı).
Alluciye (ekşili erik yahnisi),

Mardin yöresine özgü, kuzu budu ve bademle yapılan bir yemek...

Dobo,
Kuzu but, badem, sarımsak, yeni bahar ile fırında pişirilen bir yemek.
Mardin, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yedi kültürün, dillerin ve dinlerin birlikte kardeşçe yaşadığı örnek bir il olan Mardin'in zengin mutfağı da bu kültürlerden etkilenmiştir.


Mardin yemekleri;
Alluciye (ekşili erik yahnisi),
Bırgıl-Şehriyeli bulgur ,
Bello-Mercimekli köfte,
Çorten (Çorba),
Firkiye-Et yemeği,
Gasore(pilav), Göveç-Tava yemeği,
Gırar (Şehriyeli bulgur pilavı),
Haside, Hımmısiye (ekşili nohut yemeği),
İkbebet-İgbebet-Basmavat (Haşlama içli köfte), Kitel Raha (Süryani içli köftesi),
İncasiye (Kurutulmuş et, pekmezli erik tavası),
İrok, Kızarmış içli köfte, 
İhşane (yarma bulgur pilavı), İmceddere,
Kazan kebabı,
Kaburga dolması, Kıneble,

Kibe (İşkembe dolması),
Keme Kebabı, Kişk Çorbası, Kibbe et yemeği,
Kiliçe(Kliçe, İkliçe) Mardin Çöreği-Hayat Çöreği-Mevlüt Çöreği,
Lebeniye Çorbası- Çoban çorbası, Corten Çorbası,
Malzum, Maldum(Patlıcan kebabı),
Meyir çorbası,


Mumbar-Bumbar dolması,
Nişebulamacı,
Sembüsek (Kapalı Lahmacun),
Yarpızlı köfte,
Frik salatası, Acı kahve-Mırra,

Tatlılar;
Şilik tatlısı, Zerde, Harire, Zingil, Davk Bi Dips, Kahıyye, Kahiyyat, İsfire, İpsise,

Mardin yemeklerine tarçın, kişniş, mahlep, zencefil, yeni bahar, sumak, pul biber gibi değişik baharatlar ayrı bir tat vermektedir.

Çeşitli ülkelerde melezler için kullanılan ad...

Mestizo, 
Metis, Melez, Kırma, Azma,  iki ayrı ırktan gelen insan .
Orta ve Güney Amerika'da Yerli-İber karışımı kökene dayanan kişi anlamına gelir. Ekvador gibi bazı ülkelerde toplumsal ve kültürel çağrışımlar taşır; dolaysıyla Avrupa giyim ve göreneklerini benimsemiş saf kan Yerlilere de Mestizo ya da Çolo denir. Meksika'da fazlaca değişik anlamlarda kullanıldığından Mestizo sınıflandırması nüfus kayıtlarından çıkarılmıştır. Filipinler'de yabancı (örn. Çinli) ve Yerli karışımı soydan gelenler Mestizo olarak bilinir.

Panama nüfûsunun % 70' i mestizo, % 5' i Kızılderilidir. Büyük bölümü meydana getiren mestizolar ise İspanyol-Kızılderili melezi insanlardır. Arjantin, Şili, Kolombiya ve Venezuelanın yüksek kısımlarında hakim nüfus mestizo denilen melezlerdir. 
Kırma, iki ırkın çiftleşmesiyle oluşan ve her iki ırkın özelliklerini taşıyan ya da birinin daha baskın diğerinin özelliklerinin ise daha çekingen kaldığı yeni ırktır. 

Saklambaç oyununda sayı...

Cuz,

Saklambaç (ya da saklanbaç),
Oyunculardan(en az 4 kişi) birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu.  Bir ebe bir tane duvara önünü dönerek sayar. Ebe en az 50 ye kadar dışından sayar. Bu sırada diğer oyuncularda ebe sayana kadar farklı veya aynı yerlere saklanırlar. Ebe saymayı bitirince oldu diye bağırır ve gözünü açar ve diğer oyuncuları bulmaya çalışır. Diğer oyuncular ise ebe kalenin başından ayrıldığını görünce ebenin saydığı duvara sobe diyerek ebelemeye çalışırlar. Ebeliyen kişiler ebe olmaz. Ondan sonra ebe diğerlerini bulmaya çalışır. Eğer ebe bir kişiyi görüpte onun adını yanlış söylerse diğer oyuncular saklandığı yerden çıkar ve çanak çömlek patladı diye bağırırlar ve ebe olan kişi yeniden ebe olur. Bu oyunu oynarsanız eğer akşam oynamayı tercih edin...Bu oyunda ebe birisini uzun süre aradıysa ve bulamadıysa o kişinin ismini söyleyip topal kurt diye bağırır ve ismini söylediği oyuncu tek ayak üstünde gelerek sobeler fakat ebe topal kurt dediği zaman oyuncuyu sobeler.

Köşekapmaca, 
Gölge Kovalamacası, 
Yağ satarım, 
Körebe oyunu .
      Top ile oynanan oyunlar;
      Yakar top, 
      İstop,  
      Top Yetiştirme,  
      On pas,  
      Bilye oyunu,  
      21 Oyunu,  
      İsim Ebesi,  
      Sıcak Soğuk  
      İğne-İplik Oyunu ,  

        Savaşın toplumsal ve psikolojik bir olay olarak tüm alanlardaki neden ve sonuçlarıyla birlikte incelenmesi...

        Polemoloji, (Savaş bilimi). Savaşları, İnsanlar arası kargaşaları inceyen bilim dalıdır. Eski Yunanca' da "savaş, mücadele, rekabet, çekişme, kavga" anlamında polemos sözcüğü kullanılır.

        Sosyolojide polemoloji (savaşbilim) ve irenoloji (barışbilim) diye tanımlanan iki ayrı bilim dalı vardır. Güney Amerika ülkelerinden birinde Şili' de, Modern Sorgulama Uzmanlığı Akademisi (İşkencecilik Yüksek Okulu) bu kapsamda açılmıştır. Yani iyi ve/veya kötü herşey, bilim dahil, insanlığın hizmetinde, egemenlerin emrinde olduğunu göstermektedir. 

        Türk ordusu barış isteyecek kadar cesur, savaşacak kadar güçlüdür.  Kısaca ne zaman dengenin kopma noktası olduğu, barışçı olarak bilinen bir insan ne zaman ve hangi koşullarda şiddet uygulayacağının gerekli olduğu nasıl belirlenecektir.  Bilimin bu konularda gerekli çalışmaları, toplumsal ve psikolojik bir olay olarak tüm alanlardaki  neden ve sonuçlarıyla birlikte incelenmesine Polemoloji ilmi denilmektedir.

        Dağ geçidi...

        Aşıt, Argıt, Gedik.

        Anlatım aykırılığı, çelişki...

        Tenakuz, (Arapça). Tutmazlık.
        Çelişme, çelişki. Sözün birbirini tutmaması. Konuşmada beyan edilen söz ve fikirlerin birbirine zıt olması. İki şeyin birbirine nakiz olması. Bir şeyin nakizi, o şeyin ref'inden (kaldırılmasından) ibarettir.

        Liköre benzer bir içki...

        Orujo,
        Likörler; Aromatik tatlandırıcılarla tatlandırılmış, şeker, bal, yumurta, meyve, meyve suları, çeşitli esanslar ya da türlü bitkilerin (baharatların) veya bunların viski, cin, rom, votka, brandy gibi içkilerle harmanlamasıyla yapılan içkilerin genel adıdır. Gıda Maddeleri Tüzüğüne göre ise “Likörler meyve veya drogların saf ispirto ile meserasyon ve damıtılmasından elde edilen ve muhtelif oranlarda şeker şurubu katılmasıyla hazırlanan içkilere denir.”

        Liquor whose key ingredient is the residue left over from making wine. It is normally clear in color, but turns a yellow shade when aged. This alcohol is popular in northern Spain.

        Kanguru ve Koala'yla birlikte Avusturalya' nın en ünlü hayvanı olan ve kahkahaya benzer ötüşüyle tanınan kuş...

        Kookaburra,  
        Koakaburra.
        Laughing Kookaburra, 
        Avusturalya Yalıçapkını,

        Uzunluğu 45-47 santimdir. Başı, boynu ve karnı beyaz, sırtı kahverengi, kuyruğu kızıl kahverengi fon üzerinde enli siyah şeritlerle süslü ve uçları beyaz kenarlıdır. Bu kuşun çağrısı, insanı sırtlanın sesinden daha fazla şaşırtan ahenksiz ve ani bir kahkahadır. 




        Avustralya güler eşeği, genel olarak balık tutmayıp bunun yerine yengeçler, iri böcekler, sıçanlar, fareler ve sürüngenlerle beslenir.  Küçük kuşların yuva yapma mevsimlerinde, onların yuvalarını yağma ettiği de çok olur. Eski Dünya yalı çapkınlarının en irisi olup, birçokları balıkçı değillerdir, onlar da aşağı yukarı Avustralya güler eşeği tarzında  beslenirler,
         
        Avustralya güler eşeği'nin doğulu bazı akrabaları ondan daha parlak renklidirler. Tüylerine kestane rengi ve maden mavilik hâkimdir. Uzun kuyruklu cennet yalı çapkını (Tanysiptera) belki de ailenin en güzel üyeleridir. Yeni Gine' nin seyrek nüfuslu kıyılarıyle o yakınlardaki adalarda yaşadıklarından batılılar tarafından pek tanınmazlar.

        Osmanlı Devletinde gizli sivil polis örgütünün amirine verilen ad...

        Böcekbaşı

        Osmanlılarca Zabıta Amiri veya gizli polis şefi.
        İkinci dereceden zabıta amiri olup, bu günkü manada polis müdürü konumundadır. 

        Osmanlı döneminde askeri polis teşkilatı' na Zaptiye denilmektedir. Osmanlı devletinde kol gezen kolluk eri ' ne Salma denir. Bir bölgede bütün tımarlı sipahilerin en büyük amirine Alaybeyi denir. Gece bekçilerine Ases denir ve bunların amirine de Asesbaşı denilmektedir.

        Diyarbakır ilinde, Artuklular döneminden kalma ünlü tarihi köprü...

        Malabadi, 
        Diyarbakır'ın Silvan ilçesi yakınlarında, Batman Çayı üzerinde bulunan Artuklular döneminden kalma köprü. Silvan ilçe merkezine 20 km. uzaklıkta, Batman Bağdeğirmeni kasabası yakınlarındadır. 

        Kitabesinden H.542 (M.1147 ) yılında Artukluların iki başkentinden biri olan Meyafarkin' de hüküm süren Timurtaş Bin-i İlgazi Bin-i Artuk tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Malabadi Köprüsü dünyadaki taş kemerli köprüler arasında kemeri en geniş olan köprüdür. Farklı uzunluklarda kırık hatlar halinde üç bölümden oluşan köprü Doğu ve Batıda hafif eğilimlerle ana yola bağlanmıştır. Orta bölümde ayakları kayalıklara oturtulmuş 38.60 metre açıklığı bulunan sivri bir kemeri olan köprünün üstünde sepet kulpu şeklinde ve 3 metre açıklıkta olan küçük bir kemer yer almaktadır. Birinci yere paralellik gösteren üçüncü bölümde sivri kemerli iki açıklık ve ayrıca yola bağlanan kısmın yakınında da bir açıklık görülür. Köprünün boyu 150 metre, eni 7 metre yüksekliği ise 19 metredir. Kemerin her iki yanında kışın soğuğundan ve yazın sıcağından korunmak ve köprünün güvenliğini sağlamak için iki oda bulunmaktadır. Modern statik hesabının olmadığı devirde bu açıklıkta o zaman için böyle bir eser hayranlık ve takdiri muciptir. Ayasofya Cami'sinin kubbesi, köprünün altına rahatlıkla girebilmektedir. Balkanlar'da, Anadolu'da Orta Doğu'da bu açıklıkta, bu yaşta başka köprü yoktur.

        Popüler Yayınlar

        İzleyiciler

        BULMACA ANSİKLOPEDİSİ