Atom numaraları 89 ile 103 arasında yer alanradyoaktif elementlere verilen ad....

Uranyum- uranium
Aktinitler, 
Periyodik tabloda yedinci sırada yer alan elementlerdir. Atom numaraları 89 ile 103 arasında olan 15 radyoaktif elementten oluşur.

Bunlar: 
Aktinyum - Toryum - Protaktinyum -Uranyum - Neptünyum - Plutonyum - Amerikyum - Küriyum - Berkelyum - Kaliforniyum - Aynştaynyum - Fermiyum - Mendelevyum - Nobelyum - Lavrensiyum


Geçiş elementlerinin bir alt serisindedirler ve doğada çok ender bulunurlar. Aktinyum - Toryum - Protaktinyum -Uranyum elementleri doğada bulunurlar. Diğerleri nükleer reaksiyonlarla elde edilmektedir. Aktinitler ismi serideki ilk element olan Aktinyum' dan alırlar. Esasen elementlerin radyoaktivitelerini ima eden Yunanca  (aktis) "ışın" kelimesinden aktinitler adını alır. Bu elementlerin en önemli ortak özelliği bütün izotopları radyoaktiftir ve kolaylıkla çekirdek bozunmasına uğrayan kararsız ve ağır metallerdir.

Türkiye' de kadın karikatür sanatçıları ...

Feyhan Güver, Gülay Batur,
Meral Onat, 

Neşe Binark, Nuray Çiftçi,
Piyale Madra,
Ramize Erer,
Selma Emiroğlu-Aykan(İlk), Semra Can, Sema Ündeğer, Semiramis Aydınlık,

Türkiye' nin ilk kadın karikatürcüsü...

Selma Emiroğlu-Aykan

İlk Türk kadın karikatürcüsüdür.1928 yılında doğan Selma Emiroğlu (evlendikten sonra S.E. Aykan), çizim dünyasına ilk kez Amcabey dergisinde karikatür çizerek adım atmıştır. Bu derginin yayıncısı da olan ünlü çizer Cemal Nadir Güler'in yönlendirme ve önerileriyle 1945 yılından itibaren Doğan Kardeş dergisine önce kapak, ardından da Kara Kedi Çetesi başlıklı bir çizgiroman hazırlamaya başlamıştır. Üç yaşından beri elinden düşürmediği kalemiyle karikatür çizen Emiroğlu, bu konudaki yeteneğinin dışında uzun yıllar istanbul Şehir Korosu'nda dramatik soprano olarak da çalışmış, radyoda konserlere çıkmıştır.

Selma Emiroğlu, bu tarihten sonra yeteneğinin de devreye girmesi sayesinde bu dergide 1945'den itibaren çizmeye başladığı Kara Kedi Çetesi'nin Başına Gelenler başlıklı çizgiromanın popülaritesiyle üne kavuşarak, şöhretli ilk Tür kadın çizgiromancısı haline gelmiştir. Emiroğlu, hepsi bu çocuk dergisinin sayfalarında yayınlanan başka bazı çizgiromanlara da imza atmıştır. Bunların hemen hepsi metinleri alt yazılı olarak yayınlanmıştır. 1947 yılında 'Cin ile Can ve Mercan Balığının Serüvenleri', 1948'de 'Oya'nın Hikayesi', 1949'da çoğunu La Fontaine'in eserlerinden esinlendiği Tavşan Kardeşin Sofrası, Böceklerin Oyunu, Tırtılın Hikayesi ve Zenci ile Maymun başlıklı çizgiromanları hazırlamıştır. Emiroğlu'nun karikatürize stildeki temiz ve sade çizgileriyle hayat bulan bu çalışmaların hemen tamamı hayvan karakterlerin başrolde olduğu yapıtlardır. Bilhassa Ekim 1949 tarihinde Kara Kedi Çetesinin Dönüşü başlığıyla yeniden Doğan Kardeş sayfalarına misafir olan popüler çizgiroman serisinde yer alan Kara Kedi, Pamuk ve Sarman adlı sıkı arkadaş olan üç kedi, hepsinin arasından en sivrilenleri olmuştur. Bu şöhretli seri 1964 yılı sonundan itibaren ve bu kez evlendiği için soyadı değişerek Selma Emiroğlu Aykan adıyla, çizerin elinden yine derginin arka kapağında maceralar yaşamışlardır. Doğan Kardeş için pek çok kapak resmi de çizen Emiroğlu, böylece çizerlik kariyerinin dokuzuncu sanatla alakalı bölümüne noktayı koymuştur.

Önemli not:

[Yapı Kredi’nin kurucusu Kâzım Taşkent’in, 10 Nisan 1939 günü İsviçre’de çığ kazasında ölen 10 yaşındaki oğlu Doğan’ın anısına yayımladığı çocuk dergisi Doğan Kardeş’in ilk sayısı 23 Nisan 1945’te çıkmıştı. Dönemin önemli kültür adamlarından Vedat Nedim Tör’ün önerisiyle ve onun yönetiminde yayımlanan dergi, sonraki yıllarda ülkemizin kültür hayatında yerlerini alacak pek çok şair, yazar ve sanatçının ilk kez göründüğü yer oldu. Dergide karikatürleri yayımlanan 1930 doğumlu lise öğrencisi Yalçın Emiroğlu da onlardan biriydi. Emiroğlu, sonradan derginin yayımladığı kitapların kapak ve iç resimlerini de çizdi.]

Tatar mutfağına özğü, içine kıyma konularak yapılan mantı...




Peremeç, Piremeç (Ağzıaçık),

Malzeme: 
600-700 gr. un,
3/4 su bardağı su veya süt,
30-50 gr. şeker,
100-150 gr. yağ,
1-2 yumurta, kıyma, soğan,
1/2 çay kaşığı tuz, yeteri kadar karabiber. 


Yapılışı:
Peremeç yapmak için malzemesinden hamur hazırlanır, 50-60 gr. parçalara bölünür. Bu parçalar komposto kabı büyüklüğünde açılır (oklava ile). İçine kıyma, soğan, tuz ve biber karıştırılmış kıyma konur. Et yayıldıktan sonra hamurun kenarları yukarıya doğru kaldırılıp büzülür. 


Yapılan peremeçler, un serpilmiş tahtaya dizilir. Kabarıncaya kadar bekletilir. Kabaran peremeçler, kızgın yağda kızartılır. Tavaya konuş şekli açık tarafı alta gelecek şekildedir. Alt tarafı kızarınca çevrilir. Ağzı açık olan yere tavadaki yağdan kaşıkla bir miktar konur.
Peremeç çukur tavada bol sıvı yağda kızartılır. Peremeç, sıcak olarak servis yapılır. Yerken içine ketçap veya arzuya göre sirke konabilir.


Tohumda embriyonu kaplayan etli bölüm...

Çenek,

Embriyonun bir kısmını oluşturan, besin deposu görevini yapan ve ilk oluşan yapraklar.Tohumda en iç parçayı, embriyonu, saran etli bölüm. 

Tohumdan ilk çıkan yaprak çenek yapraktır. Tek çeneklilerde çenek sayısı bir, çift çeneklilerde de ikidir.

''Düden'' de denilen, eriyen taşların bulunduğu bölgelerde suların dibe daldığı yer...

Subatan,
Dolin, uvala ve polye gibi yüzeyden kapalı havza ya da çukurlukların tabanında ve ya kenarında bulunan ve buralara gelen suları yeraltına drene eden şekillerdir.

Karstik yörelerde kapalı havzaların sularını toplayan oyuk, düden (Ponor). Karst çukurlarının tabanında veya yamaçlarının eteklerinde akarsuların yeraltına girerek kaybolduğu oyuklara verilen ad. Subatanlar “ Düden” veya “ Dolin” diye de adlandırılır. Bunlar genellikle geçirimsiz katmanların kalkerle kesiştiği bölgelerde yer alır.

Güneş sisteminin bir gezegeni olduğu sanılan büyük bir gökcismi...



Sedna,
Adını Eskimo kültüründe okyanus tanrıçası Sedna’ dan alan göktaşı 10 bin 500 Dünya yılı ile Güneş Sistem’nin en uzun yörüngesine sahip. Gezegenin keşfi ile astronomlar arasında yeni bir tartışma başladı. Sedna’nın bir gezegen olup olmadığı üzerine kafa yürüten bilim adamları bu şekilde gezegen kavramını ve Güneş Sistemi’nin de yapısal özelliklerini gözden geçiriyorlar.  Güneş Sisteminin 10. Gezegeni ‘Buz ve Kaya Krallığı’ mı? Kısa adı NASA olan Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi tarafından fırlatılan Sedna 4 teleskobu Güneş Sistemi’nde yeni bir gezegen keşfetti.  Eğer bulgular doğruysa 74 yıllık ‘9 gezegen’ bilgisi tarihe karışacak. BBC’de yayınlanan habere göre NASA tarafından uzaya fırlatılan Sedna 4 teleskobu tarafından gönderilen bilgilerle Plüton gezegeninden daha büyük olduğu sanılan yeni uzay cismi ispat edilmesi halinde Güneş Sistemi’nin 10. gezegeni olacak. Ancak astronomlar bu cismin halen Güneş Sistemi’nin bir üyesi olup olmadığını araştırıyorlar. Daha önce de Hubble Teleskobu tarafından tespit edilen cisimle ilgili detaylı bilginin bu hafta içinde NASA tarafından dünya kamuoyurna açıklanacağı kaydedildi. En son 1930 yılında varlığı ispatlanan Plüton gezegeninden bu yana Güneş Sistemi’nde 9 gezegen olduğuna dair bilim öğretisini alt üst edecek olan ‘yeni gezegen’ bilim adamları tarafından ‘Buz ve Kaya Krallığı’ olarak ifade ediliyor.

Sedna 10 bin 500 Dünya yılı süren Güneş’in etrafında bir tam dönüşü esnasında yıldıza sadece çok kısa bir süre için yaklaşıyor ancak bi gezegenin ısınmasına yetmiyor.  Gözlem adı 2003 VB12 olan Sedna kızıl parlak bir renge sahip; bilim adamları parlak kızıl rengin gezegenin bulunduğu Güneş Sistemi’nin dış bölgeleri için oldukça olağandışı bir durum olduğunu belirtiyorlar. Dr. Brown Sedna gibi Güneş Sistemi’nin sonu sayılacak bir mesafeden Güneş’in hissedilmediğini belirtti. Dr. Brown Sedna gezegeninde bulunan bir kişinin Güneş’i toplu iğne ucu büyüklüğünde göreceğini ifade ediyor. Bilim adamları Sedna’nın yüzey ısısının -240 derece olduğunu ve bu değerin son 4.5 milyar yıldır değişmediğini belirlediler.

Sedna 1930’da Plüton’nun keşfinden sonra bulunmuş en büyük gök cismi. Kimi astronomlar Sedna’nın Plüton’dan da daha büyük olabileceğini tahmin ediyorlar. California Institute of Technology astronomlarından Prof. Michael Brown liderliğinde yürütülen bir araştırma projesi kapsamında keşfedilen Sedna Dünya’dan 10 milyar kilometre uzaklıkta Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede yeralıyor. Kuşakta bulunan binlerce göktaşından şimdiye dek yaklaşık 400 tanesi tam olarak keşfedildi.  Sedna’nın da içinde bulunduğu Kuiper Kuşağı astronomlar tarafından bir “maden” olarak nitenlendiriliyor. Yüzlerce buzdan göktaşı içeren Kiuper Kuşağı’nda 2000’de Varuna (900 km) 2001’de Ixion (1.065 km) ve 2002’de Kuaoar (1.200 km) gezegensileri tespit edilmişti. Şubat ayında ise 1.800 km çapında 2004 DW gözlem adı ile bir başka gezegensi keşfedilmişti. Bünyesinde binlerce benzer büyüklükte gök cisminin bulunduğu Kuiper Kuşağı Sedna veya daha büyük yeni keşiflere gebe bir bölge. Sedna’nın daha önce bulunan benzer göktaşlarından farkı kendi başına bir yörünge tutturmuş olması. Arizona’da bulunan Tenagra Gözlemevi gezegenin yörüngesini belirlemek üzere çalışmalara başladı.

Sedna’nın keşfi gezegen kavramının sorgulandığı ve belki de yeniden tanımlanacağı tartışmaları da alevlendirdi. Bir grup astronom Plüton’nun dahi bir gezegen olmadığını düşünüyor. Yapılacak gözlemler sonunda Plüton’u gezegen sayılması için yeterli koşulların Sedna için de geçerli olduğuna dair fikir birliği oluşursa Güneş Sistemi’nin on gezegeni olacak. Bilim çevreleri göktaşının bir gezegen olarak değer kazanmasının daha geniş gözlemler gerektirdiğinin altını çiziyorlar.  Bunların başında da göktaşının bağımsız Güneş merkezli bir yörüngesi olması kuramı geliyor. Sedna’nın eliptik yörüngesinde Güneş’in etrafında tam dönüşünü 10.500 yılda tamamladığı belirtildi. Uzun çapı 135 milyar kilometre ile Sedna’nın yörüngesi Güneş Sistemi’ndeki en uzun yörünge. Gezegeni keşfeden Dr. Micheal Brown göktaşını gezegen yerine kaya ve buzdan oluşan ve hacmen daha ufak olan “gezegensi” (planetoid) olarak nitelemeyi tercih ediyor. Brown Sedna’nın yeterince yüksek bir yoğunluğa sahip olmadığını düşünüyor.  Keşfi Havaii’deki Gemini Observatory’den Michael Brown ve Chad Trujillo ve San Diego’daki Palomar Gözlemevi’nden Yale Üniversitesi astronomu David Rabinowitz birlikte yaptılar. Ekip Sedna’nın etrafında dönen bir de uydusu olduğunu  keşfettiler. Güneş sistemindeki en soğuk cisim.

Tek atla çekilen, dört yanı açık ve üstü kapalı araba...


Paraçol, Paraşol,
(a one-horse carriage with open sides.)

Bağ arabası, fayton, brik, kupa, lando, yarım lando,

Üsküdar' da 1930-1950 yılları arasında eski deyimiyle vesait-i nakliye, yani ulaşım araçları sınırlıydı. En çok kullanılan vasıtalar tramvay ve paraşol tabir edilen tek atlı arabalardı. O zamanlarda bir ya da iki de fayton vardı.

Gelirler, kazançlar...

Avaid,
İratlar, gelirler. Aidat. Tahsisât.

Eski Mısır inanışında bereket ve hasat tanrısı...

Min,

Çöllerdeki seyyahların koruyucusu, hasat ve bereket tanrısı.  Ona güç ve iktidar Tanrısı da denilmektedir.

Min başında iki tüy ve kırmızı kurdelalı bir taç, erkeklik organı erekt ve sağ elinde bir kamçısı vardır.

Erkeklikte seksin tanrısıdır. Koptos'ta tapınılır.

Yunanlılarda bu tanrı Yunan tanrısı Pan ile birleştirilmiştir. Bu tanrıya adak olarak koç kesilir. Min'e tanrıça İsis'le beraber de tapınıldığına rastlanmaktadır. Her yıl hasat mevsimi geldiğinde onun adına kutlamalar yapılır. Ayrıca bu tanrı kervanların kouyucusu olarak da bilinir.Min'in kökeni Kızıldeniz'e kadar uzanır. Tanrı Min'in Horus'la büyük kavgaları olmuştur. Ve bunun sonucunda Ra ikisinin de barışmasını emretmiştir.

Batılı tacirlerin ticaret için geldikleri Osmanlı limanlarında gümrük dışında vermek ya da ödemek zorunda kaldıkları her şey için kullandıkları deyim...

Avani,

Hint asıllı İngiliz yazar ve romancı ...

Salman Rüşdi (Rushdie) , 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asıllı İngiliz yazar ve romancıdır.

Romanlarının çoğu Hindistan'ı konu alır. Anlatımı, mit ve fanteziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdır. Bunun yanında Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiştir. Booker ödülü yanında birçok ödül sahibidir.

Salman Rüşdi, Urduca ve İngilizce konuşan müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947'de (bağımsızlıktan iki ay önce) Bombay'da dünyaya geldi. 1961'de lise eğitimi için İngiltere'ye gönderilen Rüşdi'nin ailesi, 1964'te diğer müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleşti.

Cambridge'de tarih eğitimi gören Rüşdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romanı Grimus (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra, Geceyarısı Çocukları (Metis, 2000) romanıyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan'da aynı akıbete uğrayan Utanç (Metis, 2005) izledi. Nikaragua anılarını aktardığı The Jaguar Smile'ın (1987, Jaguar Gülüşü, Pencere, 1989) ardından yazdığı The Satanic Verses (1988, Şeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandıysa da Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandı.

Humeyni tarafından yazar hakkında ölüm fetvası verildi.

Başlıca eserleri;


  • Ayakların Altındaki Toprak (1999)

  • Doğu, Batı (1994)

  • Grimus (1975), Geceyarısı Çocukları (1980) 

  • Harun ve Hikayeler Denizi (1990), Hayali Vatanlar: Makale ve eleştiriler, 1981-1991 (1992) 

  • Mağribinin Son İç Çekişi (1995) 

  • Öfke (2001) 

  • Soytarı Şalimar (2005)  

  • Şeytan Ayetleri (1988)

  • Utanç (1983)

  • Jaguar Gülüşü: Bir Nikaragua Yolculuğu (1987)


  • İyimser...

    Optimist,
    Bir kişilik tipidir.

    Bilinen kişilik tipleri;
    1- Popüler Optimistler (Dışadönük -Konuşkan - İyimser )
    2- Melankolikler ( İçedönük - Düşünceli -Karamsar )
    3- Güçlü Klorikler ( Dışadönük -Yapıcı - İyimser )
    4- Barışcıl Soğukkanlılar ( İçedönük - Olaylara seyirci - Karamsar )


    Popüler Optimistler;
    Belli Başlı Karakter Özellikleri ( Dışadönük – Konuşkan – İyimser)

    Tipik popüler optimist karakteri duygusallık ve kanıtlayıcılıktır. İşi eğlenceye dönüştürürler ve hepsi insanlarla birlikte olmayı severler. Sempatiktirler ve yaşamdan aldıkları türlü zevkleri renkli tariflerle anlatırlar. Her zaman en iyiyi isterler. Küçüklüklerinden beri eğlenceye ve oyunlara meraklıdırlar.Renkli Kişilikleri ve doğal karizmaları , insanları onlara iter. Bulundukları ortamlarda hep ön plnda gözükürler. Ofis hayatında da dikkat çekerler. Partiler düzenlerler. Organizasyonların oluşturulmasında ön ayak olurlar.


    Melankolikler;
    Belli Başlı Karakter Özellikleri ( İçedönük – Düşünceli – Karamsar )
    Hani popüler optimistler ne kadar dışadönükse melankolikler de bir o kadar içedönüktür. Popüler optimistler ne kadar konuşmayı ve her şeyi açığa dökmeyi seviyorlarsa , melankolikler de o kadar susmayı tercih ederler. Onlar sessiz ve düşüncelidirler. Popüler optimistler hayata ne kadar pempe gözlüklerle bakıyorlarsa melankolikler de bir o kadar karamsar bakarlar dünyaya. Melankolikler her zaman problemin kaynağına inmek isterlerOlayların sadece görünen kısımlarıyla ilgilenmezler.İçindeki gerçekleri de araştırırlar. Popüler optimistler konuşur, Güçlü klorikler yapar, Barışçıl soğukkanlılar seyreder ve melankolikler de işin planlanmasını ve ayrıntısına kadar düşünülmesini sağlar.






    Güçlü Klorikler :
    Belli B aşlı Karakter Özellikleri ( Dışa dönük – Yapıcı – iyimser )
    Güçlü klorikler imkansızı hayal eden ve en ulaşılmaz yıldıza ulaşmayı hayal eden insanlardır. ”Robert Browning ; Bir insanın ulaştığı nokta onun sınırlarını aşmalıdır, Yoksa cennet neye yarar ki?” diye düşünür. Her zaman amaçlar , ulaşır, başarır. Popüler optimistlerin konuştuğu, melankoliklerin düşündüğü ortamlarda güçlü klorikler ortaya bir şeyler çıkartır.
    Güçlü klorikler her ikisi de dışadönük ve optimist oldukları için popüler optimistlerle benzeşirler. Güçlü klorikler herkesle kolaylıkla iletişim kurabilir ve kendisi işin içinde olduğunda her şeyin yoluna gireceğini bilir. Diğer karakterlerden daha çok işin içindedir ve sizin kendi konumunu anlamanızı sağlar. Çünkü genellikle lider olma özelliklerine sahiptir ve çoğunlukla hangi kariyeri seçerse seçsin en tepeye tırmanır. Plitik liderlerin büyük çoğunluğu güçlü kloriktir.  Öncelikle şunu belirtmemiz gerekirki güçlü klorikler kadar liderliğe aşık başka bir karakter özelliği daha yoktur. Bir şeyleri yönetmek ama doğru olarak yönetmek onlar için bir tutkudur. Onlar daha çocukluklarından itibaren ilerki hayatlarında ne olmak istediklerini bilirler ve bunuda ailelerine ve yakın çevrelerine de bildiriler.


    Barışcıl Soğukkanlılar;
    Karakter Özellikleri ( İçedönük – Olaylara seyirci – Karamsar )
    Barışçıl soğukkanlılar hepimize , kafamızı taktığımız şeylerin, “Aslında o kadar da önemli olmadığını “ gösteren bir gruptur. Barışçıl soğukkanlılar tüm karakterler içinde anlaşması en kolay olanıdır.Herkes onların yakınında olmaktan memnundur. Oturtuldukları her yerde mutludurlar ve programlarının değişmesi onları rahatsız etmez. Arkadaşlarını severler ama yalnızda mutludurlar. Dengeli olmaya çalışırlar. Hayatı en uç noktalarında yaşayamazlar. İki uca da belli mesafede dururlar. Ama buu korkmadan yaparlar. Dikkati kendi üzerine çekmekten sakınır;sessiz sedasız kendisinden bekleneni, hiçbir takdir beklemeden yerine getirir. Onlar görev adamıdırlar. Barışçıl soğukkanlılar tabiri caizse bir il durumunda kimse onlardan yardım istemediği sürece arkalarına yaslanırlar. Ancak yardım istendiğinde de hiç bir şey olmamış gibi gider , sakince yardım ederler. Bu durum özellikle güçlü klorikleri kızdırabilir. Onların kişilikleride çok karmaşık değildir. Çevreleri tarafından kolaylıkla anlaşılırlar. Yumuşak başlıdırlar. Çok ileriyi düşünmeyi sevmezler. Bir kanepede oturuyorlarsa durgun derli toplu ve sessiz bir şekilde otururlar ve çevrelerini seyretmekten zevk alırlar. Popüler optimistler çığlıklar atar, güçlü klorikler tepinir, melankolikler siner ama barışçıl soğukkanlılar olay ne olursa olsun sakin kalabilirler. Sabırlıdırlar ve hayatla barışık yaşarlarAncak onlarda da melankoliklerdeki kadar olmasa da bir miktar karamsarlık vardır. Ayrıca güçlü kloriklerden sonra yönetim yeteneği olan ikinci gruptur. (Ancak onların bu yetenekleri güçlü kloriklerde olduğu gibi doğuştan değildir. Öğrenmeyle gerçekleşir). İnsanlarla kolay anlaşırlar. Ayrıca onların çok da arkadaşları vardır. Son olarak ta barışçıl soğukkanlıları çok iyi dinleyiciler olarak nitelendirebiliriz.

    Hintli rahiplerin boyunlarında taşıdığı tohumlardan oluşan kolye, takı...

    Rudrokşa, 

    Hintli rahiplerin boyunlarında taşıdığı ve tene değdiği zaman pozitif enerjiyi artırdığına inanılan tohumlardan oluşan kolye veya takıya verilen ad.

    Hintli kadınların kaşlarının arasına yapıştırdıkları süs...

    Bindi, Tika.

    Bindu kelimesinden turemiş sanskritce nokta anlamına gelen kelime.Hintlilerin iki kaşlarının ortasına yaptıkları evliliği sembolize eden kırmızı,  turuncu (veya başka renklerdeki) nokta.Hintli kadınların alınlarına yapıştırdıkları "bindi" adı verilen noktaların ise negatif düşüncelerden koruma özelliği olduğuna inanılıyor. Bekarların siyah, evli kadınların kırmızı renkte taktığı bindiler, artık aksesuvar olarak kullanıldığı için farklı renk ve figürlerde yapılıyor.


    Kurşunkalem ve kimi aygıt parçalarının yapımında kullanılan bir çeşit doğal karbon...

    Grafit,

    Grafit, gayet yumuşak, dokunumu yağsı ve ince levhalar halinde bükülme özelliğine sahip, bir karbon mineralidir. Sertliği 1, yoğunluğu 2dir. Rengi siyah ve gri, çizgi rengi kül renginde ve yağlıcadır. Doğada; kristal, pul ve "amorf" diye tanımlanan şekilleri mevcut olup, en iyi formu kristal grafittir ve tenörü en yüksek olanıdır.

    Doğada daha ziyade metamorfik zonlarda şistler ve mermerlerle birlikte ve magmatik kayaçların yakınlarında bulunmakta ve daha ziyade rejiyonal metamorfizma alanlarında daha geniş rezervlere ve yüksek tenörlere sahip olabilmektedirler. Grafitin doğadaki yatak şekilleri; fillon, damar, adese, bazen de dissemine şekildedir. Sadece Rusyada cevherleşme, dayk şeklinde magmatik olarak teşekkül etmiştir.

    Grafit, karbonun üç ana allotropik şekillerinden biri olup, yatay tabakalar şeklinde oluşmuştur ve kullanım alanı hayli fazlacadır. Ülkemizde tenörü düşük bir kaç grafit yatağı mevcut olup,her geçen gün bu yataklara değişik özelliklerde, farklı yatakların da eklendiği izlenmektedir. Balıkesir Susurluk grafiti doğal haliyle yüksek sabit karbon (% 70 ler civarında) içermesi ve iri kristalen yapısı ile bir anda dikkatleri üstüne çekmiş ama Bursa yolu kenarında kalması yüzünden bir türlü işletilmeye alınamamıştır.Bu yataklardan Muğla – Milas (Ören - Yoğunolukdere) yöresindeki meta antrasit-semi grafit oluşumunun görünen rezervinin 510 000 ton civarında olduğu da (sahipleri tarafından) iddia edilmektedir. Balıkesir, Susurluk yöresi, Konya ve Kastamonu civarlarındaki oluşumların henüz rezervleri hesaplanmamıştır.

    Türkiyede grafiti ham olarak tüketen sanayi dalları kurşun kalem ve döküm sanayiidir. Boya yapımcıları ve demir çelik fabrikaları ithal grafit ve ürünlerini kullanmaktadırlar.Döküm sanayiinde kullanılan grafitte % 60 - 70 oranında sabit karbon istenilmektedir.Kurşun kalem sanayiinde ise bu oran % 95 in üzerindedir.

    Karbon;   
    Sembolü: C
    Atom Numarası: 6, Ametal   
    Rengi: Grafit siyahtır, elmas ise renksizdir.   
    Kristal Yapısı: Kübik   
    Grubu:  4A grubu,   
    Periyot: 2.   
    Atom Kütlesi: 12.01   
    Erime Sıcaklığı: 3500 °C  
    Kaynama Sıcaklığı: 4800 °C  
    Standart Hali: 298 °K katı   
    İzotopları: 10,12,13,14,15,60   
    Yükseltgenme Dereceleri: -4,+2,+4   
    Elektron Biçimlenmesi: 1s 2s 2p

    İnsanın yaradılış özelliği...

    Natura,

    İsa, Meryem ve Vaftizci Yahya'nın doğum yıldönümüne Hıristiyanlıkta verilen ad...

    Nativitas,

    Hazreti İsa peygamber' in doğduğu yer olduğuna inanılan mağara üzerine kurulu; rum ortodoks, katolik ve ermeni ortodoks kiliselerince paylaşılan beytüllahim'de bulunan kilise.Hz. İsa' nın doğumu anlamında kullanılır.

    Hz İsa'nın Doğum Tarihi (Nativitas; İsa, Meryem ve Vaftizci Yahya'nın doğum yıldönümüne Hıristiyanlıkta verilen ad) Yılın başlangıç noktası 25 Aralık olarak Anglosakson İngiltere' de bu tarihte kutlanırdı.

    Artvin ilinde, doğal güzelliğinden dolayı "Tabiatı Koruma Alanı" kapsamına alınan bir orman bölgesi...

    Efeler, Tabiatı Koruma Alanı.

    Efeler (Gürcüce: Eprati),

    Artvin ilinin Borçka ilçesine bağlı bir köydür. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Efeler köyü eski adı Macahel yöresini oluşturan Borçka ilçesi Camili bucağına bağlı 6 köyden (Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral, Uğur) biridir. Borçka-Camili Karayolunun karşı tarafından yer alan Efeler, Borçka'ya 56 km, Artvin'e ise 88 km uzaklıktadır. Nüfusu, 1990 sayımında 385, 1997'de 245 ve 2000'de ise 267'dir. Köyün eski ismi "Eprat" olup, "büyük kayalıklar" anlamındadır.

    Coğrafi yapısı itibariyle de yüksek kayalıkların üzerinde bulunmaktadır. Camili-Efeler ormanı,sadece Türkiye'nin değil,neredeyse bütün Avrupa'nın tek insan eli değmemiş orman ekosistemidir. Sahada görülen kayın, göknar, ladin, gürgen, kestane, kızılağaç başlıca ağaç türleridir. Bunun yanısıra çeşitli meşe türleri de bulunmaktadır. Ayrıca koruma sahasının bulunduğu havza yırtıcı kuşların göç yolu üzerinde bulunmaktadır.

    Un kavrularak yapılan bir çeşit yemek...

    Çerviş (Arnavut Kaşası),

    Malzemeler;
    1 Adet tavuk Sosu için

    1 Su bardağı un
    4 Yemek kaşığı sıvı yağ
    3 Su bardağı tavuk suyu 
    1 Yemek kaşığı toz kırmızı biber
    1 Baş sarımsak
    125 Gram margarin
    Kızartmalık patetes isteğe bağlı.

    Yapılışı;
    Önce tavuk kaynatılıp suyu alınacak.Pişen tavuk didilecek.. Tencereye yağı koyup erittikten sonra bir bardak un ilave edilip kaynatılacak(açık sütlükahve rengi olana kadar kavrulacak). Bir baş sarımsak tuzla iyice dövülecek. 3 Bardak tavuk suyuyla beraber kavrulan una katılacak..Koyu bir bulamaç haline gelene kadar kaynatılıp yayvan bir tabağa dökülecek.. Didiklenen tavukları üzerine serpiştirilecek..Kırmızı biberi sıvı yağda yakıp yemeğimizin üzerine dökelim .Yemeğimiz servise hazır..
    İsteğe göre yanına patetes kızartılabilir..

    Aralıksız yinelenen ve artık düşünmeksizin yapılan eylemlerin tümü...

    Rutin,

    Belli bir işe gücü yetmeyen, aciz...

    Eksin,

    Asker...

    Er, Sü, Su, Çeri,

    Asker, Orduda görevli er' den mareşal' e kadar bulunan kişilere verilen isimdir. Eski Türkçedeki karşılığı Su dur. Subaşı ise erbaşlar için kullanılırdı. Kökeni Latince exercitus=ordu olan asker kelimesinin Arapça şekil değiştirmiş hali Türkçe'ye geçmiştir.

    Askerlik yükümlülüğü altına giren şahıslar (erbaş ve er) ile özel kanunlarla silahlı kuvvetlere katılan ve resmi bir kıyafet taşıyan şahıslar için de kullanılmaktadır.

    Asker, Ordu...

    Leşker,

    Aralarında para toplayan bir grup insanın bir dosta verdikleri faizsiz ödünç para...

    Eranos,
    Eğlenmek üzere düzenli olarak bir araya gelen kimselerin oluşturduğu dernek.
    Aralarında para toplayan bir grup insanın bir dosta verdikleri faizsiz ödünç para;borç.

    Eski Yunanda Masrafları ortaklaşa karşılanan dostlar arası yemek.

    Civanperçemi de denilen ve çiçekleri halk hekimliğinde kullanılan otsu bir bitki...

    Ayvadana, Akbaşlı, Arapsaçı,
    Barsamotu, Binbir yaprak otu,
    Dağçayı,  Dülgerotu,
    Kandilçiçeği, Keteğen, 
    Marsamotu,   
    Yaraotu,

    Uludağ' da yetişen civanperçemi' ne Ebümülük denir.

    Civanperçemi (Achillea millefolium); 
    Yöresel olarak akbaşlı, barsamaotu, binbiryaprakotu, marsamaotu, beyaz civanperçemi, sarı civanperçemi ve kandilçiçeği diye de anılır. Mayıs-Ekim ayları arasında çiçek açar. 30-70 cm arasında boya sahiptir. Çayırlarda, tarlalarda, yol kenarlarında bolca yetişir. Hayatımızdan ayrı düşünemeyeceğimiz bir şifalı bitkidir. Türkiye'de 40 kadar civanperçemi türü bulunmakta ve bunların birçoğu kullanılmaktadır. Türlerine göre 5-100 cm yükseklikte, yapraklar yünlü gibi tüylü ve parçalı, çiçekleri ; beyaz, fildişi beyazı, soluk sarı veya altın sarısı rengindedir. Çok yıllık ve otsu bir bitkidir.
    Özellikle bahçelerde refakatçi bitki olarak çok kullanışlıdır. Bazı kötü niyetli böcekleri kovmakla kalmaz, bu böcekleri tüketen, yararlı böcekleri (uğur böceği ve çiçek böceği gibi) cezbeder. Toprağın kalitesini arttırır, yaprakları oldukça iyi bir gübredir, ayrıca etrafındaki diğer bitkilere de doğrudan faydalı olduğu söylenir. Yakınlarında yetiştiği hastalıklı bitkilerin sağlıklarını geri kazanmasına yardımcı olduğu söylenir. Mavimtrak renkli bir uçucu yağ taşır. Bu uçucu yağda azulen, limonen, sineol, borneol, pinenler, seskiterenler vardır. Bitki çayırlarda, dar tarla yollarında, yol kıyılarında ve tahıl tarlalarının kenarlarında kümeler halinde yetişir. Güneşli havalarda çevresine aromalı keskin bir koku yayar. Özellikle bahçelerde refakatçi bitki olarak çok kullanışlıdır. Bazı kötü niyetli böcekleri kovmakla kalmaz, bu böcekleri tüketen, yararlı böcekleri (uğur böceği ve çiçek böceği gibi) cezbeder. Toprağın kalitesini arttırır, yaprakları oldukça iyi bir gübredir, ayrıca etrafındaki diğer bitkilere de doğrudan faydalı olduğu söylenir. Yakınlarında yetiştiği hastalıklı bitkilerin sağlıklarını geri kazanmasına yardımcı olduğu söylenir. Aslında çiçekleri, güneşin en etkili olduğu saatlerde toplamak gerekir, çünkü o sıralarda eterli yağları ve şifalı gücü doruk noktasında olur. 

    Şu hastalıkların tedavisinde kullanıldığı bildirilir: Adet (aybaşı) kesintisi, enfeksiyon giderici, bağırsaklar, kanama, kan pıhtılaşması, tansiyon (düşürür), kan temizleyici, kan damarları (güçlendirir), nezle, soğuk algınlığı, su çiçeği, kan dolaşımı, gebelik önleyici (kanıtlanmamıştır), sistit, diyabet tedavisi, sindirim (canlandırır), hazımsızlık, egzama, ateş, grip, gastrit, salgı bezi sistemi, kalp atışı (yavaş), ingluenza, böcek kovucu, iç kanama, karaciğer (canlandırır ve düzenler), akciğer (kanama), kızamık, adet görme (bastırılmış), menoraji (aşırı mensturasyon), aybaşı (düzenler, ağrıyı hafifletir), memeler (ağrı), burun kanaması, basur (kanama), çiçek hastalığı, mide hastalığı, diş ağrısı, tromboz, ülser, idrar antiseptik, Rahim (sıkışma ve daralma), varisli damarlar, kuruntu.

    Yine, ayrıca civanperçemi çayının soğuk algınlığını 24 saat içerisinde geçirebileceği söylenir. İyi bir kanamayı durdurucudur ve antibiyotik etkiye sahiptir. Ve de özellikle kadınların göz ardı etmemesi gereken bir bitkidir.
    Düzenli olarak içilen bitki çayı ile migren tümüyle iyileşebilir. Bedeni temizleyici etkisi sayesinde, yıllar boyu yer etmiş hastalıkları bedenimizden dışarı atabiliriz. Civanperçeminin en iyi biçimde ve doğrudan kemik iliğini etkilediğini ve orada kan üretimini düzene soktuğunu özellikle belirtmek gerekir. Bu gücü sayesinde bitki, kemik iliği hastalıklarında,çay kürleri, banyolar ve tentür kullanımı yolu ile yardımcı olabilir. Mide kanamalarında ve basur (hemoroid) kanamalarında olduğu kadar, mide basıncı ve mide yanmalarına karşı bitki çayı çok kısa sürede başarı sağlayabilir. Soğuk algınlıklarında, sırt veya romatizma ağrılarında bitki çayı elden geldiğince sıcak olarak içilmelidir. Bitki çayı böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar, iştahsızlığı giderir, gazları ve mide kramplarını, karaciğer düzensizliklerini, mide ve bağırsak kanalı iltihaplarını iyileştirmeye yardım eder ve bağırsak beze çalışmalarını düzenleyerek, dışkılamayı kolaylaştırır. Kan dolaşımına ve damar kramplarına karşı çok etkili olduğu için bitki çayınıkoroner yetmezliğinde de önerilebilir. Rahatsız edici vajinal kaşıntılar, bitkinin kaynama suyu ile yapılan yıkama ve oturma banyoları sayesinde yok olabilirler. Civanperçemi çiçeklerinden, basura karşı etkili bir merhem hazırlanabilir. 

    Uyarı:
    Gebelik süresince kullanılmaması tavsiye edilir. Bazı kişilerde de alerjik tepkilere yol açabilir. Bir çalışmaya göre ise, civanperçeminin alkol özü laboratuar farelerinin sperm üretimini azaltmıştır.  Başkaca bilinen bir yan etkisi yoktur.

    Ege yöresine özgü, patlıcan ve kuşbaşı etle yapılan bir yemek...

    Zimirnika,
    Pabucaki,


    Malzemeler;
    750 gr. kuşbaşı kuzu eti,
    8 adet bostan patlıcanı,
    2 adet orta boy soğan,
    6 adet orta boy domates,
    Tuz, Karabiber.


    Yapılışı;
    Patlıcanlar alacalı soyulur.İçleri oyulur ve tuzlu suda acısı çıksın kararmasın diye bekletilir.Ufak ufak doğranmış kuzu eti ve domates, rendelenmiş soğan, tuz, karabiber karıştırılır. Hazırlanmış harç patlıcanların içlerine doldurulur. Üstleri domates parçaları ile kapatılırak dizilir. Üzerine 1.5 bardak su ilave edilir. üzerine 3 adet domates rendelenerek kapağı kapatılır ve 1.5 saat ağır ateşte pişirilir.
    Afiyet olsun...


    Ayrıca Yunanistan`da yayımlanan yemek kitaplarında bizim mis gibi sarmısaklı köfteye `Sucukaki Zimirnika` derler.

    Eski Peru halklarının dokuz gün süren dinsel bayramı...


    Raymi,
    Inti Raymi Festival,

    İnkalar genellikle güneşe adanmış tapınaklar inşa etmişlerdir. İnkalar’ın egemenliğine girmiş halklar da kendi bölgelerinde, onlarla ittifak olduğunu göstermek üzere veya gerçekten tapınmak amacıyla çeşitli güneş kültü yapıları inşa etmişlerdir. Kültün coğrafi genişlemesine tanıklık eden bu yapılardan bazıları günümüzde halen görülebilir durumdadır. İmparatorluğun en önemli bayramı İnti Raymi idi; kış gündönümünde, yani güney yarımküresinde en kısa gün olan 21 Haziran’da kutlanırdı. Bu bayram sırasında hem önceki yılda bahşedilmiş tüm iyi şeyler için şükran ifade edilirdi, hem de tarımsal ürünlere ilişkin olarak Güneş’ten korunma dileğinde bulunulurdu.


    Bu uygarlıkta başta bulunan ulu öndere « İnka’nın tek efendisi » anlamına gelen "Sapa İnka" ünvanı verilirdi.


    Uygarlığın Başkenti bugünkü Peru’nun Cuzco kentiydi. İlk kez Peru'nun dağlık arazilerinde bir oymak olarak ortaya çıkan İnkalar zamanla önce krallık, daha sonra (14.-15 yy.'da) imparatorluk haline geldiler. Politeizm, animizm ve şamanizmin bir karışımı olarak ifade edilebilecek İnka dininde İnka hanedanınca desteklenen ve ibadet edilen tanrı, İnti'dir (Güneş Tanrısı). İnkalar bu tanrının bedenlenmiş temsilcisi olarak gördükleri imparatorlarını "Güneşin Oğlu" diye tanımlardı.

    Hastalık derecesinde alışveriş yapma saplantısı...

    Oniomani - Oniomania,(Alış-veriş hastalığı).

    Satın almaya karşı aşırı arzu; kişide ihtiyacı olmadığı şeyleri de satın alma eğilimi.

    Arkadaşlarınızla olmak yerine alışverişe gidiyorsanız, hiç ihtiyacınız olmayan ürünleri satın alıyorsanız, paranız yokken bile alışveriş yapma isteğinizin önüne geçemiyorsanız, alışveriş bağımlısı olabilirsiniz. Alışveriş hastalığının adı "oniomani"dir ve 1900'lerde tanımlanmıştır. Oldukça eski bir tarihte tanımlanmış olması o zamanlar bile böyle bir rahatsızlığın olduğunu gösteriyor. Bugün modern dünyanın bir getirisi olan tüketim kültürü, insanları medya aracılığıyla daha fazla almaya ve tüketmeye zorluyor. Alışveriş hastalığını körükleyen albenili reklamlar, narsist sloganlar ve bunların yanı sıra sezon sonu indirimler, kampanyalar ve kredi kartlarına bol taksit seçenekleri de alma dürtüsünü daha da arttırıyor.

    Alışveriş bağımlılığı, tedavi edilmesi gereken psikolojik bir rahatsızlık olmasının yanı sıra aslında ciddi bir bağımlılık türüdür. Bu psikolojik hastalık; kişinin alışveriş yaparak rahatlaması, mutlu, güçlü ve kendini diğer insanlardan daha üstün hissetmesi gibi belirtiler gösterir. Genelde kişinin kendini depresyonda, yalnız ve problemleriyle başa çıkamaz hissettiğinde gittikçe artarak kontrolsüz alışveriş yapmasıyla ortaya çıkar.

    Eğer bağımlı olduğunuzu düşünüyorsanız tedavisi olduğunu bilin. İlaç tedavisinin olumlu sonuçları olduğunu yaptığı araştırmalarla desteklemiştir. İlaç tedavisi yanında psikolojik destek almak, daha da iyi sonuçlar verecektir. Alışveriş hayatın bir parçası olmalı ama tümü değil. Her hafta sonunuz AVM' lerde geçmemeli. Alışveriş yaşamın bir parçasıdır ama asla yaşamın anlamı değildir. Keyifli ve eğlencelidir ama hayatın tümü değildir. Alışveriş dışında da hayatınızda anlam katacak aktiviteler ve rahatlama yöntemleri bulun,yardım almaktan çekinmeyin. Unutmayın nelere sahip olduğunuz değil kim olduğunuz önemli.

    Zoralım ...

    Müsadere,
    Yasak edilen bir şeyin kanuna göre elden alınması. Zulüm ve cebir. Cebren.

    Zincirden yular ya da ayak kösteği...

    Keşen,

    Zina eden kadın...

    Zaniye,
    Zina eden. Meşru olmayan nikâhsız cinsî münasebette bulunan.

    Zina işleyen, eden ...

    Zani,
    Zina eden. Meşru olmayan nikâhsız cinsî münasebette bulunan.

    Zincirleme...

    Teselsül, Zincirleme, Zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. Silsile peyda etme. Zincirleme halinde olan, birbirine bağlı, silsile, dizi.
    Bazı şeylerin zincirleme olarak birbiri ardınca dizilmeleri; eşya ve olayların birbirine dayanarak arka arkaya gelmeleri. Mümkün olan eşya ve olayların husûle gelmede birbirlerinin müessiri olarak, yani birbirlerine sebep müsebbeb (illet ve ma'lûl) olarak mazi yönünde bir noktada durmaksızın sonsuza doğru devam etmesi.

    Silsile; 
    1. birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra
    2.bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası


    Müteselsil; Birbirini takib eden. Zincirleme, arasız, uzayıp giden. Birbirine bağlı olarak, peşpeşe devam eden.

    Zinde, dinç ...

    Diri, Dinç.
    Zinde; (Farsça) 1. diri, yaşayan, canlı. 2. dinç, sağlam, güçlü kuvvetli. -erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

    Popüler Yayınlar

    İzleyiciler

    Yeni içerikler için takip edin!

    BULMACA ANSİKLOPEDİSİ