Bir resmi sulandırılmış renklerle boyama ya da gölgeleme biçimi...

Lavi,

Çini mürekkebinin sulandırılmasıyla yapılan bir çalışmadır. Tek renk suluboya da kullanılabilir. Konu kağıda hafifçe çizilir ya da çizilmeden çalışılabilir. Sonra kağıt hafifçe nemlendirilir. Kenarları selobantla tutturulabilir. Kağıttaki fazla su süngerle alınır. Açık ve geniş alanlar önce boyanmalıdır. 

Açık ton beğenilmezse sonra değiştirilebilir. Koyu yerleri açmak zordur. Kurumadan ya da sulandırılarak açılmaya çalışılabilir. Kağıt kuruyacağı içinde önce geniş alanlar boyanmalıdır. Kağıt kuruduğunda sünger ya da pamukla tekrar nemlendirilebilir. Suyun yardımıyla siyahla beyaz arasında bir hayli ton elde edilir. Yalnız çalışmanın titizliği açısından en az iki su kabı bulundurulmalıdır.

Rus köylü topluluğuna verilen ad...

Mir,
Rus köylü topluluğuna verilen ad.
Rus köylüsü, Müjik.
Rus Devrimi öncesinde "mir", bir köylü topluluğu tarafından işlenen toprak parçalarına verilen isimdi.

Farsça Baş, Kumandan, Amir, Bey, Emîr.
Rusça, (Dünya veya Barış) bir Sovyet uzay istasyonunun adı.


Konya yöresine özgü yemekler...

Konya usulü Yemekler;

Konya'nın diğer şehirlere göre özellik gösteren yemekleri vardır.
Konya yemek öğünleri;
Kuşluk Yemeği : Eskiden Konya'da iki öğün yemek yenirdi. Kuşluk ve akşam yemekleri. Kuşlum yemeği öğle yemeğinden iki saat önce yenirdi.
Öğlen Yemeği : Hafif yiyecekler yenen öğün.
Akşam Yemeği : Akşam namazından sonra yenirdi. Kışın uzun gecelerde yenirdi.
Yat Geberlik : Yatmadan önce yenen hafif yiyeceklerdir. Kışın uzun gecelerde yenilir.

Çorbalar,
Toyga Çorbası 
Mercimekli Oğmaç Çorbası
Arabaşı Çorbaşı 
Tandır Çorbası
Bamya Çorbası
Tutmaç Çorbası (Kesme Çorba) 
Süt Çorbası
Erişte Çorbası  

Et Yemekleri,
Çebiç (Tandır Kuzusu)
Fırın Kebabı
Etli Pide (Etli Etmek)
Çullama
Bütümet,
Kaburga Dolması
İki Bıçak Arası Ciğer
Yağda Kızarma Ciğer
Ala Kuzusu (Ela Kuzusu)
Gerdan Pişirmesi
Topalak Köftesi
Tas Kebabı
Cella

Sebzeler,
Ekşili Kabak (Et Kabağı)
Tatlı Kabak (Et Kabağı)
Patlıcak Musakkası
Dolma içleri
   -Etli Dolma İçi
   -Zeytinyağlı Dolma İçi
Yumurtalı Kabak
Zülbiye (Papaz Yahnisi)
Patlıcan Bayıldan (1)
Patlıcanlı Bayıldan (2)
Çöplü Bayıldan
Lahana Kapaması
   -Etli Lahana Kapaması
   -Zeytinyağlı Lahana Kapaması
Ildıs Kökü
Patlıcan Söğürmesi
Boranı (Lahana Kapuskası)
Çöpleme

Meyve yemekleri,
KayısıYahnisi 
Sarı Erik Yahnisi
Sarı Erik Dolması
Ayva Dolması
Ayva bastısı 
Elma Dolması

Börekler,
Börek İçleri
   Peynirli Börekİçi
   Kıymalı Börek İçi
   Kıkırdaklı Börek İçi
Tandır Böreği
Saç Böreği
Çarşı Böreği (Fırın Böreği)
Su Böreği
Sigara Böreği
Sedirler Böreği
Tatar Böreği
Hoşmerim, 
Boğaça,
Oturtma, 
Zerdali Pilav, 
Yağlı Ekmek, 
Yağlıçörek, 
Terhunlu Yahni, 
Mantarlı Ekmek Oğması, 
Ekmek Salması, 
Yoğurtlu Yumurtalı Tirit, 
Patlıcanlı Tirit, 
Vişneli Trit, 
Sündürme,
Papara, 
Çılbır, 
Erişte Pilavı.
Ballı Böreği, 
Helva, 

Zülbiye (Papaz Yahnisi),
Pişmaniye,
Su böreği,
Yoğurt çorbası,
Etli topalak,
Saç böreği,
Höşmerim,
Bamya çorbası,
Un helvası,
Etli pilav,
Saç arası,
Yaprak sarması,
İrmik helvası,
Patates böreği,
Terhon Yahnisi,
Malzemeler:
1,5 kg parça kemik koyun eti, 2 yumurta, 1 servis kaşık dolusu süzme yoğurt, 1 çorba kaşığı un, Terhon, tuz, karabiber
Yapılışı;
Eti haşlanıp suyu ayrılarak etleri didilir. Ayrıca bir kapta yoğurt yumurta ve un çırpılır. Diğer bir tencerede et suyu, etler ve terhon kaynatılarak hazırlamış olduğumuz karışım devamlı karışmak suretiyle ilave edilir. Artık servise hazırdır.

Mevlana böreği,
Etli fırın yemeği,  
Zerde,
Arabaşı,
Papara,
Çerkez böreği,
Tandır Böreği,
Dilberdudağı baklavası,
Kaygana Tatlısı,

Konya’nın Akşehir ilçesine özgü, yağda kavrulmuş unla yapılan bir tür çorba...

Here,
 
Buğday unu çorbası,
Malzemeler;
1.5 litre et suyu,
100 gr un,
4 çorba kaşığı tereyağı, 
tuz ve kırmızı biber.
 
Yapılışı;  
Bir tencerede tereyağı eritip, 3 yemek kaşığı ve unu ilave edin. 1-2 dakika orta ateşte karıştırın sonra yavaş yavaş et suyu ekleyin. Sürekli karıştırarak 10 dakika daha pisirin. tuz ekleyin. Sıcak erimiş tereyağı 1 çorba kaşığı kırmızı biber ile süsleyin hangi eklendi için. tereyağı veya yağlı beyaz ekmek küçük küpler kızartma tarafından yapılan kruton ile servis İsterseniz.

Çorbalar;
-Yoğurtlu  Çorba
-Toyga Çorbası
-Mercimekli Erişte Çorbası (Sakala Sünen)
-İşkembe Çorbası
-Paça
-Sulu Pilav
-Tarhana Çorbası
-Aşlık Çorbası
-Arabası Çorbası

Akşehir' in diğer yemekleri;
Akşehir yahnisi,
Malzemeler; 
½ kg Yagsız Dana Kuşbaşı 
½ kg Arpacık Soğanı 
10 diş Sarmısak 
1 Tatlı Kaşığı Kimyon tepeleme 
25 gr Tereyağı 
1 su bardağı Nohut (Bir akşam önce ıslatılacak) 
1.Ç.K. Domates salçası
 ½ Kahve fincanı Sirke 
1 Ç.K. silme toz Şeker 
¼ demet dereotu ince kıyılmış.
Yapılışı;
Akşamdan ıslatılmış nohutları yumuşayıncaya kadar kaynatınız. Kuşbaşı dana etini tereyağında rengi değişene, suyunu salana ve tekrar çekene kadar kavurunuz. Salçayı ve ezilmiş sarmısakları katınız. Biraz daha kavurduktan sonra tuz, sirke, kimyon ve nohutları ilave ediniz ve üzerini örtecek kadar kaynar su koyunuz.  Ağır ateşte kapaklı olarak 1 saat kadar pişiriniz. Arpacık soğanları erimemeli. Servis tabağına aldıktan sonra üzerine kıyılmış dereotu serpiniz. 

Sülbiye (Akşehir),
Malzemeler;
1 kg peynir (tuzsuz), 6 bardaki un, Yarym bardaki süt,
Yarım kilo kuşbaşı et (haşlamalık)
1 kg arpacık soğan
1 baş sarımsak
1 bucuk su bardağı nohut (akşamdan ıslatılmış)
1 çorba kaşığı salça
2 çorba kaşığı tereyağı veya margarin
1 çay kaşığı kimyon, tuz, kırmızı biber
Yapılışı;
Akşamdan ıslatılan nohutları 5 dakika kaynatıp süzgece alıp suyunu süzdürün. Düdüklü tencerede nohutları ve etleri üzerine iki parmak çıkacak kadar su ilave ederek ağır ateşte haşlayın. Arpacık soğanlarının, sarımsağın kabuklarını soyun. Tencerede yağı eritin. İçine arpacık soğanını, sarımsakları doğramadan bütün olarak tencereye koyun. Ara sıra karıştırın. Soğanlar ve sarımsaklar yumuşayana kadar kavurun. Haşlanan nohut ve eti içine ilave edin. Salçayı azıcık et suyunla tabakta ezin. Salçayı, tuzu karabiberi ve kimyonu da tencereye ilave edip ağır ateşte pişirin.(Bu yemeğin lezzetini veren kimyondur. Bolca kullanabilirsiniz. Sarımsakları bir baş yerine 2 baş da kullanabilirsiniz.)

Herse,
Malzemeler:
3 bardak yarma (dövülmüs bugday)
1kg et (tercihen kurumus),
Yarim bardak nohut,
125 gr tereyagi.
Yapılışı:
Yarma ve nohut ile birlikte seçilen et, 1-2 saat önce islatilir. Suyu süzülerek tekrar su ilave edilir. Içine yag da konularak, tenceresiyle aksam saatlerinde firina (odunlu ekmek firini) verilir. Sabahin erken saatlerinde firindan alinarak, ayri ayri servis yapilmadan yenilir.

Şekerleme,
Malzemeler;
250 gr. Margarin
100 gr. Tereyağ
350 gr. Pudra Şekeri
1 Çay Bardağı Sıvıyağ
Aldığı Kadar Un
Yapılışı;
Margarin ve tereyağ kızartılır. Biraz soğuduktan sonra pudra şekerinin üzerine dökülerek karıştırılır. Sıvı yağ dökülür. Un yavaş yavaş yedirilerek yoğrulmaya başlanır. Un serpilerek ilave edilir. Ve sürekli bir şekilde yoğrulmaya devam edilir. En az 45 dakika yoğrulur. Ve kırılmayacak şekilde halkalar yapılır. Tepsiye yağlanmadan dizilir. 200 derecede ısıtılmış fırında pişirilir. Yaklaşık 8- 10 dakika gibi pişirilir. Şekerlemeler çatlamaya başladıktan sonra birkaç dakika durdurulup fırından çıkarılır.

Akşehir Tarhana;
Malzemeler;
4 Yemek Kaşığı Akşehir Tarhanası
2 adet Domates
1 Yemek Kaşığı Tereyağı
4-5 Diş Sarımsak
1 Yemek Kaşığı Salça
8 Su Bardağı Su
İsteğe Göre Tavuk veya Et Suyu
Pulbiber.Tuz
Yapılışı;
Tarhana ıslatılır. Yağ eritilerek kıyma kavrulur. Domates rendelenir. Salça, sarımsak, biber ve su eklenir, kaynatılır. Kaynamaya başlayınca tarhana sürekli karıştırılarak eklenir.Yavaş ateşte pişirilir.

Tirit;
Malzemeler;
4 Adet Pazar Ekmeği (Tırnaklı Pide)
Yarım Kg. Koyun Eti
4 Yemek Kaşığı Süzme Yoğurt (Su ile İnceltilmiş Olacak)
2 Yemek Kaşığı Tereyağ
İsteğe göre Kırmızıbiber
Yapılışı;
Etin kefi alınır.Pişirilir.Pideler servis tabağına elle bölünerek yerleştirilir.Et didilerek sulu şekliyle pidelerin üzerine kepçeyle dökülür.Üzerine yoğurt ve kızartılmış tereyağı gezdirilir.

Salçalı sazan;
Malzemeler;
3-3.5 Kg. Sazan Balığı
2 Yemek Kaşığı Zeytin Yağı
2 Yemek Kaşığı Dolusu Salça
4-5 Orta Boy Patates
İsteğe Göre Biraz Acılı Sivri Biber
Yapılışı;
Temizlenmiş balığın bel kemiğini çıkarıp kafasını ve kuyruğunu aldıktan sonra yağlanmış fırın tepsisine bedenlerini ve bel kemiğini koyarak 300 derecede ısıttığımız fırına koyun. Balık kızarmaya başlayınca kızartmalık patatesleri koyun.Patatesler sararınca 2 yemek kaşığı saiçayı ayran kıvamında sulandırarak tepsiye dökün.Suyunu hafifçe çekip hafifi sulu kalıncaya kadar pişirip fırından çıkarın.Üzerine limon dökerek servis yapın.

Kaymak Baklavası,
Malzemeler: 
Kaymak, un, yağ, şerbet, şeker.
Yapılışı: Hamur yoğrulur, ufak parçalara ayrılarak bekletilir. İnce yufka halinde, oniki kat açılır. Kızgın yağ dökülerek, haşlanır ve fırında pişirilir. Arası açılarak, kaymak konulur, bu arada kaynamış olan şerbet, ılık durumda iken, üstüne dökülür. Baklava servise hazırdır.
Peynir Baklavası,
Malzemeler:
 
3 çorba kaşığı zeytinyağı,  
2 yumurta, 
500 gr margarin,  
1 çay kaşığı tuz 
1 limon, 
Şerbet: 4 su bardağı toz şeker, 1/4 limon, 4 su bardağı su.
Yapılışı;
Şeker, su ve çeyrek limon 20 dakika kaynatılır ve beklemeye bırakılır. Bir kaba yumurtalar kırılır. Süt, zeytinyağı, bir çorba kaşığı limon suyu, tuz, yarım bardak su ilave edilerek karıştırılır. Un da katılarak katı bir hamur yapılır. Hamur, silindir biçiminde uzatılarak 12 eşit parçaya kesilir. Üzerine nemli bez örtülerek bir saat dinlendirilir. Her yumak, ince yufka halinde açılır. Yağlanmış tepsiye yayılır. Altıncı yufkanın üzerine tuzsuz peynir serpilir. Kalan 6 yufka da tepsiye yerleştirilir. Baklava dilimi şeklinde kesilir. Eritilmiş margarin üzerine kaşık kaşık gezdirilerek dökülür. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında 40-45 dakika pişirilir. Fırından çıkıncaa hemen üzerine soğuk şurup gezdirilir ve sıcak sıcak servis yapılır.
Bulamaç,
Malzemeler;
100 dr kıyma
1 Fincan Bulgur
5 Kaşık Un
Tereyağı
Koyun Kıkırdağı(1 Küçük kase)
1,5 Litre Su, tuz, kırmızı biber
Yapılışı;
Kıyma az tereyağı ile kavrulur. Üstüne 1,5 Litre su eklenir. Daha sonra bulgur yıkanır bu suyun içine konur. Bulgurlar pişene kadar kaynatılır. Başka bir yerde 5 kaşık un ile 1 bardak su ezilir. Yavaş yavaş bu karışım kaynayan suya bulanır. Kıvamlı bir şekilde pişirilir tuz ilave edilir. Diğer taraftan bir tavaya tereyağı konur ve kızartılır. Tavaya sonra kıkırdak ilave edilir. Ve kızartılır.arzuya göre kırmızı biber ve karabiber eklenip çorbanın üstüne dökülür..

Papara,
Yapılışı;
Ekmekler derin bir tabağa doğranır. ayrı bir yerde tereyağı kızartılır. Ve soğanlar düzgün bir şekilde doğranıp, salça ile birlikte tereyağında kızartılır. Yeteri miktarda su ilave edildikten sonra, suyun kaynamasını bekleriz. Su kaynadıktan sonra içine ufalanmış tulum peyniri ilave edilir. Biraz daha kaynadıktan sonra tencere ateşten alınır. Ve bu oluşan karışımı daha önceden doğradığımız ekmeklerin üzerine dökülür. Üzeri karabiber ve maydanoz ile süslenir
Para Para,
Malzemeler;
1 Kase Para Para
2 Kase Su
1 Kase Ezilmiş Süzme Yoğurt
250 Gr. Kıyma
2 Yemek Kaşığı Salça
Tuz, Karabiber, Kırmızıbiber, Nane
Birinci Yapılışı
İki kase su içine tuz atılarak kaynatılır. Kaynayan suya para para lar atılır. Piştikleri anlaşılınca ocaktan indirilir. Diğer tarafta yağ eritilir. İçine salça ve kıyma atılarak kavrulur.
Kavrulan kıymalara karabiber ve kırmızı biber ilave edilir. Pişen para para lar tabaklara servis yapılır. Üzerine yoğurt dökülür. Daha sonra da kıymalı sos en son nane ve maydanozlarla tabaklardaki para para lara güzel bir görünüm verilir. Bu yemekte para para ların sululuğu zevke göre değişir. Daha sulu sevenler 2 kase suyu arttırabilirler. Ayrıca yemeğin tadını para para ların ve yağın sıcak olması verir.
İkinci Yapılış
2 kase su kaynatılır. İçine salça, kırmızı biber, karabiber, nane, tuz ve 1 yemek kaşığı düğü atılır. Kıymaların rengi değişinceye, düğüler pişinceye dek kaynatmaya devam edilir.Bir tavada bir kaşık tereyağ eritilip para paralar pembeleşinceye dek kaynatılır. Kavrulan para paralar kaynamakta olan suyun içine kırmızıbiber ile birlikte atılır. Pişince ocaktan indirilir. Yine bir tavada bir kaşık tereyağı eritilir. İçine kırmızı biber atılır. Tabaklara para paraların servisi yapılır. Üzerine yoğurt gezdirilir. Aha sonra da kızarmış yağ gezdirilerek yemeğe hazır duruma getirilir. Dileyen üzerine maydanozda gezdirilir.

Su Böreği,
Malzemeler;
1 Bardak Ilık Su
8 Yumurta
1 Kg. Un
2 Tatlı Kaşığı Tuz
500 Gr. Tereyağ
1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
500 Gr. Kıyma
1 Demet Maydanoz
Yapılışı;
Sert kıvamlı hamur yapılır. 12 parçaya ayrılır. 2 parça tepsi genişliğinde açılır. Diğer 10 parça daha küçük açılarak her parça 4'e bölünür. Büyük bir tencerede tuzlu su kaynatılır. Başka bir tencerede soğuk su hazırlanır. Açılan büyük parçalar ilki yağlanmış tepsiye yerleştirilir. 4 parçaya ayrılmış küçük parçalar sıcak suda haşlanır, soğuk suya atılıp, sonra tepsiye yerleştirilir. Her sıraya eritilmiş tere yağ eklenir. Ortaya kavrulmuş kıyma, maydanoz, ve karabiber ilave edilir. Kalan parçalarda haşlanıp yağlanmak suretiyle tepsiye yerleştirilir. İlk açılan büyük parça en üste koyularak, kısık ateşte ocakta pişirilir.

Etli Topalak,
Malzemeler;
1 kg yağsız dana kıyması, 1 su bardağı köftelik bulgur, 1 ad. yumurta, 1 demet maydanoz, 2 yemek kaşığı un, Tuz-karabiber-kekik, 1 ad. soğan, 1 su bardağı haşlanmış nohut, 1 yemek kaşığı salça margarin yağı-etsuyu veya sıcak su
Yapılışı;
Geniş bir kabin içine eti, bulguru, yumurtayı ince kıyılmış maydanozu, unu, soğanı, tuzu ve baharatları koyup köfte hazırlar gibi iyice yoğrulur. Macun haline gelince ufak ufak yuvarlaklar yapılır. Diğer tarafta genişçe bir tencereye iki yemek kaşığı margarini eritip içine bir kaşık un konup kavrulur. Salçası da konduktan sonra nohutta katılarak 6-7 bardak sıcak su veya etsuyu konur. kaynadıktan sonra diğer tarafta bekleyen etli malzememizi tencereye boşaltır. 15-20 dakika hafif ateşte pişirilir

Güveç,
Malzemeler;
1 Kg. Kemikli Kuşbaşılık Koyun Eti
4 Adet Patlıcan
10 Adet Sivri Biber
3 Adet Orta Boy Soğan
1 Baş Sarımsak
Yarım Tatlı Kaşığı Kimyon
1 Çay Kaşığı karabiber
1 Kg. Domates
1 Yemek Kaşığı Terayağ
Yapılışı;
Toprak tencerenin en altına etler yerleştirilir.Alacalı soyulan patlıcanlar 4'e bölünerek kuşbaşı doğranır.etin üzerine sırasıyla iri doğranan soğanlar ve sarımsaklar, alacalı soyularak 4!e bölünmüş patlıcanlar, iri  iri doğranmış biberler yerleştirilir.Tencerenin en üstüne de halka halka domatesler doğranır.Yağı konulur.Tuzu, karabiber, kimyonu serpilir.Üzerine cam tabak iyice bastırılarak yerleştirilir.Tencerenin kapağı kapatılarak çok kısık ateşte pişirilir veya fırına sürülür.

Topalak,
Malzemeler;
1 Küçük Soğan
1 Küçük Çay Bardağı İnce Düğü
1 Yumurta 1 Çay kaşığı Tuz
1 Çay Kaşığı Karabiber
2 Tatlı kaşığı biber Salçası
1 tatlı kaşığı nane
8-10 Dal Maydanoz
1 Çorba Kaşığı Tereyağı
Aldığı Kadar Un
1 Su bardağı haşlanmış nohut
2 Adet Tavuk Göğsü
1 Adet Limon
Yapılışı;
Soğan rendelenir içine düğü, yumurta, nane, karabiber, tuz, maydanoz, salça konup yoğrulur. Aldığı kadar unla sert bir hamur yapılır. Hamuru nohuttan küçük yuvarlayarak unlu tepsi içine atılır. 2 litre suyla tavuk göğsü haşlanıp, tavuk göğsü  ile küçük küçük doğranır. Bir tencerede 1 çorba kaşığı terayağ, biber domates ve salça karışımı konulur ve kavrulur. Tavuk suyu ilave edilir. Kaynamış suya elekten geçirilmiş topalaklar atılır, kaynayınca haşlanmış nohut, ince doğranmış tavuk eti ilave edilir. İstenilen miktarda tuz konur. Orta ateşte pişirilir. İsteğe bağlı limonla servis edilir. İstenilen miktarda tuz konur. Orta ateşte pişirilir. İsteğe bağlı olarak limonla servis edilir, maydanozla süslenir..

Sakala Çarpan Çorba,(Sakala Sünen)
Malzemeler;
Pişmiş mercimek, ev makarnası, yağ.
Yapılışı: Mercimek pişirilerek, bir tabağa konulur. Dinlendikten sonra, tencerenin içine konulur, tencereye su katılarak, kaynatılır. Sonra, ev makarnası üzerine ilave edilir. Tamamen piştikten sonra, yağ ve salça ilave edilerek, servise hazırlanır.

Kış Çorbası,

Malzemeler;
1 Fincan Kırık Pirinç
1 kg kemikli kuş başı
1,5 Su bardağı kuru fasulye
1,5 Su bardağı Nohut
1 Su bardağı çorbalık yarma
2-3 Baş orta boy soğan
2 Yemek Kaşığı Salça
1 Çay bardağı kadar yağ
3-4 tane kuru top biber
Tuz
Yapılışı;
Akşamdan nohut, kuru fasulye, yarma ıslatılır. Islatılan kuru fasulye ve nohut bir taşım kaynatılıp süzülür.(Bu şekilde nohut ve fasulyenin gaz yapıcı özelliği giderilir.)
Toprak Tencereye konulan kuşbaşı etler, suyunu salıp çekinceye kadar bekletilir. Ardından rendelenmiş soğanlar ilave edilip pembeleşinceye kadar çevrilir. Daha sonra salça kuru fasulye, nohut ve yarma katılır. Tenceredeki malzemenin 3 katı kadar su katılır. Kısık ateşte 1,5-2 saat pişirilir. İsteğe göre kırmız top biber atılır.

Yağlı Ekmek,
Malzemeler;
2 Kg. Un
3 Adet Orta Boy Patates
1 Adet Yaş Maya
Bir Miktar Tuz
Yeterince su
250 Gr. Tahin
2 Yumurta sarısı
Susam
½  Paket Margarin
Yapılışı;
Derin bir kabın içine unu koyunuz. İçen 3 orta boy patates rendeleyiniz. Erimiş yaş mamayı ve tuz u içine koyup yoğurunuz. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediniz. Hamurun mayası geldikten sonra hamuru ikiye bölüp iyice elinizle yayınız. Yaydığınız hamurun üzerine yarım margarin ve 250 gr. Tahini sürüp rulo halinde sarınız. İstenilen boyutlarda keserek şekil veriniz. Kalan diğer hamura da aynı işlemi yapınız. Üzerine yumurta sarısı sürünüz ve susam ekerek 250  derecede ısıtılmış fırında pişiriniz. Soğuyunca servis yapınız. Mayalı hamurlar pişmeden önce tepside bir süre bekletilmelidir.

Höşmerim, (Akşehir Helvası).
Malzemeler;
1 kg. Tatlı, Tuzsuz, Yağlı Beyaz Peynir
200 gr. Tereyağı
3 Yemek Kaşığı Un
300 gr. Pudra Şekeri
Yapılışı;
Tereyağı kızartıldıktan sonra 1- 2 yemek kaşığı servis tabağına alınır. Kalan yağ a ufalanmış peynir dökülerek birkaç kez kızgın yağ da karıştırılır. Hafif eriyen peynirin içerisine un ilave edilerek karıştırmaya devam edilir. Unun piştiği anlaşılınca yağlanan servis tabağına alınır. Üzerine isteğe göre pudra şekeri dökülüp 10- 15 dakika ağzı kapalı olarak dinlendirildikten sonra sıcak servis yapılır.

Oklavadan çekme,
Malzemeler;
6 Su Bardağı Un
1 Çay Bardağı Süt
2 Yumurta
1 Çay Bardağı Zeytinyağı
1 Çay Bardağı Yoğurt
Yarım Limon
1 Çay Kaşığı Tuz
1 Paket Nişasta
Şerbeti İçin 5 Su Bardağı Şeker
4 Su Bardağı Su
1 Yemek Kaşığı Limon Suyu
Yapılışı;
Şeker 4 su bardağı su ile ateşe konur. Eriyinceye kadar karıştırılır. Kaynayınca köpüğü alınır. 1 yemek kaşığı limon suyu katılır. Bir süre kaynadıktan sonra içine batırılıp çıkarılan kaşıktan akan son 1- 2 damla biraz uzuyorsa ateşten alınıp soğumaya bırakılır. Geniş bir kaba yumurtalar kırılır. Akla sarısı karışıncaya kadar çırpılır. Süt, zeytinyağı, yarım limon suyu, yoğurt ve tuz ilave dilip karıştırılır. Elenmiş un katılarak katı bir hamur yapılır. İyice özleştirilir. Hamur silindir şeklinde uzatılarak 20 eşit parçaya bölünür. Yuvarlanıp bir kaba sıralanır. Üzerine nemli bir bez örtülerek 1 saat dinlendirilir. Her yumağın altı üstü boca nişastalanarak ince bir hamur açılır. Hamurun karşılıklı iki ucu atlanır. Bir ucuna ceviz serpiştirilir ve oklavaya sarılır. Daha sonra oklava da hamur büzüştürülür. Oklavadan çıkardıktan sonra eşit parçalar halinde kesip tepsiye sıralanır. Diğer hamurlar da aynı işlemlerden geçirilerek tepsiye doldurulur. (Bir gün bekletilmesi önerilir.) 1 su bardağı sıvı yağ, 150 gr. Tereyağ, 125 gr. Margarin kızartılır. Kızaran yağ baklava üzerine kaşık kaşık gezdirilerek dökülür. Orta ısıdaki fırında hafifi pembeleşince ye kadar pişirilir. Fırından çıkınca üzerine soğuk şerbet gezdirilir ve servis yapılır.

Katmer,
Malzemeler;
Hamur Malzemesi
1 Su Bardağı Su
Yarım Yemek kaşığı Süzme Yoğurt
Yarım Yemek Kaşığı Sirke
1 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
1 Çay Kaşığı Tuz
Yeterince Un
Bezelerin Yağlanması İçin Gereken Malzemeler
100gr. Margarin
1 Çay Bardağı Sıvı Yağ
3 Yemek Kaşığı Tahin
Yapılışı;
Yumuşak bir hamur haline gelinceye dek yoğrulur. Elde edilen hamurdan 2 beze yapılır. Üzerine nemli bir bez örtülerek yarım saat bekletilir. 100 gr. Margarin eritilir. 1 çay bardağı sıvı yağ ve 3 yemek kaşığı tahin eklenir. Beze normal büyüklükte açılır. Üzerine yağlı karışım sürülerek esnetilir. Rulo yapılıp dolanır. 2 bezeye de aynı işlem yapılır. Hamur 3 parmak enin de kesilir. Kesik uçlar avuç içlerinde burkularak bastırılır. 14 cm. büyüklüğünde yuvarlak açılır. Kızgın teflon tavaya bırakılır. Spatula ile ucundan kaldırılıp 1 tatlı kaşığı çiçek yağı konulur. Sallayarak kızartılır. Diğer yüzü de aynı şekilde pişirilir. Kağıt üzerine alınıp yağı aldırılır. Kalan hamurlar üçer parmak eninde kesilerek aynı işlem yapılır.

Düğün Çorbası,
Malzemeler;
0,5 Kg Süzme Yoğurt
1 Su bardağı çorbalık yarma
1 Yumurta
2 Yemek kaşığı un
Tuz nane
Çorbanın Üzerine :
2 Yemek Kaşığı Tereyağı
Kırmızı Biber
Yapılışı;
Akşam dan ılık suya yarma ıslatılır. Ertesi gün yoğurt, un su ilave edilerek boza kıvamına gelinceye dek ezilir. Bu karışıma ıslatılan yarmalar ilave edilerek çorba kıvama gelinceye kadar sulandırılır. Bir tahta kaşıkla kaynayınca ya kadar orta sıcaklıktaki ocakta karıştırılır.( Karıştırılma işlemi yapılamaz ise çorba top top olur ve dibi yanar) Çorba kaynamaya başlayınca kaşık çekilerek kısık ateşte bir süre kaynatılır. Ateşten alınarak ağzı kapatılır. ( Bu işlem yapılmaz ise çorbanın üzeri kaymaklanır.) Yenilmek istendiği zaman eğer evinizde varsa et suyu yada tavuk suyu pişmiş nohut ilave edilir. Nanesi eklenir. Üzerine de iyice  kızdırılan tereyağın içi ne kırmızı biber ilave edilerek dökülür.
Lahana Kuzu Kapama,
Malzemeler;
Orta Boy Lahana
1 Çay Bardağı
3 Orta Boy Soğan
½ Kg. Kıyma
2 Su Bardağı Bulgur
Salça, Tuz, Nane, Karabiber
Yapılışı;
Lahana yaprakları haşlanır. Bir kapta sıvı yağ ve 3 soğan kavrulur, kıyma katılır.2 su bardağı pilavlık bulgur katılarak kavrulur.Tuz ve salça ilave edilir.Biraz nane katılır.Hazırlanan bu iç pilav tepsiye yayılan lahana yapraklarının üzerine dökülür.Üzerine yine lahana yaprakları yayılır, yanları iyice kapatılır.Tepsiye su ilave edilerek pişmesi beklenir. (Üstteki lahanalar bıçakla delinerek kolay pişmesi sağlanır.)

“Şerit” de denilen bir bağırsak asalağı...

Tenya,
İnsanların bağırsaklarında yaşayıp çoğalabilen, toplumumuzda da sık görülen parazitler şunlardır.
  • Askaris
  • Oksiyur (kıl kurdu)
  • Giardia
  • Tenya(şerit) Pişirilmemiş ya da az pişirilmiş hastalıklı sığır etinin yenmesi ile Tenya Saginata, domuz etinin yenmesi ile de Tenya Solium oluşur. Parazit 10-15metre kadar olabilir. Dışkıyla atılan yumurta toprakta 8 hafta yaşayabilir. Ülkemizde de sık olarak görülmektedir.
Halk arasında “şerit” adıyla da tanınan sığır tenyası (Taenia saginata) Türki­ye’de en sık rastlanan tenya türüdür. Yassısolucanlar (Platyhelminthes) gru­bunda yer alan bu asalağın yakın akra­bası olan domuz tenyası (T. solium) ise domuz eti yenmesine karşı dinsel bir engel bulunmayan Hıristiyan Batı ülke­lerinde daha sık görülür. Her iki asalak da insan bağırsağına yerleşerek aynı hastalığa yol açar.

Sığır tenyasının 2 mm çapında olan baş bölümünde 4 vantuz vardır. Birkaç milimetre uzunluğunda olan boyundan gövdeyi oluşturan şeritler gelişir. Bölüt ya da proglotit adlarıyla da tanınan bu art arda dizili şeritlerin her biri hem er­kek hem de dişi üreme organlarını içe­ren üreme birimleridir. Eşeysel gelişim tamamlanınca, şeridin dişi üreme orga­nınca üretilen yumurtalar hemen erkek eşey hücreleri tarafından döllenir. Bu asalakların ortalama uzunluğu yaklaşık 3 m’dir. Ama sığır tenyası 12 m’ye ula­şabilir. Tenyalar ağzı ve sindirim sis­temi yoktur. Besinleri dış yüzeylerin­den emilme yoluyla alırlar. 18 yıl süre­bilen yaşamları boyunca milyonlarca yumurta üretirler. Yumurtayla dolu şe­ritler her gün dışkıyla atılır. Bunların parçalanmasıyla serbest kalan embriyonlu yumurtalar dış ortamda 2 ay ka­dar yaşayabilir. Tenya yumurtalarının bulaştığı besinleri yiyen ya da suları içen sığırların bağırsaklarında onkosfer denen embriyonlar yumurtadan çıkarak bağırsak duvarına yapışır. Daha sonra bağırsak duvarından kana geçer ve do­laşım yoluyla ulaştıkları kasdokusunda başlıkeseciğe dönüşürler. Başlıkesecik erişkin evredeki asalağın baş ve boynu­na denk düşen ön bülümünün sıvı dolu bir keseye gömülmüş biçimidir. Yenen sığır etiyle insanların sindirim sistemi­ne giren bu kesedeki asalak eldiven gi­bi ters yüz olarak dışarı çıkar ve bağır­sağa yapışır. Boyun bölümünden oluş­maya başlayan şeritler üç ayda yumur­tayla dolarak gövdeden kopmaya baş­lar.

Tenya Belirtileri; Tenya insanda açık bir belirti ver­meden bulunabilir. Hafif karın ağrılan, birbirini izleyen ishal ve kabızlık görü­lebilir. Özellikle çocuklarda sindirim bozukluğu, bulantı, kusma, asalağın alı­nan besinlere ortak olması sonucu yorgunluk ve zayıflama gibi belirtiler orta­ya çıkar. Öbür belirtiler arasında baş ağrısı, uykusuzluk, terleme ve baş dönme­si sayılabilir. Dışkıda şeritlerin görülmesiyle ve ender olarak da parçalanmış şeritlerden çıkan yumurtaların mikros­kop altında saptanmasıyla tanı konur. Tedavide tek doz niclosamide kullanılır.

Tenyalardan Korunmak için;  Etlerin yeterli miktarda pişirilmesi tenya larvalarını parçalar. Tuvaletten sonra yeterli el yıkama ve daima uygun hijyen hastalığın yayılmasını önler.

Muğla-Antalya il sınırında bir çay...

Eşen Çayı,
Kocaçay,


Kızılcadağ'ın yükseklerinde bir mağaradan çıkan çay gizli geçitlerden, dev kanyon Karanlıkiçi' nde geçerek, denize yakın verimli ovalardan sakince akar. Antalya, Muğla ve Burdur' dan beslenen Eşen Çayı, Akdeniz' i en uzun kumsal Patara' yı geçerek devam eder.

Shakespeare' in Fırtına adlı yapıtındaki canavarın adı....

Caliban,
Şeytanın oğlu ve cadı Sycorax, ucube.  Caliban bir büyücü ile bir şeytanın çocuğudur. Daha büyük bir güce itaat etmek zorunda kalır ama her seferinde baskaldırır. Caliban halktan bir kişidir ve avam takımının bütün pisliklerini, adiliklerini nefsinde toplamıştır.

William Shakespeare, (26 Nisan 1564 – ö. 23 Nisan 1616), İngiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır.  Ünlü trajedilerinden Fırtına adlı eserinde;   
Hava ve mutluluk perisi, Ariel, 
Canavar ise Caliban' dır.

Fırtına, diğer Shakespeare oyunlarında olduğu gibi, iktidar tutkusunun hazin sonuçlarından kadının toplumdaki yerine kadar birçok farklı temaya ve insanlık durumuna değinir. Sycorax adındaki kötü ruhlu büyücünün bir çam ağacının gövdesine hapsettiği Ariel adlı periyi kurtarır; sonra Sycorax’ın hilkat garibesi oğlu Caliban’ı eğitemeye çabalar. Ancak, Caliban’ın Miranda’ya tecavüz etmeye kalkmasıyla bundan vazgeçer ve onu ayak işlerine bakan bir köle olarak kullanmaya başlar.

Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuzluğa dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi...

Ahasverus, (Serseri, Gezgin Yahudi de denir),
Hz. İsa’ya, çarmıha doğru giderken kötü muamele ettiği için ebediyen yaşamaya ve durmadan yürümeğe mahkûm edilen efsanevî şahıs; bir defada beş metelikten fazla para harcayamaz, fakat ne zaman elini cebine at­sa bu parayı bulur.



Çarmıha giden İsa'ya kötü davrandığı için sonsuzluğa dek yürümeye mahkûm edilen efsanevi kişi. Çok eski olduğu sanılan ve kimi uzmanların kaynağını buddha dönemi Hindistan'ına bağladıkları bu efsane, XIII. yy.'dan başlayarak değişik biçimler aldı. XVII.yy.'da bir alman yazarı bu kişiyi bir yahudi, Ahasverus adlı bir "Ebedi Yahudi" olarak canlandırdı (1602). Yapıt fransızcaya çevrilirken bu kişilik "Gezgin Yahudi" adını aldı (1609). O zamandan beri efsane, Batı'da halk resimleri, estamplar ve ağıtlarla yayıldı. Bu ağıtların en ünlüsü İsaac Laquedem' inkidir. Hıristiyanlıktan bu yana, kişiliğiyle halkın yazgısını simgeleyen Gezgin Yahudi, yahudiler aleyhine tehlikeli bir toplumsal yerginin kaynağı oldu. Bir ölçüde de çağımızdaki yahudi düşmanlığının doğmasına yol açtı.

Mezopotamya halklarının ilkbaharda kutladıkları en önemli bayramı...

Akitu,

Sümerliler, Babilliler ve çeşitli Sami kavimlerce kozmogonik ve tarımsal karakterli bahar ve güz festivallerinin kutlanageldiği bilinmektedir. Sümerliler, yaz sıcağı sonrası tarla işlerinin bitimini bir festivalle kutlarlardı. Bir çeşit hasat bayramı görünümünde olan tarımsal karakterli bu güz festivali Akiti (ya da Zagmuk) diye adlandırılırdı .

Eski Babil’de yılın ilk ayı olan Nisanın ilk 12 gününe denk düşen yeni yıl kutlamaları da Akitu festivali diye adlandırılırdı. Tanrılar panteonunun zirvesinde bulunan yüce varlık adına düzenlenen bu bayramın varlığı MÖ 18. yy’dan itibaren bilinmektedir. Zira MÖ 1780’lerden kalma metinlerde Akitu festivalinden bahsedilmektedir. Baharda kutlanan bu bayramın yanı sıra Babil’ de arpa ekimi öncesi bir kutlama yapıldığı ve buna da Akitu festivali adı verildiği de bilinmektedir.  Mezopotamya yılı arpa hasadı sonrası baharda gündüz gece eşitliğiyle başlardı; dolayısıyla Babil takviminde 1 Nisan tarihi bizim takvimimize göre 21 Marta denk düşerdi. Böylelikle bahardaki gündüz gece eşitliği tarihiyle başlayan Akitu kutlamaları da 21 Marta tekabül ederdi. Bununla birlikte ilerleyen süreç içerisinde zaman zaman Babil takvimindeki 1 Nisan tarihinin değiştiği de görülmektedir. Örneğin Babil metinlerine göre MÖ 626-536 tarihlerinde 1 Nisan, 16 Marta tekabül etmiştir. Eski Mezopotamya’da yüce tanrı adına 1 Nisanda (21 Martta) kutlanmaya başlanan Akitu festivali tarımsal ve kozmogonik karakterli bir bayramdır (Bakınız Pallis, 1926). Adına yeni yıl festivali düzenlenen bu yüce tanrı genellikle Babil'in yüce tanrısı Marduk’tur. Bununla birlikte, ay tanrısı Sin ya da bir başkası da olabilir. Örneğin güney Mezopotamya’da Akitu, Marduk adına düzenlenirken kuzey Mezopotamya’da Sin adına düzenlenmektedir. Yine Babil kralı Nabukadnezzar’la ilişkili tabletlerde Nabukadnezzar’ın Nisan ayında yüce tanrı Bel için yeni yıl kutlamaları tertiplediği belirtilmektedir. Uzun süren kıştan sonra tarımsal faaliyetlerin başlama dönemini ifade eden bu bayramda halk tarlalarda ya da kırlarda piknik yapar, toplu yemekler yenilirdi. Eski Mezopotamya Akitu festivalinin en çarpıcı kutlaması ise yeniden dirilişin sembolize edildiği törenlerdi. Buna göre tapınılan yüce tanrının sureti tapınaktaki yerinden alınır görkemli bir geçit merasimiyle önceden belirlenen ve genellikle nehir kenarında kurulu olan Akitu tapınağına (Bit Akiti) götürülürdü. Bu tören, yüce tanrının yer altı alemine inişini ve baharla birlikte tekrar yeryüzüne çıkışını sembolize ederdi. Açıkça görüleceği gibi burada Eski Mezopotamyalılar kışla birlikte adeta ölen tabiatın baharda yeniden dirilişini de bu törenle sembolize etmektedirler. Dolayısıyla Akitu’nun, Eski Babil yaratılış inancının belirli bölümlerinin sembolik şekilde temsil edilmesi yönünde bir işlev üslenmesinden söz edilebilir. 

Hastalık derecesinde alışveriş yapma saplantısı...

Oniomani - Oniomania,(Alış- veriş hastalığı). 
Yunancada Greek onios = alışveriş, mania = çılgınlık, ve Oniomani alışveriş çılgınlığı, deliliği demektir.

Hastalık derecesinde alışveriş yapma saplantısı. 1900’lü yıllarda “oniomania” olarak tanımlanmış olan bu bozukluk,son yıllarda ise pek çok kaynakta “kompulsif alışveriş “ olarak ele alınıyor. Bu bireyler alışveriş yapmadan önce gerginlik ya da uyarılma duygusunda giderek artma hissederler. Sonra alışveriş sırasında haz alma,doyum bulma ve rahatlama yaşarlar. Ardından da kişi çok para harcadığı için pişmanlık, suçluluk, kendini kınama gibi duygulanımlar yaşayabilir. Bu bozukluğun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte;çeşitli kaynaklardaki farklı görüşlere göre:

Oniomaniklerin benlik değerleri düşük olabiliyor. Dış dünyada da dikkat çekme adına satın alma davranışı sergileyebiliyorlar. Ya da bir başka görüşe göre bu kişiler gelecekle ilgili kaygılarını “satın alarak” giderme yoluna gidiyorlar.   Oniomaniklerin alışveriş dürtüleri ataklar şeklinde ortaya çıkıyor ve süreklilik gösterebiliyor. Ne yazık ki bu insanların bazen hiç ihtiyaçları olmadığı halde (depolama alışkanlıkları sebebi ile) dolaplarında hiç giyilmemiş, hatta etiketli,poşeti içinde duran onlarca giyisi ya da eşya görebilirsiniz. Bunlar için fazladan dolaplar alınır, yaptırılır evde çeşitli formüllerle depo yerler oluşturulur..

Kleptomani, (Çalma Hastalığı).
İhtiyacı olmadığı, hemen kullanmayacağı halde ve maddi değeri nedeniyle satma düşüncesi olmadan bir takım nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma şeklinde bir dürtü kontrol bozukluğudur.

Kafkasya’ya özgü, alkol derecesi yüksek bir votka...

Çaça,
Ev votkası.(vodka).
Rumca Ticaret gemilerinde eski ve usta gemici. 
Argo'da Genelev işleten kadın, abla, mama.

Votkadan daha sert ve içimi bir kurala bağlı içki. Votkadan beter çarparmış da ağlatırmış adamı yaka yaka. Kuralı kaidesi şu imiş efendim. Bir yudum aldıktan sonra asla ağzınızı açmayacak, midenize inene kadar nefes bile almayacaksınız. Böylece içinizi yakıp Rusya' nın soğuğunda içinizi ısıtan bu içki baş, mide sancısı yaratmaz.

Finlandiya’ya özgü, dokuzar kişilik iki takım arasında oynanan, beyzbola benzer bir spor...

Pesapallo, (Fin beyzbolu, Finnish Baseball).
Pesaballo
Finlandiya’ya özgüdokuzar kisilik iki takim arasinda oynananbeyzbola benzer bir oyun.
Ülkelerin resmi olarak onaylanmış ya da resmi olarak kayıtlara geçmese de toplumların benimsedikleri ulusal sporlar:
 
 
Resmi Olarak Kabul Edilmiş Sporlar ve Yılları
Arjantin - Pato, 1953
Bahamalar - Yelkencilik, 1993
Bangladeş - Kabaddi, 1972
Brezilya - Capoeira, 1972
Kanada - ("Ulusal Kış Sporu") Buz Hokeyi, 1994, ("Ulusal Yaz Sporu") Lakros, 1859
Şili - Şili Rodeosu, 1962
Kolombiya - Tejo, 2000
Meksika - Charrería, 1933
Kore - Tekvando, 1971
Porto Riko - Paso Fino, 1966
Sri Lanka - Voleybol, 1991
Uruguay - Destrezas Criollas, 2006

Benimsenmiş Ulusal Sporlar
ABD - Beyzbol
İspanya - Boğa Güreşi
Kanada - Buz Hokeyi
Hindistan - Hokey
Rusya - Futbol, Satranç
Çin - Masa Tenisi
Brezilya - Futbol
Fransa - Futbol
İngiltere - Kriket
Japonya - Judo
Avusturalya - Kriket
Pakistan - Hokey
Malezya - Badminton
İskoçya - Rugby
Endonezya - Badminton
Butan - Okçuluk
Afganistan - Nuzkaşi
Küba - Masa Tenisi
Dominik Cumhuriyeti
- Beyzbol
Finlandiya
- Pesäpallo (Fin beyzbolu)
İrlanda - Gal Oyunları
Jamaika
- Kriket
Litvanya
- Basketbol
Yeni Zelanda
- Rugby
Norveç
- Kayak Krosu
Galler
- Rugby

İsa Peygamber' i ele veren havarinin adı...

Yehuda, ya da İşkariyot (Latince: Iudam Iscariotem
İsa'yı ele veren havaridir.

İşkaryot, katil anlamına gelen Latince kökenli bir sözcüktür (sicario).
İsa'yı ele verdiği için Yahuda İskaryot olarak anılır. Geleneksel Hristiyan görüşüne göre otuz gümüş dinara İsa' yı ele vermiştir. Sonradan vicdan azabı çektiği için kendini asarak intihar ettiği söylenir.

Yahudilerin Tanrı’ya verdikleri ad...

Yehova,
Musevilerin Allah' a verdikleri isim.
Dünyayı 6 günde yapıp 7. günde dinlendiğine inanılan, yahudilerin tanrısı. Bu sebeple cumartesi günleri hiç bir yahudi çalışmaz, ellerini kollarını kıpırdatmazlar.
Yehova demek; Yahudi ilahı demektir. Tevrat' a göre yazılması ve okunması yasaktır.

Yehova veya Tetragrammaton, Mukaddes Kitap' da (Tevrat, Zebur ve İncil) takriben 7000 defa geçen Tanrı'nın özel ismidir. Yahudilerin ve Yehova'nın Şahitleri'nin tanrıya hitap ettiklerinde kullandıkları isimdir. 

Kelime anlamı olarak bu ifadenin iki anlamı vardır:
Herşeyi yaratan O'dur.
Ne olması gerekiyorsa o olur.

Yahudi olma durumu, Musevilik.
Yahudi dini, Musevilik.
Musevilik ya da Yahudilik (Arapça yahudi, Yehud kavmi ve dini). 
Tanah (İbrani Kutsal Kitabı) ve yorumunu anlatır.
Musevîlik, kurucusu Musa’ya izafetle bu adı almıştır. Yahudi, İbrani, ve İsrail terimleriyle de Musevîlik kastedilir. Musevîliğin tek Tanrıcılığın saf bir şekli olduğu söylenmekle beraber O, yalnız başına ne bir mezhep ne bir ırk, ne de modern bir millettir. Yahudiler dünyanın en eski tarihî, dinî cemaatini meydana getirmişlerdir. Dinler Tarihi’nde özel bir yeri bulunan Yahudilik, kutsal kitaplarında Ahd’e geniş yer ayırmasından dolayı bir Ahid dini olarak da telâkki edilmektedir.


Kıldan, yünden dokunmuş büyük çuval...

Harar,
Seklem,

Konya’nın Ereğli ilçesinde, 150 dolayında kuş türünü barındıran ve “tabiatı koruma alanı” kapsamına alınan göl....

Akgöl,
Ereğli Akgöl,
Ereğli ilçesinin batısındadır. Eski göl tabanıdır. Çok sığ bir özelliğe sahiptir. Tatlı sulara sahiptir. İvriz deresinden gelen sularla beslenir. Akgöl sazlıklarında 200'ün üzerinde kuş türü yaşamaktadır. Bu yüzden tabiatı koruma alanı olarak kabul edilmiştir.

Akgöl Sazlıkları (Böğecik Köyü) Kuzeyde Karacadağ (2025 m.), güneyde ise Bolkar Dağları (3524 m.) ile sınırlanan Ereğli Kapalı Havzası’nın ortasında yer alan sazlıklar, bataklıklar, çamur adacıkları, bunları çevreleyen çayırlar, çorak düzlükler ve geniş step alanlarından oluşmuştur. 20. yüzyılın başından kalma topoğrafik haritalarda, Ereğli’nin batısında ve kuzeyinde yaklaşık 21 500 hektarı bulan bir sulakalan ekosistemi görülmektedir.
 1950’li ve 1960’lı yıllarda sıtma hastalığını önleme ve yeni tarım alanları açma amacıyla, 3000 hektarı Ereğli ilçesi ile Adabağ Köyü arasında, 12 000 hektarı Hortu (Sazgeçit) Köyü’nün kuzeydoğusunda, 1200 hektarı ise 1983 yılında Ereğli’nin kuzeyinde olmak üzere toplam 16 200 hektarlık sazlık ve bataklık alan kurutulmuştur. Günümüzde, Türkiye’nin en geniş sazlıklarından geriye sadece Akgöl olarak adlandırılan küçük bir su aynası ile bunu çevreleyen sazlıklar, göz alabildiğince uzanan tuzlu bataklılar ve çorak step alanları kalmıştır.
Özellikle gölü besleyen en önemli akarsu olan İvriz Çayı üzerine 1984 yılında İvriz Barajı’nın, 1988 yılında ise Karaman Deresi üzerine Gödet Barajı’nın yapılmasından sonra gölü besleyen su kaynaklarının tamamı barajlarda tutulduğu için Akgöl ve civarındaki sazlıklar da kurumaya başlamıştır. Geniş ve gür sazlıklar, bataklıklar, sazlıklar arasında yer alan korunaklı açık su yüzeyleri, çamur adacıkları, sulak çayırlar, çorak düzlükler, step alanları gibi farklı ekolojik karakterdeki yaşam ortamları, değişik türden çok zengin ve ilginç bir bitki ve havyan varlığının alanda yaşamasına olanak sağlamıştır. Hemen bütün sulak alanlarda olduğu üzere Ereğli Sazlıkları’nda da en çarpıcı türleri su kuşları oluşturmaktadır. 

Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biri özelliğini taşımaktaydı. İnsanların ve yırtıcı hayvanların erişemediği sazlıkları binlerce kuş barınmak, beslenmek ve kuluçkaya yatmak amacıyla kullanırdı. Özellikle göç esnasında başta kıyı kuşları olmak üzere, ördekler, kazlar ve pelikanlar kalabalık gruplar oluştururdu. Yine sık ve geniş sazlıklarda binlerce kuş kuluçkaya yatar, onbinlercesi ise alanda kışlardı. Örneğin, 1976 yılında alanda 2000 çift Ak Pelikan’ın kuluçkaya yattığı saptanmıştır.
 
Konya ili sınırları içerisinde pek çok tabii göl ve bataklık bulunmaktadır. Bunların kimilerinin suları acı ve tuzlu, bazılarının da suları tatlıdır. Oluşum yönünden de birbirinden farklılıklar gösterirler.

Tuz Gölü,
Tuz Gölü kapalı havzasının merkezinde Tuz Gölü oluşmuştur. Ankara, Konya, Aksaray sınırlarının kesiştiği yerde olup bir kısmı Konya ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Tuz Gölü Türkiye'nin yüzölçüm olarak ikinci büyük gölüdür. Derinliği 12 m. civarındadır. Yaz mevsiminde buharlaşmanın etkisi ile alanı oldukça küçülür. Kuruyan kesimlerde tuz tortulları meydana gelir. Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir. Sulama ve su ürünleri için kullanılamaz. 

Beyşehir Gölü,
Konya ilinin batısında Konya-Isparta sınırı üzerinde yer almaktadır. Beyşehir Gölü, yurdumuzun 3. büyük gölüdür. Aynı zamanda en büyük tatlı su gölüdür. Tektonik-Karstik olaylarla meydana gelmiştir. Aynı zamanda Türkiye'nin en önemli milli parklarından biridir. Milli park alanı içerisinde aynı anda su sporları, dağ sporları ve av sporları yapmak imkanı vardır. Su ürünleri açısından ekonomik değeri yüksektir. Gölün iki plajı, 22 adası ve pek çok kayalığı bulunmaktadır. Göl Ornitolojik bakımdan önemli bir kuş üreme, barınma, beslenme ve konaklama merkezidir. Bu yönü ile de turizm açısından önem taşımaktadır.

Akşehir Gölü,
Konya ilinin kuzey batısında Konya-Afyonkarahisar il sınırında yer alır. Suyu tatlıdır. Tektonik olaylarla meydana gelmiştir. Su ürünleri açısından ekonomik değer gösterir. Sulama suyu olarak kullanılmakta olup kamış üretimi de yapılmaktadır. 

Suğla Gölü,
Konya ilinin güneybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Yağışlı yıllarda alanı iyice genişlemekte kurak yıllarda ise göl kurumakta ve alüvyonlu göl tabanı ortaya çıkarak, iyi bir tarım alanı oluşturmaktadır. Suları tatlıdır. Su ürünleri ve sulama açısından önemi büyüktür.

Ilgın (Çavuşçu) Gölü,
Konya ilinin kuzeybatısında yer alır. Oluşumu tektoniktir. Suları tatlıdır. Su ürünleri açısından önemlidir. Ayrıca bir ayağı ile Atlantı ovaları sulanmaktadır.
 
Yunak Akgöl,
Yunak ilçesi yakınlarında küçük bir göldür. Suyu tatlıdır. Çoğu yeri bataklık halindedir. Göl Gökpınar Deresi ile Sakarya Nehrine boşalmaktadır.
 
Bunların dışında Konya ilinin karstik sahalarında, karstik şekillerden olan obrukların sularla dolması ile çok ufak göller meydana gelmiştir. Obruk göllerden bazıları sulama amaçlı kullanılırken bazı obruk gölleri de turistik değer taşır. 
Bunlar;
Kızören obruğu, 
Timraş obruğu, 
Obruk gölü, 
Çiralı gölü, 
Meyil gölü ,

Volkanik olaylarla da göller meydana gelmiştir. Volkan konilerinin çevresinde volkanizmanın etkisi ile daire şeklinde çanaklar oluşmuştur. Bu çanaklara suların dolması ile küçük maar gölleri meydana gelmiştir. 

Bunlar;
Acıgöl Maarı,
Meke Gölü, Karapınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan bu krater göllerinin içerisinde magnezyum sülfat çözeltileri vardır. Bu nedenle suyu çok acıdır. İçinde canlı yaşamaz. Oluşumdan kaynaklanan özellikler nedeniyle Meke Gölü etrafındaki volkanik malzeme biriket yapımı ve benzer amaçlarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Meke Gölü, Kültür Bakanlığı, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "1. Doğal Sit Alanı" ilan edilmiştir.

Aşırı şişmanlık...


Obezite, 
(İng. obesity).
Etleç, 
Obez,
Mülahham,
Aşırı yağlı, aşırı şişman.   
Son yıllarda tüm dünyada şişmanlık (obesite) görülme sıklığı giderek artmaktadır. Şişmanlık, sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi olarak da tanımlanabilir. Normalde, yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-20’sini, kadınlarda ise %25-30’unu yağ dokusu oluşturmaktadır. Erkeklerde bu oranın %25, kadınlarda ise %30’un üzerine çıkması durumunda ise şişmanlıktan söz edilebilir. Şişmanlık tıp diliyle de obesiteye bir çok etken neden olabilmektedir. Bireyin yaşı, cinsiyeti, eğitim düzeyi, medeni durumu, beslenme alışkanlıkları veya bedensel aktiviteleri şişmanlık üzerinde rol oynayabilir.


Günümüzde fazla kiloluluğun (hafif şişmanlığın) ve şişmanlığın görülme sıklığı giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü-World Health Organization (WHO) verilerine göre dünyada 1.6 milyar fazla kilolu birey bulunmaktadır. Bu rakam gittikçe de kontrolsuz olarak artmaktadır.

Günümüzde dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde şişmanlık sıklığı artmakta, bu durum sadece yetişkin kadın ve erkekleri değil, çocukları ve gençleri de etkilemektedir. Kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri, kas-iskelet sistemi hastalıkları gibi hastalıkların oluşmasına, yaşam kalitesinin azalmasına ve ölümlere yol açan şişmanlık, sadece küresel boyutta bir halk sağlığı problemi olmakla kalmayıp, ülke ekonomilerine olumsuz yönde etki eden bir unsur olarak da karşımıza çıkmaktadır. Şişmanlıkla mücadele de koruyucu sağlık hizmetlerine büyük görev düşmektedir. Ülkemizde giderek yaygınlaşan aile hekimliği kapsamında,bireyler şişmanlık yönünden aile hekimlerine danışmalıdırlar. Özellikle anne ve babalar da çocuklarını bekleyen potansiyel obesite tehlikesi yönünden gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarından da destek almalıdırlar.

Eskiden uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek madde...

Esir,
Eter,


Bütün kâinatta bulunan ve her tarafı kaplamış olan lâtif madde. 
Elektrik, ışık ve hararetin yayılmasına vasıtalık eden madde. 
Görülmeyen ve varlığı bütün ehl-i ilimce kabul edilen lâtif, rakik, elâstikiyeti hâiz seyyal madde.

Esir veya eter,
Eskiden beri uzay boşluğunu doldurduğu varsayılan esnek bir madde olarak düşünülüyordu. Bu fikir Descartes’ten çıkmış, Newton tarafından benimsenmiş ve sonra herkes tarafından tartışmasız olarak kabul edilmişti. 19 yüzyılın sonlarında bile fizikçiler, havanın ses dalgalarını ilettiği gibi esirin de elektromagnetik dalgaları ilettiğine inanıyorlardı. Zira titreşimler mutlaka bir şeyin içinde oluşmak zorundaydı. Esir ağırlıksız, saydam ve sürtünmesiz, kimyasal ya da fiziksel olarak varlığı saptanamayan ve tüm maddeleri geçiren bir ortamdı. Eğer Yerküre esir içinde yol alıyorsa, Yerküre ile aynı doğrultuda yol alan ışığın hızı, ışık hızı ile Yerküre’ nin hızının toplamına eşit olacaktı. Yerküre’nin yoluna dik doğrultuda yol alan ışığın hızı ise sadece ışık hızına eşit olacaktı.
 

"İkisi de birbirine bitişikti, sonra ayrı ettik." mânasında olan $nın ifadesine nazaran, manzume-i şemsiye ile arz, dest-i kudretin madde-i esiriyeden yoğurmuş olduğu bir hamur şeklinde imiş. 

Madde-i esiriye, mevcudata nazaran akıcı bir su gibi mevcudatın aralarına nüfuz etmiş bir maddedir. $ âyeti, şu madde-i esiriyeye işarettir ki, Cenab-ı Hakk'ın arşı su hükmünde olan şu esir maddesi üzerinde imiş; esir maddesi yaratıldıktan sonra, Sâniin ilk icadlarının tecellisine merkez olmuştur. Yani esiri halkettikten sonra, cevahir-i ferd'e kalbetmiştir.

Çanakkale yöresine özgü, çeşitli sebzelerle hazırlanan türlü yemeği....

Şaraşura,
Geleneksel Çanakkale mutfağının en güzel örneklerinden biri de Şaraşura’dır 

Bir tarif;
Malzeme;
3 patlıcan,
4 çarliston biber,
4 domates,
3-4 diş sarmısak,
sıvıyağ,tuz,karabiber. 
Yapılışı;
Patlıcanlar alacalı soyup,minik minik doğranır,tuzlu suda bekletilir.Diğer tarafta biberler doğranır, sıvıyağda patlıcan ve biberler kavrulmaya bırakılır, domateslerde doğranıp, pişmeye yakın katılır, ve birazda domateslerle beraber pişirip, incecik doğranmış sarımsaklarda katıp,  tuzu ve karabiberi ilave ederek, karıştırıp kapatılır.

Başka bir tarif;
Malzemeler;
Yarım kg taze fasulye,
1 patlıcan
1 kabak
2 patates 
3 çarliston biber 
1 soğan 
2 domates 
Yarım çay bardağı sıvıyağ
1.5 su bardağı sıcak su 
1 çorba kaşığı domates salçası, 
tuz

Yapılışı: 
Soğanı soyup iri iri doğrayın. Biberleri kalın halkalar halinde doğrayın. Domatesleri soyup küp küp doğrayın. Sıvıyağı tencerede ısıtıp soğanı pembeleştirin. Biber ve domatesi soğana ekleyip karıştırın. Salçayı çok az suda eritip tencereye ekleyin.   Fasulyeleri temizleyip ikiye bölün. Patates, kabak ve patlıcanları soyup küp küp doğrayın. 1.5 su bardağı sıcak su, tuz ve sebzeleri tencereye ekleyip 30 dakika pişirin. Ilık veya soğuk olarak servis yapın.   

Kaynakça; http://www.lezzet.com.tr/

Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık...

Leken,
Kar Ayaklığı.

Basınç, herhangi bir yüzeyin üzerine etki eden dik kuvvetin birim alana düşen miktarıdır.Bir madde kaytı, sıvı ya da gaz olsun ağırlığı yüzünden bulunfuğu yüzeye bir kuvvet uygular. Kuvvetin kaynağı ne olursa olsun, birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç , bütün yüzeye dik olarak etki eden kuvvete de basınç kuvveti denir.Bu kuvvet ağırlık, zorlama veya gaz moleküllerinin (gaz molekülleri hareketli oldukları için) yüzeye çarpmaları sonucunda meydana gelen darbelerin toplamı olabilir.Basınç P harfi ile, basınç kuvveti de F harfi ile gösterilir.
Katıların Basıncı:
Basınç; kuvvetin yüzeye oranı ile bulunur.
Taban alanı 1 m2 olan 1 Newtonluk bir cismin yere yaptığı basınç 1 Paskaldır.
Yüzey genişledikce basınç azalır.

Ayı, deve, fil vb hayvanların ayakları geniştir.Bu hayvanalar ağırlığı fazla hayvanlardır.Ama geniş ayaklara sahip olduklarından yere fazla basınç yapmazlar.
Karda yürürken leken adı verilen geniş kar ayaklıklarının giyilmesinin sebebi kara batmamak içindir.(Lekenin yüzeyi geniştir.)

Popüler Yayınlar

Yeni içerikler için takip edin!